Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6669 E. 2026/5040 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6669
Karar No
2026/5040
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/152 E., 2022/412 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, müvekkili ...'nın 01.02.1988 tarihinden beri sigortalı olduğunu, 01.02.1988 - 25.08.2017 tarihleri arasında 8293 gün prim ödeme günü olduğunu, %46'lık engellilik oranı olduğunu ve müvekkiline 01.11.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurum müfettişlerince kontrol muayenesi yapılması için ... Üni. Tıp Fak. Hastanesine sevk edildiğini, sağlık kurulu raporu engellilik oranının %40 altında gelmiş olduğunu, hakem hastane ... ... Üni. .. Tıp Fak. Hastanesine sevk edildiğini, yine engellilik durumunun %40 altına düştüğünü ve vergi indirimi ile yaşlılık aylığı kesildiğini, ... Üni. Tıp Fak. Hastanesi Başhekimliğinin 10.01.20 18... 633 numaralı engelli sağlık kurulu raporunda %46 engel oranlı sürekli raporu mevcut olduğunu, .. Numune Hastanesinde alınan raporda da müvekkilinin %46 engelli konumda olduğunu, .. ... Araştırma Hastanesinde 27.05.20 17... sayılı raporda da %46 sürekli engelli raporunun mevcut olduğunu, bu hususlar dikkate alındığında hastane raporları arasında çelişki olduğunu, %46 raporun verildiği tarih ile yeni rapor tarihi arasında çok fazla süre olmadığı, müvekkilinin hastalıklarının iyileşme olanağı olmadığını, engel yüzdesi verilmeyen rahatsızlıkların ciddi olduğunu (astım, diyabet, işitme kaybı vs.) ve bu nedenlerle davalı Kurumca gerçekleştirilen yaşlılık aylığı kesilmesi işleminin iptalini, müvekkilinin hak ettiği yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasını, ödenmemiş aylıkların yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili, Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2020 tarihli ve 2019/377 E., 2020/257 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile davacıya aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlanması ve biriken aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verildi. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 tarih ve 2021/396 E., 2021/1193 K. sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece, Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” ndan derece tespiti yönünden rapor alınması için tüm dosya kapsamı ilgili Kurula gönderilerek, varsa derece tespiti yapılıp yaşlılık aylığı şartları buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca engellilik oranının Merkez Sağlık Kurulu tarafından % 40 üzerinden belirlenmesi üzerine 506 sayılı Kanunun mülga 60/c maddesi uyarınca davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanan ve daha sonra engellilik oranının % 40'ın altına düşmesi üzerine aylığı kesilen davacı sigortalının, kurum işleminin iptali istemi ile açtığı bu davada, Yüksek sağlık kurulu tarafından % 42, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından % 50 oranında belirlenmesine rağmen, Merkez Sağlık Kurulu'nun % 35 oranında belirlemesinin esas alınıp alınmayacağı" noktasında toplanmaktadır. 2.Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda; Merkez Sağlık Kurulu Raporuna itibar edilerek, davacının engellilik oranının % 40'ın altına kaldığı, aylık koşullarını yitirdiği, Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 3. Çoğunluk tarafından ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunarak kararın onanmasına verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME: 4. 506 sayılı Kanun'un aylık bağlandığı tarihte yürürlükte olan şekli ile, 60/C-b maddesi, “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arzetmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 199 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla .. Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına, yine, idarece karar verilmektedir. Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da yasal bir gereklilik olmaktadır. Burada ilk engellilik tespitinin Kurum dışında idareye ve bu konuda rapor düzenlenmesinin Merkez Sağlık Kurulunda olduğunda şüphe bulunmamaktadır. 