Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/3337 E. 2011/22900 K.

Konu: Yalan Beyan, Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/3337
Karar No
2011/22900
Karar Tarihi
Konu
Yalan Beyan, Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Yalan beyan, Sahtecilik HÜKÜM : 1-Yalan beyan suçundan;765 Sayılı TCK.nun 343/2, 59 ve 647 S.Y.nın 4. mad.ce 1.350 YTL A.P.C. 2-Sahte düzenlenen belgeyi kullanmak suçundan;765 Sayılı TCk.nun 356, 59 ve 647 S.Y.nın 4. mad.ce 825 YTL A.P.C.nın TCK.nun 72. mad.ce toplanarak neticeten 2.175 YTL A.P.C.nın 647 S.Y.nın 6. mad.ce ertelenmesine 1-) Sanık hakkında içeriği itibariyle sahte nüfus kayıt örneğini kullanarak haketmediği halde yeşil kart almak eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Sanığın 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca aylık geliri itibariyle çocuğu bulunmadığından anılan kanun hükümlerinden faydalanamayacağı, bu nedenle hiç çocuğu bulunmadığı halde, sahte olarak oluşturulmuş nüfus kaydına dayanılarak olay tarihinde üç çocuğu varmış gibi gerçeğe aykırı biçimde düzenlenen ve suçun konusunu oluşturan resmi belgenin sureti sayılan nüfus kayıt örneğini ilgili kurumdan alıp diğer belgelerle birlikte kaymakamlığa sunup yeşil kart almak biçimindeki eyleminin 765 sayılı TCK.nun 342/3. maddesindeki "zincirleme biçimde resmi belgenin suretinde sahtecilik" suçunu oluşturduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığın değişen suç vasfına göre eylemine uyan “resmi belgenin aslını değiştirmeden suretinde sahtecilik” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 27.05.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 2-)Sanığın 20.10.2003 tarihinde nüfus müdürlüğüne giderek gerçekte hiç çocuğu bulunmadığı halde, üç çocuğu varmış gibi beyanda bulunarak, var olmayan bu çocukların nüfusa tescil ettirme eylemi ile ilgili kurulan hükmün temyizine gelince ; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinden gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, Ancak; a) Sanığın olay tarihinde gerçekte hiç çocuğu bulunmadığı halde, nüfus müdürlüğüne gidip üç tane çocuğu varmış gibi beyanda bulunarak içeriği itibariyle sahte mernis tutanağı düzenlettikten sonra, bu belgeye dayanılarak var olmayan üç çocuğu nüfusa tescil ettirdiğinin anlaşılması karşısında, nüfus kütüklerinde de sahte kayıt oluşturulduğundan eyleminin 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80 (5237 sayılı TCK’nun 204/1, 43) maddelerinde düzenlenen “memur olmayan kişinin zincirleme biçimde resmi evrakta sahteciliği” suçunu oluşturduğu gözetilmeden oluş ve dosya kapsamına uygun olmayan biçimde “hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma” suçundan hüküm kurulması, b)5237 sayılı TCK.nun 7/3. maddesi uyarınca infaz rejimine ilişkin yasa hükümlerinin derhal uygulanacağı ve 5275 sayılı yasada para cezasının ödenmemesi halinde gecikme zammı uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığı gözetilmeden, 5275 sayılı yasanın 122. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Yasanın 5/6. maddesi uyarınca gecikme zammına hükmolunması, Kabule göre de; c) 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi gözetilerek hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/3337, K. 2011/22900, T. 06.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-3337-e-2011-22900-k-c7edf84da918