Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8817 E. 2025/14941 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8817
Karar No
2025/14941
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2106 E., 2024/2967 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/74 E., 2023/794 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 02.01.1985- 02.12.1986 tarihleri arasında davalı ...’ın ... Pasajı’nda bulunan ... Konfeksiyon isimli iş yerinde çalıştığını, işveren tarafından ...’ta davacı için hesap açıldığını, işe giriş bildirgesinin verildiğini, hizmetlerinin bildirilmediğini, müvekkilinin davalı işveren tarafından Kuruma verilen işe giriş bildirgesi ile davalı işverenin yanında 02.01.1985-02.12.1986 tarihleri arasında fiilen çalıştığını belirterek, davacının dava konusu bildirilmeyen bu çalışmalarının tespiti ile sigortalılık hizmetlerinden sayılmasına ve sigorta başlangıç tarihinin 02.01.1985 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davada hak düşürücü sürenin gözönüne alınması gerektiğini, davacının tespitini istediği zaman diliminin yaklaşık 33 sene önce olduğunu, davanın yasada öngörülen 5 yıllık süreden çok sonra açıldığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının 02.01.19 85... .12.1986 tarihleri arasında kesintisiz çalışmış olduğu iddiasının haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının kendisinin isteğiyle işten ayrıldığını, dolayısıyla davacının 2 senelik çalışma iddiasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, o dönemde yürülükte olan SGK mevzuatına göre bildirimlerin 3 aylık sürelerle yapıldığını, dolayısıyla işveren müvekkilinin o dönemde olan mevzuata göre 3 aylık çalışanlarına ait prim bordrolarını vermekle yükümlü olduğunu, davacının ise 3 aylık yasal süre dolmaksızın işten ayrıldığından kendisinin fiili çalışmasının bulunmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız davanın reddini talep ettiklerini, ... no.lu konfeksiyon iş yerinin ... adına 01.04.1980 tarihinde Kanun kapsamına alındığını, 01.06.1986 tarihinde kapsamdan çıkarıldığını, kayıtlı adresinin ... Mah. ... Sk. No:20 olduğunun belirtildiğini, Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu ve aksinin ancak eşdeğerde bilgi ve belge ile ispat edilebileceğini, resmi belgelerin aksinin tanık ifadeleri ile ispatının mümkün olmadığını, fiilen çalışma olgusunun davacı tarafça ispatı gerektiğini, bunun ispatının ise yasaya uygun olarak hazırlanmış dönem bodrolarının verilmiş olması ve primlerin yatırılmış olması ile mümkün olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 506 sayılı Kanun'un madde 60/G Hükmü uyarınca 18 yaşından sonraki hizmetlere eklenmek üzere davacının 02.01.1985-02.12.1986 tarihleri arasında davalıların murisi ...'a ait işyerinde sigortalı sayılacak şekilde asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili özetle; 1.Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle de reddedilmesi gerektiğini, 2. Davalılar murisinin talebe konu tarihlerde söz konusu iş yerinde herhangi bir mükellefiyeti bulunmadığından davanın öncelikle husumet nedeniyle usulden reddi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak; 1.Davacı, 1985 yılında işe girdiğinde prim bordroları verme yükümlülüğünün 3 aylık sürelere tabi olup davacı işe girdiğinde çalışması 3 ayı doldurmadığından davacı adına dönem bordrosu bulunmadığı gibi prim bildiriminde de bulunulmadığını, 2. Dosya kapsamında davacının iddialarını ispata yarayacak herhangi bir yazılı delil ve/veya belge bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3.İlk Derece Mahkemesi tarafından salt davacı tanığı ...'in beyanları dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, 4. Eksik araştırma ve incelemeye dayanarak oluşturulan bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olmasına karşın İlk Derece Mahkemesince işbu itirazlar ve dosya içerisindeki lehe deliller dikkate alınmaksızın bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına karar verildiğini, 5. İlk Derece Mahkemesince varsayımlar üzerinden hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; 1. Mahkeme kararında karar verilen 02.01.1985-02.12.1986 tarihlerinde davacının davalıya ait işyerinde çalışma olgusunun varlığından söz edilemeyeceğini, 2. Ayrıca gerek bordro tanığı gerekse komşu işyeri tanığı olarak dinlenilen hiç bir tanığın davacının davalı işyerinde çalıştığına dair herhangi bir somut beyanda bulunmadığını, 3.Kurum kayıtları resmi belge niteliğinde olup aksinin ancak eşdeğerde bilgi ve belge ile ispat edilebileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 2. Eldeki davada davacı, davalılar murisi ... tarafından verilen işe giriş bildirgesine istinaden 02.01.1985-02.12.1986 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece, komşu iş yeri tanığı ...'in beyanı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre ... adına 01.04.1980 tarihinde Kanun kapsamına alınan ve 01.06.1986 tarihinde kapsamdan çıkarılan bir işyerinin bulunduğu, bu işyeri ile ilgili herhangi bir vergi kaydının bulunmadığı, dönem bordrosu verilmemiş olduğu, dosyasının imha edilmiş olduğu, buna karşılık ... eşi dava dışı ... adına 15.01.1986 tarihinde kanun kapsamına alınan ve 31.12.2012 tarihinde kapsamdan çıkarılan bir iş yeri ve 01.01.1986 tarihinde başlayan ve 31.12.2012 tarihinde sona eren vergi kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. ... tarafından davacı için Kuruma verilen işe giriş bildirgesinde "... Pasajı Kat 2 No:81" adresi yazılı olup, 10.05.1990 tarihine kadar ... işyerinin adresi de ... Pasajı No:81 olarak gözükmektedir. İşe giriş bildirgesindeki sicil numarasının davacı tarafından sonraki yıllarda kullanıldığı anlaşılmaktadır. 3. Mahkemece davanın somutlaştırılması kapsamında davacının beyanı alınarak hangi adresteki işyerinde kimin işçisi olarak çalıştığı, işyerinde ne iş yapıldığı, kendisinin ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı, ... işyerinde çalışıp çalışmadığı, söz konusu işyerinde başka kimlerin çalıştığı, komşu iş yerlerinin hangileri olduğu açıklattırılmalıdır. 4.Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, davacı tanıkları ile tek komşu iş yeri tanığı olan ve 01.07.1986-31.05.1998 tarihlerinde ... Pasajında yer alan komşu iş yerinden bildirimleri olan ...'in yaklaşık 40 yıl öncesine ilişkin beyanları esas alınarak davacının 02.01.1985- 02.12.1986 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8817, K. 2025/14941, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8817-e-2025-14941-k-2f83317f57af