Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/15274 E. 2013/16421 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2012/15274
Karar No
2013/16421
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçu nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 503/1,59 maddelerinin uygulanarak sanığın 1 yıl 3 ay hapis ve 36.716 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sahtecilik suçu nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 342/1,80,59/2 maddelerinin uygulanarak 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar ...ve ... haklarında dolandırıcılık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nun 157/1,62/1 maddelerinin uygulanarak sanıkların 10'ar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sahtecilik suçundan dolayı 765 sayılı TCK'nun 342/1,59/2 maddelerinin uygulanarak sanıkların 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.11.2009 gün ve 2009/11-164 Esas, 2009/275 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hüküm fıkrasında kanun yollarının süresi, mercii ve şeklinin CMK'nun 232/6. madde ve fıkrasına uygun olarak ve tereddüte mahal vermeyecek biçimde gösterilmesi gerektiği, somut olayda 23.03.2010 günlü oturumda sanık ...'nun yüzüne karşı tefhim olunan kararın hüküm fıkrasında, kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcı “tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün” şeklinde tereddüte yer verecek biçimde gösterilmesi nedeniyle sanığın 31.03.2010 havale tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilip tebliğnamedeki sanık ...'nun temyiz isteminin süresinden sonra olması nedeniyle reddine dair düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede gereği görüşüldü; I- Sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nun “dolandırıcılık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde : 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği Ocak 2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış; sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II- Sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nun “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise : Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- Sanık ...'nun farklı tarihlerde ibraz ederek kullandığı kabul edilen suça konu 4 adet çekin hesap sahiplerinin farklı gerçek kişiler olması ve suçun mağdurunun çek hesabı sahibi gerçek kişiler olması nedeniyle sanık ...'in eyleminin çek sayısınca ayrı ayrı “resmi belgede sahtecilik” suçunun oluşacağının gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 2-Sanık ...'nun eylemine uygun bulunan resmi belgede sahtecilik suçunun yaptırımının, 765 sayılı TCK.nun 342. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis olup, 5237 sayılı TCK.nun 204. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK.nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulması ve mahkemece yapılan lehe yasa değerlendirilmesinde 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesi ile hüküm kurulduğu takdirde temel hapis cezasının 2 yıl 6 ay hapis olarak belirleneceğinin belirtilmesi karşısında; cezaların üst sınırı nazara alındığında 5237 sayılı Yasanın 204/1. madde ve fıkrası ile yapılacak uygulamada temel hapis cezasının 2 yıl 6 aydan daha az takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, lehe yasa değerlendirmesi yapılırken her iki yasa hükümleri uyarınca da alt sınırdan ayrılarak temel hapis cezasının 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak takdir edilip yazılı şekilde uygulama yapılması, 3-Sanıklar ... ve ... hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanıkların adli sicil kaydına göre sabıkasız olduğu, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nun 231/6-a maddesinde gösterilen, “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı Yasanın 231/6-c maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat gerici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda sanıklara yüklenen suçtan dolayı müştekilerin somut zararlarının bulunup bulunmadığı araştırılıp, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, 'sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “sanıkların dolandırıcılık suçu ile beraber sahtecilik suçunu da işledikleri ” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında ertelemeye ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ...'nun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/15274, K. 2013/16421, T. 11.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2012-15274-e-2013-16421-k-7fdcc3778822