Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/657 E. 2025/10127 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/657
- Karar No
- 2025/10127
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E., 2024/308 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi sigortalı ...’nun 14.10.2013 tarihinde meydana gelen kalp krizi niteliğinde iş kazasında vefatı nedeniyle müvekkilleri lehine 1.000,00 TL maddi ve sigortalının eşi ... lehine 30.000,00 TL çocuk ... lehine 50.000,00 TL ve çocuk ... lehine 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemlerini ... için 96.908,81 TL’ye, ... için 10.208,21 TL’ye ve ... için 10.368,42 TL’ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazası ile sigortalının ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının her ne kadar iş kazası bildiriminin yapılmadığını iddia etmiş ise de, bu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı şirket tarafından 22.10.2013 tarihinde iş kazası bildiriminin yapıldığını, fabrikada meydana gelen yangının esasen makinenin birkaç kablosu ile bir miktar kağıdın yanmasından ibaret olduğunu, ölüm olayından 4-5 gün önce meydana gelen bu olayın oldukça küçük çaplı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği gibi aşırı dumana maruz kalınacak bir yangın olmadığını, olaya sigortalı ile bir kaç mesai arkadaşının müdahalede bulunduktan sonra mesailerini bitirip, evlerine gittiklerini ve akabinde herhangi bir rahatsızlık bildiriminde bulunan olmadığını, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi neticesinde de müteveffanın gerçek ölüm nedeninin kalp damar rahatsızlığı sonucu gerçekleştiğini, Savcılık makamınca Adli Tıp raporu, şüpheli beyanları ve tanık beyanları dikkate alınarak ölüm olayının davacının şikayetçi olduğu yangın olayı sonucu gerçekleşmediği sonucuna varıldığını ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu itibarla esasa ilişkin tüm itirazlarının yanında davalı şirketin müteahhit bünyesinde çalışan davacının iş kazasından dolayı sorumluluğuna gidilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın husumetten ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli kararı ile özetle; "..A) 1-Davacı ... tarafından davalılar ... San. ve Tic. A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti. aleyhine açılan Maddi Tazminat davasının kabulü ile 96.908,81 TL'nin olay tarihi olan 14.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, 2- Davacı ... ...'ya velayeten annesi ... vekili tarafından davalılar ... San ve Tic A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti. aleyhine açılan maddi mazminat davasının kabulü ile 10.208,21 TL'nin olay tarihi olan 14.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'ya velayeten annesi ...'ya verilmesine, 3- Davacı ... ... tarafından davalılar ... San ve Tic A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti. aleyhine açılan Maddi Tazminat davasının reddine; B) 1- Davacı ... vekili tarafından davalılar ... San ve Tic A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile 30.000,00 TL'nin olay tarihi olan 14.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, 2- Davacı ... ... vekili tarafından davalılar ... San ve Tic. A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile 20.000,00 TL'nin olay tarihi olan 14.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, 3- Davacı ... .. velayeten annesi ... vekili tarafından davalılar ... San ve Tic A.Ş. ve ... Elektrik Tesisat Ltd. Şti aleyhine açılan Manevi Tazminat davasının kabulü ile; 50.000,00 TL'nin olay tarihi olan 14/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'ya velayeten annesi ...'ya verilmesine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli kararı ile Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1–b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...O halde davacıya davalı ... San. Tic. Ltd. Şti’ni iş bu dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, (öte yandan başka bir dava nedeniyle yapılmış olan ihyanın iş dava dosyasına etki etmeyeceği hususunu da gözetmek) davalı şirket ihya edildikten sonra ise anılan davalıya usulüne uygun tebliğ yapılmak suretiyle davadan haberdar olması sağlandıktan sonra yargılamanın esasına girerek karar vermekten ibarettir. Somut olayda kusur oranının belirlenebilmesi için öncelikle sigortalının kaza öncesi döneme ait tüm tıbbi belge ve raporlarının dosyaya celp edilmesi, davacının yaptığı işte çalışmasına engel bir durumun bulunup bulunmadığını her türlü şüpheden uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra, söz konusu işyerinin 6331 sayılı kanun kapsamında işyeri hekimi istihdamının zorunlu olduğu işyerlerinden olup olmadığını değerlendirerek; işyerinin zorunlu hekim istihdamı gereken işyerlerinden olması halinde, işyeri hekiminin olay anında işyerinde bulunması durumunda, ölüm olayının gerçekleşmesinin engellenip engelleyenemeyeceği hususunun da rapor yerinde gerekçeleriyle değerlendirilmesi için alanında uzman bir Kardiyolog hekim bilirkişinin de yer aldığı, iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı bilirkişilerin bulunduğu 3 kişilik heyetten rapor alınıp, yukarıda işaret olunan hukuki açıklamalar da irdelenmek suretiyle gerekçeli rapor düzenlenmesinin temini suretiyle, işverenin iş kazası olarak kabul edilen olayda alabileceği önlemlerin bulunup bulunmadığı, hangi önlemleri alıp, hangi önlemleri almadığı, hususu somut verilerle belirlenmek suretiyle tarafların kusur oranlarının tespitinin sağlanması, öte yandan kalp krizi olaylarında kaçınılmazlığın değil sigortalının bünyesel yapı (kronik hastalıklar, görülen tedavi ve kullanılan ilaçlar vb.) ve yaşam tarzının (sigara, alkol vb kalp krizini tetikleyen beslenme şekli, fiziksel aktivite rutini vb.) etkisinin bulunduğu gözetilerek, bünyesel faktör ve yaşam tarzının kalp krizi sonucu ölüm olayının gerçekleşmesinde etkisinin raporda tartışılarak, sonucuna göre alınacak bu raporla beraber, kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, tespit edilecek davalılar kusur oranının hükme esas alınan 11.12.2017 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu raporda işlemiş/bilinen devre tarihi olarak esas alınan tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtmadan davacıların maddi tazminat alacaklarını tespit ederek, sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen iş kazası neticesinde vefat eden müteveffanın kalp krizi neticesinde vefat ettiği, davacının vefatının iş yeri koşullarından, işverenler tarafından tesis edilen işlemlerden veya davacı tarafından iddia edildiği şekli ile müteveffanın iş yerinde gerçekleştiği iddia edilen yangına olayına müdahale etmesinden kaynaklı olduğunun ispat edilemediği, vefatın salt müteveffanın bünyesel faktöründen kaynaklı olduğu anlaşılmış ve neticede davanın reddine.." karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın geçirdiği iş kazasında işveren şirketin tam kusurlu olduğunu, iş yerinde çıkan bir yangına müdahale etmek zorunda kalması nedeniyle yoğun dumana maruz kaldığını, olayın meydana geldiği gün saatler öncesinde kendini kötü hissettiği için izin istediğini ancak işverenin izin vermediğini, aynı gün gece mesaisinde de çalıştırıldığını, davalı şirketin kazayı SGK'ya bildirmediğini ve usulüne uygun iş kazası kusur raporu tutmadığını, davalıların kusur oranının %0 olduğu görüşü kabul edilebilir olmadığını, işverenin alabileceği önlemler ile almadığı önlemlerin hiç tartışılmadığı, gerekli sağlık raporlarını alınmadığını, olayın bünyesel faktör olmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı peşin alınan fazla temyiz harcının ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.