Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3183 E. 2026/5144 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3183
- Karar No
- 2026/5144
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3710 E., 2025/3711 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/65 E., 2023/430 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile ödenmeye aylıkların tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 19.06.2025 tarihli ve 2024/7076 Esas, 2025/10293 Karar sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından bir kısım sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğundan bahisle bildirimlerin iptal edildiği, bu nedenle yaşlılık aylığı koşullarını da kaybettiğinden yaşlılık aylığı kesilerek borç tahakkuk ettirildiği, ancak Kurum işlemlerinin yerinde olmadığı iddiasıyla davalı Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların 01.03.2011 tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, aynı konuda kesinleşmiş hüküm bulunduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 21.11.2023 tarihli ve 2023/65 Esas, 2023/430 Karar sayılı kararla davacının çalışmalarının fiili olmadığı ve bu şekilde tahsis yapılmasını sağladığı, bu kapsamda iyi niyetten bahsedilemeyeceği gibi, Kurumun herhangi bir hatasının da söz konusu olmadığı, davalı Kurumun 5510 sayılı Kanun'un 96/1-a maddeleri kapsamında borç tahakkuku yapması işleminde yasal düzenlemelere aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli ve 2023/65 Esas, 2023/430 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2024 tarihli 2024/382 Esas, 2024/959 Karar sayılı kararı ile davacıya 01.03.2011 tarihinden itibaren aylık bağlanmamasına gerekçe olarak Mahkeme kararındaki idari işlemden bağımsız olarak Müfettiş raporu gereği iptal edilen hizmetlerini gösterildiği, Manisa 3. İş Mahkemesi'nin 2013/288 Esas ve 2017/240 Kara sayılı kararı ile davacıya 01.03.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş olması, anılan kararın gerekçesinde özellikle 21.11.2007 – 01.01.20 08... .02.2010 – 15.02.2011 tarihleri arasındaki çalışmaların neden iptal edildiği belirtilmeden iptal edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun, bu çalışmaların geçerli sayılması gerektiğinin açıkça ifade edilmiş olması ve ayrıca anılan karara ilişkin Dairenin 28.12.2017 tarih ve 2017/2675 Esas, 2017/1791 Karar sayılı kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih ve 2018/924 Esas, 2019/7479 Karar sayılı kararı ile onanmış olması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının 01.03.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığına dair bir kesin hüküm bulunduğu her ne kadar davalı Kurum vekili tarafından cevap dilekçesinde davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı, daha önce aynı konuda kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu nedenle davanın reddinin gerektiği beyan edilmişse de; dava dilekçesi ile iptal istenilen .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 28.10.2021 Tarihli yazısının yeni bir işlem olması ve İlk Derece Mahkemesince de sahte sigortalılık yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile davalı Kurum vekilinin söz konusu beyanı yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulü ile .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 28.10.2021 tarih ve E-..-804.01-.. sayılı yazısının iptaline, davacının 01.03.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının ve ödenmeyen aylıkların ödenmesi gereken aylardan itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2024 tarihli 2024/382 Esas, 2024/959 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizin 19.06.2025 tarihli ve 2024/7076 Esas, 2025/10293 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Somut olayda; davacı davalı Kurum tarafından bir kısım sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğundan bahisle bildirimlerin iptal edildiğini, bu nedenle yaşlılık aylığı koşullarını da kaybettiğinden yaşlılık aylığı kesilerek borç tahakkuk ettirildiğini beyanla davalı Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların 01.03.2011 tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince Manisa 3. İş Mahkemesinin 2013/288 E ve 2017/240 K sayılı kararı ile davacıya 01.03.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş olması, anılan kararın gerekçesinde özellikle 21.11.2007 – 01.01.20 08... .02.2010 – 15.02.2011 tarihleri arasındaki çalışmaların neden iptal edildiği belirtilmeden iptal edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun, bu çalışmaların geçerli sayılması gerektiğinin açıkça ifade edilmiş olması ve ayrıca; anılan karara ilişkin Dairenin 28.12.2017 Tarih ve 2017/2675 E., 2017/1791 K. sayılı kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 Tarih ve 2018/924 Esas, 2019/7479 Karar sayılı kararı ile onanmış olması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının 01.03.2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığına dair bir kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesince kesin hüküm teşkil ettiği belirtilen Manisa 3. İş Mahkemesinin 2013/288 Esas ve 2017/240 Karar sayılı kararında gerekçe kısmında işbu davaya konu talebe ilişkin değerledirme olduğu gerekçesiyle söz konusu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğuna ilişkin değerlendirme hatalıdır. Şöyle ki kesin hüküm, hüküm sonucuna ilişkin olup gerekçede ifade edilen açıklamalar kesin hüküm oluşturmaz, kaldı ki esas alınan kararda fiili olmadığı gerekçesiyle iptal edilen çalışmaların gerçekliği hususunda yapılan bir araştırma ve değerlendirme de bulunmamaktadır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince esasa ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekirken kesin hüküm olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir..."
2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı ile onanarak kesinleşen kararın hüküm fıkrasıyla davacının 21.11.2007 - 01.07.2008 dönemindeki 122 gün, 22.02.2010 - 15.02.2011 dönemindeki 352 günlük prim ödeme gün sayısının geçerli olduğu ve yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınması gerektiği açıkça belirtildiği ve bu yönde kesin hüküm ortaya çıktığı; kesin hükmün hüküm fıkrasında yer alan 1442 günlük 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanunu 4/1-a maddesi) kapsamındaki prim ödeme gün sayısının (122+352=) 474 günlük kısmının idari işlemle iptaline olanak bulunmadığı; prim ödeme gün sayısının bozma ilamında belirtildiği üzere kesinleşen hükmün salt gerekçesinde değil, hüküm fıkrasında da yer aldığı ve söz konusu kesin hükmün oluştuğu yargılama sürecinde Kurumun iptal işleminin de denetlenerek yargısal sonucu bağlandığı dikkate alındığında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138. Maddesinde yer alan düzenlemeyle çelişen Kurum işlemine geçerlilik tanıma sonucu doğacağı gerekçesiyle direnilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin önceki Kurum işlemine karşı açtığı davanın lehine sonuçlanması üzerine aylığının yeniden bağlandığı, ancak daha sonra düzenlenen Kurum müfettiş raporu ile davacının ...’e ait muvazaalı iş yerinden bildirilen 474 günlük çalışmasının sahte olduğunun tespit edilerek iptal edildiği, bu iptal neticesinde davacının son 7 yılda 12 60... /1-(a) şartını sağlayamaması nedeniyle aylığının başlangıç tarihi itibarıyla yeniden iptal edildiği, söz konusu Kurum işleminin önceki mahkeme kararından bağımsız ve yeni bir hukuki duruma dayalı olduğu, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan müfettiş raporunun iptalini gerektirecek nitelikte bir delil sunulamadığı, sahte sigortalılığa ilişkin davaların resen araştırma ilkesine tabi olduğunu ve eksik incelemeyle karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesilen yaşlılık aylığı yeniden bağlanarak aylıkların faiziyle tahsiline ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 3. Direnme kararı yerinde bulunarak, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin (1) numaralı ve 373. maddesinin (5) numaralı fıkraları uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.