Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/24766 E. 2013/1660 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2012/24766
Karar No
2013/1660
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : Her iki suçtan mahkumiyet Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.04.2009 gün ve 214/98 sayılı kararında açıklandığı üzere; hüküm ve kararlarda yasa yolu bildiriminin yasa yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak biçimde belirtilmesi zorunlu olup, sanığın yokluğunda verilen ve 07.03.2006 tarihinde tebliğ olunan 13.10.2005 günlü hükümde temyiz süresinin başlangıcının yanılgıya yol açacak biçimde " tefhim ve tebliğden itibaren" denilerek usulüne uygun olarak gösterilmemesi ve temyiz yasa yoluna tabi olan bu ek kararın tebliği işleminin hüküm fıkrasında başvurulabilir yasa yolunun "itiraz" olduğu şeklinde yanıltıcı belirtilmesi nedeniyle geçersiz olduğu; kararın bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla; eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan eski hale getirme isteminin kabulüne dair ek kararın yok hükmünde bulunduğu ve sanığın öğrenme üzerine verdiği 14.11.2011 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Suç tarihinden önce kasıtlı bir başka suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan hükümlü hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin, soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine ve incelenen dosya içeriğine göre, hükümlünün yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı Kanun ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinin kabul olunması karşısında; “hükümlü hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, önceki kesinleşmiş mahkûmiyet hükmündeki “ağır hapis” cezasının, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesi gereğince “hapis” cezasına dönüştürülerek önceki hükmün aynen infazına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden infazda duraksamaya ve karışıklığa neden olacak şekilde hükümlü hakkında yeniden hüküm kurulması, 2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, hükümlünün bankanın maddi varlığı olan çeki kullanarak işlediği dolandırıcılık eylemi olup, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesine uygun olmasına rağmen aynı yasanın 503/1 ve 522 maddeleri ile tayin olunan cezanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği cihetle; karşılaştırmanın kesinleşen önceki hüküm ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f maddeleri uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi gerektiği ancak 158/1-f bendine göre önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK'nun uygulanma yeri bulunmayan 157/1. maddesi ile karşılaştırma yapılması, 3- Kabule göre de; dolandırıcılık suçu için öngörülen hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına rağmen yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini, Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm fıkrasının bütünüyle çıkarılıp yerine “5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediği anlaşılmakla, yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi de gözetilerek kesinleşmiş 20.10.2000 gün ve 1998/289 esas-2000/195 karar sayılı ilk hükümdeki “ağır hapis” cezasının “hapis cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynen infazına” denilmek; dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasının bütünüyle çıkartılıp yerine “765 sayılı TCK'na göre verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki hüküm açıkça lehe olduğundan, uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/24766, K. 2013/1660, T. 05.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2012-24766-e-2013-1660-k-58e1a7caeb1e