Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/14892 E. 2011/2032 K. – Kamu Görevlisin
Konu: Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/14892
- Karar No
- 2011/2032
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : 1-Sanık ...: beraat 2-Sanıklar ... ve ... ayrı ayrı: 5237 s.TCK.nın 204/2-3, 62, 53/1-2-3 md.ger.3 yıl 9 ay hc, 3-Sanık ...: dolandırıcılık suçundan düşme Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, incelenerek gereği görüşüldü: 1- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK’nın 238. maddesi uyarınca; sanık ... hakkında açılan kamu davasına usulüne uygun şekilde katılma isteminde bulunup bu sıfatı kazanmayan ve 20.02.2003 tarihli katılma dilekçesi ile sadece sanık ... hakkındaki davaya katılma talebinde bulunup sanık ... hakkındaki davaya da katılmamış olan şikayetçinin temyize yetkisi bulunmadığı cihetle vekilinin vaki temyiz isteminin sanıklar ... ve ... yönünden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken aynı yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- Sanık ... hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Sanık ... hakkındaki dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği iddia olunmaması nedeniyle sanık ... .... yönünden suç tarihinin davaya konu sahte vekaletnamenin düzenlendiği 03.08.1994 tarihi olacağı cihetle;5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri uyarınca; sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik ” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 03.08.1994 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2 maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Sanık ... hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafii ve katılan vekilinin dolandırıcılık suçundan kurulan dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 03.08.1994 tarihli sahte vekaletnamenin tapuda satışın yapıldığı 13.09.1996 tarihinde kullanılması nedeniyle gerekçeli karar başlığında anılan tarihin suç tarihi olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde;toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, 765 Sayılı TCK. nun 102/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden itibaren gerçekleştiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış ancak; kamu davasının anılan madde uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca 5271 sayılı CMK. nun 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi, Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasının 3. bendindeki “ ve 104/2. md. uyarınca CMK. 223/8 md.dikkate alınarak zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılıp, yerine “maddesi uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün DOĞRUDAN, dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.