Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/16232 E. 2012/15588 K. – Görevi Kötüye

Konu: Görevi Kötüye Kullanmak, Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/16232
Karar No
2012/15588
Karar Tarihi
Konu
Görevi Kötüye Kullanmak, Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi kötüye kullanmak, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1-...: a-Sahtecilik suçundan: TCK.nun 342/1, 80, 59/2. maddeleri gereğince; 2 yıl 11 ay hapis. Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2002 gün ve 2002/26 sayılı iddianamesiyle sanıklar ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davası ile ilgili mahkemece her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür. I-Tüm sanıklar hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “görevi kötüye kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ...' in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, II-Sanık ... hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak: 1- Yöneticisi olduğu kooperatif adına sahte bonolar düzenleyip kullanan sanığın eyleminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/son maddesindeki “…kooperatif memurlarının, kooperatifin para ve malları ile evrak ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlar nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları…”na dair hüküm uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 339/1, 80 (5237 sayılı TCK.nun 204/2, 43.) maddelerindeki “memurun resmi belgede sahteciliği suçu” oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi 2- Kabul ve uygulamaya göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün tespiti esnasında, sanığın mahkumiyetine karar verilen 765 sayılı TCK. nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK. nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK. nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK. nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan ceza içinden 3 yılın tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesi gereğince bu cezadan daha az bir cezanın esas alınması gerektiği gözetilmeden ve somut olayda, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, aksi halde suçun, aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde teselsülün gerçekleşmediğinin kabulü gerektiğinden, suça konu 3 adet sahte senedin sanık tarafından aynı anda kullanılıp kullanılmadığı da araştırılarak, aynı anda verildiğinin tespiti halinde, hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından, anılan Yasanın 7/2. maddesi de nazara alınıp, resmi belgede sahtecilik suçundan her iki yasanın olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanarak, cezanın kişiselleştirilmesinden sonra lehe Yasanın tespiti gerekirken, eksik inceleme sonucu 765 sayılı Yasanın lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 19.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/16232, K. 2012/15588, T. 19.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-16232-e-2012-15588-k-591182bdff97