Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6691 E. 2023/9238 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6691
- Karar No
- 2023/9238
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/308 E., 2015/418 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kula Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/308 Esas, 2015/418 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 30.11.2020 tarihli, 2016/32890 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın haksız olduğuna, kararın düzeltilerek mağduriyetinin giderilmesine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında farklı suçlardan yakalama kararı bulunduğu, sanığın yakalanması amacıyla başlatılan araştırma sonucunda kaldığı adresin tespit edilerek yakalandığı, sanığın üzerinde kendi fotoğrafını taşıyan kardeşi Mesut Karabayık'ın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanının ele geçirildiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanık savunmasında, suçlamayı kabul ettiğini, ifade etmiştir. 3. Dosyada mevcut IZM-BLD-15/01925 sayılı uzmanlık raporunda, "nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak düzenlendiği, belgenin düzenli yapıya sahip olması ve belgede fotoğraf üzerine geçecek şekilde oluşturulmuş mühür izi bulunması nedeniyle ilk nazarda dikkat çekmeyeceğinden aldatma kabiliyetini haiz olduğu" belirtilmiştir. 4. Sanığın tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğünün bulunduğuna dair adli sicil kaydının ve mahkeme ilamının dosyada mevcut olduğu görülmüştür. 5. Yapılan yargılama sonucunda, mahkeme sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet kararının verildiği arlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Tebliğname yönünden Suça konu sahte nüfus cüzdanının sanığın yüzüne duruşmada okunan uzmanlık raporunda belirtilen "belgenin düzenli yapıya sahip olduğu ve belgede fotoğraf üzerine geçecek şekilde oluşturulmuş mühür izinin bulunduğuna" ilişkin değerlendirme gözetildiğinde; 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan ve dosyadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip, atılı suçun sübutu ve nitelemesi yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden 1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kula Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/308 Esas, 2015/418 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.