Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6794 E. 2022/21158 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6794
- Karar No
- 2022/21158
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafisi, katılan vekili TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Ret, onama A)Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyizlerinin incelenmesinde; 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca, sanıklar hakkında doğrudan hükmedilen 2700 TL adli para cezasına ilişkin hükümler kesin nitelikte olduğundan, sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi göndermesiyle 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE, B)Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyizlerinin incelenmesinde; 1)Sanık ...'ın, ... Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. adına işveren vekili olarak katılanın işçi alacağını ödemesinden sonra, katılanın sanık ile birlikte asıl ve alt işverenlere karşı açtığı işçi alacağı davasını kazanarak işçi alacağını asıl işverenden yeniden alması üzerine, katılan tarafından işe giriş sırasında verilen imzalı kimlik fotokopisi arkasına renkli fotokopi yolu ile bono oluşturup doldurmak ve katılan tarafından atılan imzayı ciranta imzasına dönüştürerek, son ciranta olarak sanık ... adına katılana karşı icra takibi yapmak suretiyle bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan olayda; katılanın işe girişi sırasında hukuka aykırı şekilde alınan imzalı kimlik fotokopisinin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması nedeniyle eylemin TCK'nin 209/2 maddesi delaletiyle resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilerek, sanık tarafından fotokopileri dosyaya sunulan belirsiz süreli işçi sözleşmesi başlıklı aynı zamanda ikinci sayfalarında temliknamelerin yer aldığı belge aslının temin edilerek katılana gösterilmesi, imzaların kendisine ait olup olmadığının, sanık ile aralarında bu şekilde bir alacağın devri sözleşmesi yapılıp yapılmadığının, sanık tarafından kendisine ödenen işçi alacağı olup olmadığının sorulması, anılan belgede şahit olarak imzaları yer alanların CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, anılan belge gösterilerek imzaların kendilerine ait olup olmadığının ve belgelerin içeriğinin sorulması ile sanık ve katılan arasında suça konu bonoya dayanak teşkil eden bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ile sonucuna göre sanıkların eyleminin TCK'nin 211. maddesi kapsamında "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması, 2)Kabule göre de; UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanıkların benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş davalarının bulunduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda, sanıkların benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiş davalarının bulunduğu da gözetilerek, sanıkların hakkında benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 28.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yz.İşl.Md.Y. ...