Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/5486 E. 2024/9166 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/5486
Karar No
2024/9166
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/141 E., 2015/480 K. SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2014/141 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından, sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekili temyizinde özetle; suça konu belgenin, sanıkça açılan menfi tespit davasında delil olarak kullanıldığı, Kriminal Polis Raporu ile ... adına belgeye atılı imzanın adı geçene ait olmadığının sübut bulduğu, ... adı altındaki imzanın ise son bilirkişi raporunda kuvvetle ihtimal ...’e ait olduğunun belirtildiği, bu şekilde ihtimal barındıran kesin olmayan rapora dayanılarak karar verilemeyeceği, Adli Tıp Raporunda ise imzanın ...’e ait olduğunun tespitlenemediğinin belirtildiği, bu nedenle dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna Gönderilerek imza incelemesi gerektiği, güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararının da dosya kapsamına ve sanık beyanlarına aykırı olduğu, sanıkların suça konu malzemelerin kendilerine teslimini kabul etmekle birlikte sezon sonunda iade ettiklerini savundukları, oysa iade ettiklerine dair bir delil sunmadıkları gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ...'un 12.11.2014 tarihli mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. B. Sanık ... Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 09.04.2023 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. İddianamede; katılanların şikayetlerinde sanık ... ile aralarında sözlü bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma ile ortak olduklarını, aldıkları deniz sporu ve eğlencesi malzemelerini yaz sezonunda kullanması, işletmesi, elde edeceği gelirin yarısını kendilerine vermesi ve malzemelerini sezon sonunda iade etmesi şartıyla 15.000,00 TL'lik teminat senedi karşılığında aralarında anlaştıklarını, yaz sezonu bittiğinde sanık ...'un malzemeleri kullandığı halde sezon sonunda kendilerine kar payı vermediğini, verilen malzemelerden sadece tekne ve jet skyi kendilerine eksikleri olduğu halde teslim ettiğini, diğer eşyaları ise iade etmediğini iddia ve beyan ederek şikayetçi oldukları, özel belge niteliğindeki 26.09.2011 tarihli tutanağı katılanlar adına sahte imza atmak sureti ile sahte olarak düzenleyen sanıkların özel belgede sahtecilik ve kendisine kullanması amacı ile teslim edilen deniz sporu aletlerini katılanlara iade etmeyip sahiplendiği iddiası ile sanıklardan Turgut hakkında 5237 sayılı kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası sevki ile kamu davası açıldığı, katılanların beyanlarında sanık ...'un kendilerine su sporları işletmeciliği yaptığından bahisle ortaklık teklif ettiği, yazılı bir sözleşme yapmaksızın, yarı yarıya kar payı almak üzere anlaştıkları, 1 adet tekne, 1 adet jet ski yanında bir kısım deniz sporu aletlerini de satın alarak sanık ...'a verdikleri, ancak bu aletlerden sadece yatın ve jet skinin iade edildiği, jet skinin üçlü koltuğunun ve diğer aletlerin iade edilmediği, kar payı da verilmediği yönünde beyanda bulundukları, sanık ...'un sanıklardan Uğur'un katılanlarla iş yapacağı, kendisinin kefil olduğu, teslim edilmeyen malzemelerin zaten katılanlara ait olmaması nedeni ile teslim etmediklerini savunarak suçlamaları reddettiği, polis ifadesinde katılanlarla ortaklığı ve su sporu işletmeciliği yaptığını reddettiği, sanık ...'un aşamalardaki beyanlarında "iade edilmeyen malzemelerin kendisine ait olduğu", "ya sanık ... ya kendi adına satın alındığı, hatırlamadığı, bu aletlerin katılanlardan alınıp alınmadığını bilmediği" , "yapılan işin resmiyette kendi üzerine olduğu, ancak fiilen bu işleri yapanın aslında sanık ... olduğu", "Turgut ile birlikte bu işi yapacaktık ancak Turgut katılanlarla ortak olarak anlaşmış" yönünde beyanları bulunduğu, dosya kapsamındaki bir kısım beyanların çelişkili olduğu, sanık ...'un katılan ...'a karşı açtığı menfi tespit davasının, Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/263 Esas (eski esas numarası: 2011/793) sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3786 Esas sayılı ilamı ile onandığı, soruşturma aşamasında bir kısım tanıkların beyanlarının alındığı ancak mahkemece tanık dinlenmediği hususlarının anlaşılması karşısında; yukarıda bahsedilen hukuk dava dosyası ile sanık/ sanıklar ve katılanlar arasında var ise diğer hukuk dava dosyaları celbedilerek incelenip, tanıklar mahkemece dinlenip, sanık ... ile katılanlar da yeniden dinlenip, kovuşturma ve soruşturma aşamasındaki önceki beyanları ile çelişkiler giderilip, suç tarihi itibari ile söz konusu su sporları işletmesine ilişkin belgeler incelenip, sanık ...'tan, bir kiralama/ortaklık ilişkisi yok ise katılanların malzemeleri ne gibi bir gerekçe ile verdiği sorulup, katılanlar ile sanık/ sanıklar arasında bir ortaklık, kiralama ilişkisi bulunup bulunmadığı, sanığın katılanlara kar payı ödemesi gerekip gerekmediği, ödeyip ödemediği, iade edilmeyen aletlerin kime ait olduğu, sanık ... üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına mı yoksa 155 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamına mı girdiği, suçun niteliğine göre zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile suçun sübut bulup bulmadığı hususları belirlenerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, suçun subutu halinde de, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle sanık hakkında kurulan beraat hükmü hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2014/141 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanık ... Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Ve Sanık ... Hakkında Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2014/141 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2014/141 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/5486, K. 2024/9166, T. 04.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-5486-e-2024-9166-k-be5a715d6c3f