Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/22270 E. 2013/18222 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2012/22270
Karar No
2013/18222
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, değişen suç vasfına göre memurun resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : 1- Sanıklar ..., ... hakkında dolandırıcılık suçundan; TCK'nun 102/4, 104/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırma, Sanıklar ..., ..., ... ile ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü: Gerekçeli kararda "Vehbi Konak" şeklinde yanlış yazılan sanık isminin "..."; "Abdullah Yeğingil" şeklinde yanlış yazılan sanık isminin "..." olarak mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür. I- Tüm sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "nitelikli dolandırıcılık" suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırları itibariyle tabi olduğu suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davasının vaki zamanaşımları nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Ana dosyaya konu 26.02.2001 ve birleşen 2003/171 Esas sayılı dosyaya konu 20.05.2003 tarihli iddianamelerde bir kısmı yeminli mali müşavir olan sanıkların, çeşitli şirketlerin ortağı/yetkilisi olan diğer sanıklarla iştirak iradesi ile hareket ederek adı geçen şirketler lehine "KDV İadesi Tasdik Raporları"nı hazırlayıp onaylatarak gerçekte ihracat yapılmadığı halde sahte belgelerle ihracat yapılmış gibi göstererek KDV iadesi aldıklarının iddia olunması karşısında; yeminli mali müşavir olan sanıklara yüklenen eylemin 3658 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “görevi sırasında ve görevi sebebiyle işlediği suçlardan dolayı devlet memuru gibi cezalandırılır” hükmü gözetildiğinde suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 339/1. maddesindeki suçu oluşturacağı, diğer sanıkların eylemlerinin de bu suça iştirak kapsamında kalacağı belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen değişen vasfına göre “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/3. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 23.08.2001, 28.08.2001, 10.09.2001, 12.09.2001, 01.10.2001, 02.10.2001, 09.10.2001, 07.11.2001, 13.11.2001, 25.09.2003, 19.11.2001, 01.10.2001, 12.09.2001, 02.10.2001, 13.11.2001, 14.01.2002, 15.02.2002, 05.04.2002, 03.04.2002, 05.02.2003, birleşen 2003/171 Esas sayılı dosyada sanık ... için 25.09.2003 ve sanık ... hakkında birleşen 2003/171 Esas sayılı dosyada düzenlenen 13.06.2003 tarihli ihzar müzekkere tarihlerinden itibaren temyiz inceleme tarihine kadar; birleşen 2002/333 Esas sayılı dosyada sanık ... ve ...'e yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun ise suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde öngörülen cezasının miktarına göre tabi olduğu, aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 1999-2000 yıllarından temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak değişen vasfına göre memurun resmi belgede sahteciliği suçundan anılan sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen asli zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/3 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri; resmi belgede sahtecilik suçundan anılan sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ise; olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II- Sanıklar..., ..., ... hakkında kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ün temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde; Kararımızın II. maddesinde açıklandığı üzere bir kısmı yeminli mali müşavir olan sanıkların, çeşitli şirketlerin ortağı / yetkilisi olan diğer sanıklarla iştirak iradesi ile hareket ederek adı geçen şirketler lehine "KDV İadesi Tasdik Raporları"nı hazırlayıp onaylatarak gerçekte ihracat yapılmadığı halde sahte belgelerle ihracat yapılmış gibi göstererek KDV iadesi aldıklarının iddia olunması karşısında; eylemlerin sabit olması halinde yeminli mali müşavir olan sanıklara yüklenen eylemin 3658 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “görevi sırasında ve görevi sebebiyle işlediği suçlardan dolayı devlet memuru gibi cezalandırılır” hükmü gözetildiğinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK''nun 339/1. (5237 sayılı TCK'nun 204/2) maddesindeki suçu oluşturacağı, diğer sanıkların eylemlerinin de bu suça iştirak kapsamında kaldığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.2003 gün ve 2004/158-58 sayılı kararında açıklandığı üzere, iştirak halinde suç işledikleri iddia olunan ve memur gibi cezalandırılan (somut olayda yeminli mali müşavir) sanıklar hakkındaki davanın asli zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesinin, başlı başına memur olmayan (somut olayda şirket ortağı/yetkilisi olan) sanıkların, iştirak halindeki eylemleri nedeniyle memur gibi cezalandırılmasına engel olmayacağı, zira kişinin suç teşkil eden fiillerini serbestçe vasıflandırmayı engelleyen ve sınırlayan Yasa normu bulunmadığı cihetle; anılan sanıkların eylemlerinin de iştirak halinde 765 sayılı TCK'nun 339/1. (5237 sayılı TCK'nun 204/2) maddesindeki suçu oluşturacağı, asli ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği belirlenerek yapılan incelemede; 1- Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 gün ve 2008/1-89-2008/158 sayılı kararında da açıklandığı gibi hükmün gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan, mahkumiyet ve beraat kararlarında sanıkların suça katılımlarının bulunup bulunmadığının ve rollerinin delillerle ilişkilendirilmeden ve açıkça irdelenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanık ...'in 16.08.2006, sanık ...'un 18.08.2006 tarihinde hükümden önce vefat ettikleri anlaşıldığından, kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 64. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, duruşmaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/22270, K. 2013/18222, T. 03.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2012-22270-e-2013-18222-k-944d4138cd7c