Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7238 E. 2025/12448 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7238
Karar No
2025/12448
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/97 E., 2024/549 K.

Mahkeme kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kurumlarının ... ünitesinde ... sicil sayılı dosyasında işlem gören özelleştirmeden önce ismi ... Anonim Şirketi ... Müessesesi Müdürlüğü iş yeri iken özelleştirmeden sonra ... Hizmetleri A.Ş. olan işyerinin ... sigorta sicil numaralı ...'un 25.02.2009 tarihinde iş kazası geçirdiğini, geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile kurumlarınca ...'a 289,00 TL cenaze yardımı ile 298.952,82 TL'lik ilk peşin sermaye değeri bağlandığını, meydana gelen kazada davalı idarenin kusurlu olduğunu beyanla; rücuen tazminattan doğan kurumlarının alacağı olan 299.952,82 TL'nin şimdilik %10'a denk gelen 29.924,18 TL'sinin davalıdan tahsiline, dava konusu miktarın 29.895,25 TL'sine 28.04.2010, 28,90 TL'sine 15.04.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir. Birleşen 2012/118 E. sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesi ile kurumları ... Ünitesi'nde ... sicil dosyasında işlem gören, özelleştirmeden önce ismi ... Anonim Şirketi ... Müessesi Müdürlüğü iken özelleştirmeden sonra ... Hizmetleri A.Ş. olan işyerinin ... sigorta sicil numaralı ...'un geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili olarak daha önceden Mahkememizin 2011/59 Esasına kayden görülen davada eşi ...'a bağlanan ilk PSD miktarı ve yapılan cenaze ödemesi ile ilgili olarak dava açıldığını, aynı iş kazası dosyası üzerinden hak sahibi konumunda bulunan çocuklarından ...'a 47.055,83 TL, ...'da 71.903,10 TL olmak üzere kurumlarınca iş kazası ölüm geliri bağlandığını, meydana gelen olayda davalı işverenliğin kusurlu olduğunu, yargılaması devam eden 2011/59 Esas no.lu dosyada bu miktarlar bulunmadığından iş bu davanın kabulü ile aynı Mahkemede görülmekte olan 2011/59 Esas nolu dosya ile birleştirilmesinin gerektiğini belirtilerek bu dava dosyasının görülmekte olan 2011/59 Esas nolu dosya ile birleştirilmesine, rücuan tazminattan doğan ve belirsiz alacak niteliğinde bulunan kurumları alacağı olan 118.958,93 TL'sinin şimdilik 11.895,89 TL'sinin davalıdan tahsiline, dava konusu miktara 28.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.05.2014 tarihli kararı ile "1-Davacının davasının kabulü ile, 102.514,66 TL'nin 28.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 187,85 TL'nin 15.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Mahkememizin işbu dava dosyası ile birleştirilen 2012/1 18... /254 Karar sayılı dava dosyasındaki davacının davasının kabulü ile 54.983,24 TL'nin 28.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin 25.01.2016 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.01.2018 tarihli kararıyla "...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-... Mahkemece, iş kazasında, davalı işverenin %65, sigortalının %35 kusurlu olduğunu bildiren elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de eldeki davaya konu iş kazası nedeni açılan ceza davasının varlığı araştırılarak, varsa kesinleşmesi beklenerek, sonrasında, kusurun varlığına ilişkin maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen Ceza Mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. ... Somut olayda; gerçek zararın yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde belirlenmesi gerekirken, anılan ilkelere uygun olmayan bilirkişi raporu esas alınarak, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 16.05.2019 tarihli kararı ile "1-Asıl ve birleşen davanın kabulü ile Davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 157.497,90 TL peşin sermaye değerinin 28.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 187,85 TL cenaze yardımı alacağının 15.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 16.05.2019 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.11.2022 tarihli kararıyla, "...1) Eldeki davada, bozma sonrasında Mahkemece yapılan araştırma eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Somut olayda, sigortalının 25.02.2009 tarihinde iş kazası geçirdiği, davalı ... Şirketi'nin özelleştirme işlemine tabi tutulduğu ancak davalılar arasındaki hukuki ilişki ortaya konulmaksızın her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; bu özelleştirme kararı ve devir sözleşmeleri getirtilerek devir öncesindeki borçlardan kimin sorumlu tutulacağı belirlenmelidir. 2) ... Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, Mahkemece belirlenen kusur oranına göre yapılan zarar hesabı da hatalıdır. Her bir hak sahibi yönünden gelir/gerçek zarar kıyaslanarak belirlenmesi ve az olanın esas alınması gerekirken bu hususlara uyulmadığı görülmüştür. Ayrıca hak sahiplerinden ...'ın kız mı erkek mi olduğu araştırılarak hesabın buna göre yapılması, asıl ve birleşen davalar yönünden buna göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 30.12.2024 tarihli kararı ile "1-Asıl ve birleşen davanın kabulü ile, Davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 157.497,90 TL peşin sermaye değerinin 28.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-187,85 TL cenaze yardımı alacağının 15.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılardan ... vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 1. Davacı Kurum, 25.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze masraflarından oluşan kurum zararının tahsilini talep etmiş olup davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunu'nun 12. ve 21. maddeleridir. 2. 5510 sayılı Kanun'un iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21. madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. 3. Olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi hükmüne göre alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverinin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir. İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır. 4.Somut olayda, davacı Kurum vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, kurumun ... Ünitesi'nde ... sicil dosyasında işlem gören, özelleştirmeden önce ismi ... Anonim Şirketi ... Müessesi Müdürlüğü iken özelleştirmeden sonra ... Hizmetleri A.Ş. olan işyerinde çalışırken vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze masraflarının ödenmesini talep etmiş olup Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, Mahkemece davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, ... Müessese Müdürlüğü yönünden asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. 5. Dosya kapsamı incelendiğinde, 31.12.2010 tarihli ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin %100 oranındaki hissesinin ...k Hizmetleri A.Ş.'ye Satışına İlişkin Hisse Satış Sözleşmesinin "Alıcının Taahhütleri" başlıklı 9.4. maddesine göre alıcı (sözleşmenin 2. maddesindeki tanımlar kısmına göre alıcı ... Hizmetleri A.Ş.'yi ifade eder) ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ndeki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Şirket'te (sözleşmenin 2. maddesindeki tanımlar kısmına göre şirket ... Dağıtım A.Ş.'yi ifade eder) yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi Şirket'in sorumlu olduğunu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak kendisinin ve şirketin İdareyi ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkının bulunmadığının bulunmadığını kabul, taahhüt ve garanti eder." hükmü yer almaktadır. 6. Öte taraftan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması" başlıklı 202. maddesinde; " Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz." hükmünü amirdir. 7. Mahkemece, 31.12.2010 tarihli ... Dağıtım A.Ş.'nin %100 oranındaki hissesinin ... Hizmetleri A.Ş.'ye Satışına İlişkin Hisse Satış Sözleşmesinin 9.4. maddesi hükmü ile Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi hükümleri birarada değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7238, K. 2025/12448, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-7238-e-2025-12448-k-b17385192db8