Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/23428 E. 2012/20390 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/23428
- Karar No
- 2012/20390
- Karar Tarihi
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.09.2004 tarihli hükmün Dairemizin 09.07.2012 gün ve 2012/12745–13555 esas-karar sayılı ilamı ile bozulmasına ilişkin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.09.2012 gün ve 2011/391096 sayılı yazısı ile 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 308. maddesi uyarınca itiraz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazında; sanığın yokluğunda verilen 22.09.2004 gün, 2002/303 esas, 2004/184 karar sayılı mahkumiyet ilamının 18.03.2005 tarihinde aynı konutta oturan oğlu ...'ya tebliğ edilerek temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği, sanığın 13.01.2009 tarihli eski hale getirme isteminin mahkemesince 20.01.2009 tarihli ek karar ile reddedildiği, bu karara yönelik itirazın Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek, 11.02.2009 tarih, 2009/36 değişik iş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği, sanığın talebi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01/10/2010 tarih 2009/16740 Esas, 2010/10514 Karar sayılı ilamı ile 'tebligatın geçerliliğinin araştırılması gerektiğinden' bahisle Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2009 tarih, 2009/36 D.İş sayılı kararının kanun yararına bozulduğu, kanun yararına bozma sonrası Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 22.09.2004 tarihli ilk hükmün usulsüz kesinleştirildiğinin kabul edilmesine rağmen 16.09.2011 tarihinde aynı esas üzerinden yeniden hüküm kurulduğu ve anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 09.07.2012 gün ve 2012/12745–13555 esas-karar sayılı ilamı ile CMK'nun 231/5. maddesinin yetersiz gerekçe ile uygulanmaması nedeniyle bozulduğu, ancak 18.03.2005 tarihli ...'ya yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığının tespiti halinde, 22.09.2004 tarihli ilk kararın kesinleşmediğinin gözetilerek sanığın eski hale getirme, kanun yararına bozma dilekçelerinin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile ilk hüküm hakkında temyiz incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2004 gün, 2002/303 Esas, 2004/184 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verildiği, yokluğunda verilen hükmün 18.03.2005 tarihinde "aynı konutta oturan oğlu ..." ya tebliğ edildiği ve temyiz edilmeksizin 05.04.2005 tarihinde kesinleştirildiği, 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesi üzerine Cumhuriyet Savcılığının talebi ile uyarlama yargılaması yapmak üzere aynı esas üzerinden duruşma açıldığı ve sanığa barodan müdafii tayin edildiği, duruşma gününü bildirir tebligatın ise 01.08.2005'de aynı adreste Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapıldığı, sanığın yokluğunda 12.10.2005 gün, 2002/303 Esas, 2004/184 Karar sayılı ek karar ile atandığından habersiz olduğu müdafiinin yüzüne karşı 'hükmün aynen infazına' karar verildiği, bu kararın sanığa tebliğ edilmediği, hükümlü olarak cezaevine alınan sanığın 13.01.2009 tarihli dilekçesinde, kararın dosyada vekaleti olmayan müdafiiye tebliğ edilmek suretiyle usulsüz kesinleştirildiğini belirterek eski hale getirme talebinde bulunduğu, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.01.2009 tarihli ek kararı ile eski hale getirme talebinin reddedildiği, sanığın 06.02.2009 tarihli dilekçe ile ... adında bir oğlunun bulunmadığı ve bildirilen adresin kendisine ait olmadığını öne sürerek bu karara itiraz ettiği ancak Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2009 gün, 2009/36 D.İş. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, bu sırada 5728 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231/5. maddesinin değerlendirilmesi için dosyanın Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındığı ve evrak üzerinde yapılan inceleme neticesinde 07.03.2008 günlü ek karar ile infazı devam eden hüküm yönünden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararın sanığa tebliğe çıkartılmadığı, sanığın 05.03.2009 tarihli dilekçesi ile kanun yararına bozma talep ettiği, Dairemizin 01.10.2010 tarih, 2009/16740 esas, 2010/10514 karar sayılı ilamı ile 'sanığın yokluğunda verilen 22.09.2004 tarihli ilk kararın tebliğine ilişkin 18.03.2005 tarihli mazbatada 'muhatapla aynı konutta oturan oğlu ...'ya tebliğ edildi' şeklinde şerh bulunması, sanığın mahkemeye sunduğu dilekçede kararın tebliğ edildiği adresin kendisine ait olmadığını ve bu isimde oğlunun bulunmadığını ileri sürmesi karşısında tebligatın geçerliliğinin araştırılması gerektiğinden bahisle, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2009 gün, 2009/36 D.İş sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına karar verildiği, dosyanın iadesi üzerine Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin aynı esas üzerinden yeniden yargılama yaptığı, celbedilen nüfus aile kayıt tablosundan sanığın bekar ve çocuksuz olduğunun tespit edildiği, sanığın bu yargılama sırasında 29.06.2011 tarihli beyanında, gayrıresmi eşinin ilk evliliğinden olan oğlu ...'ın ara sıra kendisinde kaldığını ancak aynı konutta ikamet etmediklerini, tebligat tarihi itibariyle de yaşının küçük olduğunu belirttiği, bunun üzerine mahkemesince 22.09.2004 tarihli ilk hükmün usulüne uygun kesinleştirilmediğinin kabul edilerek 16.09.2011 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçundan yeniden hüküm kurulduğu ve CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmasına da yer olmadığına karar verildiği, sanığın 23.09.2011 tarihli dilekçesiyle anılan kararda lehe hükümlerin ve CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtilerek temyiz ettiği, Dairemizin 09.07.2012 tarih, 2012/12745 Esas, 2012/13555 Karar sayılı ilamında; eksik inceleme ile CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasından bahisle kararın bozulduğu görülmekle; mahkemesince kanun yararına bozmadan sonra 18.03.2005 tarihli ...'ya yapılan tebligatın geçerliliğinin araştırılarak sonucuna göre sanığın 13.01.2009 tarihli eski hale getirme talebine yönelik işlem yapılması gerektiği halde, 16.01.2009 tarihinde yeniden hüküm kurulduğu, yargılama sırasında yapılan araştırma neticesinde 18.03.2005 tarihli tebligatı alan ...'nın sanığın oğlu olmadığı ve aynı konutta ikamet ettiklerini gösterir delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, tebligatın geçersiz olması nedeniyle 22.09.2004 tarihli ilk kararın kesinleşmediği ve 16.01.2009 tarihli kararın yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, sanığın bu yok hükmündeki karara karşı temyiz talebinin 22.09.2004 tarihli ilk hükme yönelik olduğunun kabulü ile yapılan incelemede; 1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 09.07.2012 gün ve 2012/12745-13555 esas-karar sayılı BOZMA İLAMININ KALDIRILMASINA, 2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 31.07.2000 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e, 67/4 ve CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.