Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/9551 E. 2011/23026 K.
Konu: Sahtecilik, İftira
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/9551
- Karar No
- 2011/23026
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahtecilik, İftira
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik, iftira HÜKÜM : 1-5237 sayılı TCK'nun 204/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına 2-5237 Sayılı TCK'nun 268. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde: Daha önce işlediği kasıtlı suçtan dolayı 5728 sayılı Yasa ile değişik CMUK'nun 231. maddesinden yararlanamayacağı anlaşılan sanık hakkında yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre; verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ve 765 sayılı TCK'nun 350. maddesinin yeni yasada karşılığının bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Sanık hakkında TCK'nun 53. maddenin uygulanmasına karar verildiği halde uygulama şeklinin gösterilmemesi, Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 'TCK'nun 53. maddenin tatbikine' ilişkin bölümün çıkartılarak yerine "sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- İftira suçundan kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince; 28.01.2002 tarihinde meydana gelen hırsızlık eylemi nedeniyle yakalanan sanığın kendisini müşteki olarak tanıtıp müştekinin kimlik bilgileri ile yargılandığı, bu yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının 17.04.2002 tarihinde kesinleştiği, bu olaydan sonra sanığın, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla müştekinin kimliğini kullanmasının söz konusu olmadığı, bu durumda suçun tamamlanma tarihinin 17.04.2002 olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna göre eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 343/2. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre sanığın eylemine uyan "resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunmak" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 17.04.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 08.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.