Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5677 E. 2025/13172 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5677
- Karar No
- 2025/13172
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1938 E., 2024/3271 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 50. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/119 E., 2023/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.01.20 16... .04.2019 tarihleri arasında davalı .... Kültür Dil Okulları Ltd.Şti. nezdinde kesintisiz ve sürekli, Kurum müdürü olarak çalıştığının tespitini, müvekkilinin çalıştığı süreye ilişkin sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden hesaplanarak eksik sigorta primlerinin davalılara tamamlattırılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 15.01.2016 - 17.03.2016 tarihleri arasında memur statüsünde eğitim danışmanı olarak çalıştığını, 17.03.2016 tarihinde kendi isteği ile istifa ederek işten ayrılan davacının, 04.04.2016 tarihinde aynı iş tanımı ile tekrar işe başladığını, davacının Milli Eğitim Bakanlığına bildiriminin de memur statüsünde olduğunu, şirkette davacının çalıştığı süre boyunca farklı şahısların Kurum müdürü olarak çalıştığını, dolayısıyla davacının Kurum müdürü olarak çalışmadığının gerek kayıtlar gerek tanıklar ile sabit olduğunu, davacının Kurum müdürü olarak değil eğitim danışmanı olarak çalıştığını, ücrete ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirkette elden ödeme şeklinde bir uygulama bulunmadığını, davacının asgarî ücretle çalıştığını, davacının 2016 tarihli iş akdinde ücretinin 1.400,00-TL olarak belirtildiğini, 2018 yılında yapılan iş akdinde ise ücretinin 1.700,00-TL olarak belirtildiğini, davacının aldığı son net ücretin de 2.021,00-TL olduğunu, davacının ücretinin tamamının banka kanalıyla, sigorta priminin de gerçek miktar üzerinden ödendiğini beyanla, davanın reddini istemiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 79/1. maddesine göre çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplam prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen bu kayıtlar için davalı SGK'nın sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığını, SGK dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerine de hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca mahalli mahkemece öncelikle çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin ya da çalışıldığının Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılmasını, daha sonra hizmetin geçtiği iddia edilen yılda işyerinin gerçekten var olup olmadığını, 506 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığını, tanık beyanlarının iş yeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesini, çalışıldığı iddia edilen iş yerindeki görevli personel ile birlikte o işyerine en yakın iş yerlerinden o iş yerini bilen ve tanıyan şahısların da dinlenmesi suretiyle tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesini, konularında yapılacak inceleme ve araştırma ile çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliği kavuştuğu yönü üzerinde durulması ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmet tespitine karar verilmesi gerektiğini beyanla, öncelikle müvekkil Kurum yönünden davanın husumet, aksi kanaatte olunması durumunda davanın esastan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, davacının 18.03.2016-04.04.2016 tarihleri arasında davalı ... unvanlı işyerinde asgari prime esas kazanç üzerinden hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, 2017/8. dönem 2.156, 43 TL, 2017/9. dönem 2.156,43 TL, 2017/10. dönem 2.156,43 TL, 2017/11. dönem 2.156, 43 TL, 2017/12. dönem 2.156,43 TL, 2018/1. dönem 1.818,41 TL, 2018/2.dönem 1.818,41 TL, 2018/3.dönem 1.818,41 TL, 2018/4.dönem 1.818,41 TL, 2018/5. dönem 1.976,77 TL, 2018/6. dönem 2.070,19 TL, 2018/7. dönem 2.070,19 TL, 2018/8. dönem 2.070,19 TL, 2018/9. dönem 1.939,14 TL, 2018/10. dönem 2.054,85 TL, 2018/11. dönem 2.344,50 TL, 2018/12. dönem 2.344,50 TL, 2019/1. dönem 1.369,40TL, 2019/2. dönem 1.579,24 TL, 2019/3. dönem 1.579,24 TL, 2019/4. dönem 631,69 TL tutarlar kadar kazancının Kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin isteklerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; a.Prime esas kazanç tespiti yönünden Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, b.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili; a.Kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b.Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, aleyhlerine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, c.Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.