Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5140 E. 2025/14761 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5140
Karar No
2025/14761
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/225 E., 2024/531 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/1227 E., 2023/479 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...'ya ait "...." adı altında hizmet veren iş yerinde aşçı olarak çalıştığını, 09.03.2017 tarihinde ...'ya ait araç ile işe gelirken trafik kazası geçirdiğini, kaza sonucu sol bacağı ve sağ ayak bileği kırılarak 4 ay boyunca zor ve sancılı tedavi süreci geçirdiğini, maddi ve manevi sıkıntılar yaşadığını, 16.10.2017 tarihinde hiçbir haklı sebep göstermeden ihbar öneli verilmeksizin SGK çıkışının yapıldığını, kazaya sebebiyet veren 06... plaka sayılı aracın 1987 model Fiyat ... marka araç olduğunu, frenlerinin tutmaması sonucu olayın meydana geldiği göz önüne alınarak kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işçinin meydana gelen kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51/1-b maddesi uyarınca hızını gerekli şartlara göre ayarlamaması nedeniyle kusurlu bulunduğunu, anılan durumun trafik kaza tespit tutanağı ile tespit edildiğini, somut olayın iş kazası olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığını, trafik kazası olduğunu, müvekkiline hiçbir kusur izafe edilemeyeceğini, davacının kendi dikkatsizliği, kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, kaza konusu aracın tüm bakımlarının yapıldığını araçta herhangi bir kusuru olmadığını, tazminat istemlerinin zaman aşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; toplanılan deliller ve bilirkişi raporlarına dayanılarak kararda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine,.." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı işverenin işçinin kullanım için tahsis edilen aracın trafik güvenliğine uygun olup olmadığını gözetmekle yükümlü olduğunu, davacı müvekkilinin trafik güvenliğini sağlamaksızın trafiğe çıkması kabinde dava konusu kazanın gerçekleşmesine sebep olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağında davacı müvekkili kusurlu gösterilmiş ise de, kazaya sebebiyet veren aracın 1987 model olduğunu, frenlerin tutmaması sonucu söz konusu elim kazanın meydana geldiğini, işçiye 20 yıllık bir aracın ulaşımını sağlamak amacıyla kullanımına tahsis etmesinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, can güvenliğini açık şekilde tehlikeye atma niteliği taşıdığını, tahsis edilen aracın trafik güvenliğine uygun olup olmadığını gözetmekle yükümlü olduğunu, işçiyi gözetme, iş güvenliği önlemlerini almama sebebiyle asli ve tam kusurlu olduğunu, kanunen zorunlu olan güvenli sürüş eğitimi verilmediğini, kaza sonrasında davacının maddi ve manevi olarak yanında olmadığını, iş sözleşmesini haksız şekilde feshederek müvekkilini mağdur ettiğini, dosya muhtevasına kazandırılan bilirkişi raporlarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, asli ve tali kusur belirlemesi yapması gerektiğini, %100 kusur izafe etmesinin görev sınırlarının aşılması anlamına geldiğini, aracın durumuna ilişkin raporlarda değerlendirme yapılmadığını, bilirkişilerce bu hususun irdelenmediğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2. Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı alınmayan temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5140, K. 2025/14761, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-5140-e-2025-14761-k-e44b0710c7d7