5. Ancak 506 sayılı Kanun'un bahsi geçen 60/C-b maddesinde, 4958 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle yapılan değişiklik ile, “sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanılması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı almakta olanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulurlar” hükmü getirilmiş bulunmakla, bu gibilerin sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını muhafaza edip etmediklerinin Kurum tarafından denetlenmesine ve değerlendirilmesine olanak tanınmıştır. Böylece, kendilerine daha önce, anılan 60/C-b maddesine dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanmış olanlar için, sonradan değişen durum nedeniyle bu aşamada, yasa koyucu tarafından anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle, konunun 506 sayılı Kanun çerçevesinde çözümlenmesi amaçlanmış olmakla, ön mesele olarak karşımıza çıkan Maliye Bakanlığınca sakatlık indiriminden yararlanmaya ilişkin ilk kararın idari yoldan kaldırtılmasına (iptaline) da gerek kalmaksızın; bu çevrede sigortalı ile Kurum arasında çıkan benzeri ihtilafların idari yargı yerinde değil, iş mahkemeleri bünyesinde görülerek çözüme kavuşturulması olanaklı hale gelmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile engellilik nedeni ile kurumca aylık bağlandıktan sonra kontrole tabi tutularak, engellilik oranının değişmesi ve aylık kesilmesi halinde, engellilik raporu ile ilgili prosedürün kurumun işlemi doğrultusunda yapılması ve artık Merkez Sağlık Kurulu raporuna gerek olmaksızın önce Yüksek Sağlık Kurulu, sigortalının itirazı halinde Adli Tıp İhtisas Dairesinden, çelişki olması halinde ise Adli Tıp Üst kurulundan rapor alınması gerekir. Kısaca kurum kontrol kaydına geldikten sonra, idarece bir tespite ve Merkez Sağlık Kurulu kararına gerek bulunmamaktadır. 6. Nitekim aynı esaslar Dairemizin 06.02.2008 tarih ve 2015/14969 E, 2018/624 K, 29.09.2021 tarih ve 2020/11749 E, 2021/11237 K sayılı ilamlarında da kabul edilmiştir. 7. Kaldı ki yargılama sırasında 15.01.2025 tarih ve 32783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanunu’nun 14. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 10 ncu maddesinin 3 fıkrası değiştirilmiş ve “Engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanarak yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlar hakkında 28 inci maddenin beşinci fıkrası ile 94 üncü madde hükümleri uygulanır.” hükmü getirilerek yasal düzenleme de yapılmıştır. Böylece engellilik nedeni ile aylık bağlananların kontrole tabi tutulmaları, aylıkların kesilmesi ve yeniden bağlanması 5501 sayılı Kanunu'nun 94 ncü maddesindeki prosedüre tabi tutulmuştur. Dolayısı ile kurumun önce kendi sağlık kurulundan, sonrada Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alması, sigortalının itirazı üzerine de Adli Tıp ilgili ihtisas dairesinden, çelişki olması halinde ise Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınarak, Merkez Sağlık Kurulu denetimine tabi tutulmadan işlem yapılması sağlanmıştır 8. Somut uyuşmazlıkta aylık bağlanan sigortalıya engellilik oranının %40'ın altına düşmesi nedeni ile aylığı kurum tarafından kesilmiştir. Sigortalının açtığı dava sonrası, Yüksek Sağlık Kurulu %42, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi ise % 50 oranında engellilik tespit etmiştir. Yüksek Sağlık Kurulu raporu kurumu bağlar. İdari bir kurum olan ve aylık bağlandıktan sonra fonksiyonu kalmayan Merkez Sağlık Kurulu raporunun hükme esas alınması doğru değildir. Kaldı ki Merkez Sağlık Kurulu Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Dairesi raporlarından önceki rapor tarihini esas alarak % 35 benimsemiş, sigortalının hakem hastanesine sevki ile aldırılacak raporun istişari olarak değerlendirileceğini belirtmiştir. 2019 yılındaki yasal düzenleme ile kontrolde artık hiç bir yetkisi kalmayan Merkez Sağlık Kurulu'nun Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Dairesi raporlarını değerlendirme dışı bırakarak, itiraza tabi hakem hastanesinden alınacak raporla değerlendirme yapılacağını belirtmesi hukuken kabul edilecek bir olgu değildir. III. SONUÇ: 9. Yukarda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6669, K. 2026/5040, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-6669-e-2026-5040-k-98ebc1e1fbc6