Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4935 E. 2025/10558 K. – Kurum İşlemini

Konu: Kurum İşleminin İptali-Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4935
Karar No
2025/10558
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali-Tespit

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1398 E., 2025/31 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/221 E., 2022/177 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali-tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya; 506 sayılı Kanun'un "Geçici madde:81" hükümlerine göre 01.11.2010 tarihinden itibaren ....... tahsis numarası ile bağlanan 4/a yaşlılık aylığının 01.11.2010 tarihinden itibaren devam ettirilmesi gerektiğinin hüküm altına alınmasını, bu istem kabul edilmediği takdirde; "davacının; 1479 sayılı Kanun'un "Geçici madde:10" hükmüne göre 58 yaş şartını doldurduğu 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan: 01.11.2012 den itibaren 4.b yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine tesis edilen; SGK Konya İl Müdürlüğünün dava konusu: "12.03.2021 tarih ve 5547779" sayılı işlemi ile 2021/2758 ve 2021/4147 takip sayılı borç bildirim belgelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili ilk itirazlarını öne sürerek davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ..., davalı Kurumun: ... SSK Sicil ve 552 ..... 084 Bağ- Kur sicil numaralı sigortalısı olup, 02.06.1972-31.12.1972 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında 152 gün prim ödedikten sonra sigortalılığını sürdürmüş, 18.09.1989-21.06.2001 tarihleri arasında 4233 gün 1479 sayılı Kanun sigortalısı olmuş, 02.11.1974-02.07.1976 tarihleri arasında geçen 600 gün muvazzaf askerlik borçlanması yapmış, 12.05.2006-17.10.2010 tarihleri arasında muhtelif işyerlerinde "4/1-b" sigortalısı olarak çalıştıktan sonra; en son çalıştığı Konya'daki .... sicil sayılı ... Ltd. Şti. iş yerindeki çalışmasını 17.10.2010 tarihinde emeklilik nedeniyle sonlandırarak "(08)= Emeklilik" koduyla işten ayrılış bildirgesinin verilmesi üzerine Ekim ayında yapmış olduğu yaşlılık aylığı tahsis başvurusu üzerine kendisine 01.11.2010 tarihinden itibaren 6442 gün hizmet üzerinden 506 sayılı Kanun'un "Geçici Madde:81" hükümlerine göre; ... tahsis numarasıyla; SGK Konya İl Müdürlüğü tarafından yaşlılık aylığı bağlanmış, 25/08/2020 tarihli 2020.NH-99 sayılı denetmen raporuna göre sahte bildirimden dolayı davacının ... sicil sayılı iş yerinden bildirilen 05.12.2009-01.04.2010 tarihleri arasındaki ve ... sicil sayılı işyerinden bildirilen 01.04.2010-01.06.2010 tarihleri arasındaki hizmetlerinin fiili olmaması nedeniyle iptal edilmiş, Kurumca davacının işyerinde geçen çalışmaları düşüldükten sonra aylık bağlama şartlarını taşımadığı tespit edilmiş, Konya İl Müdürlüğü Muhasebe birimi tarafından "6.03.2021 tarih 2021/2758 ve 12.04.2021 tarih 2021/4147 takip numaralı borç bildirim belgeleri düzenlenerek 01.11.2010-17.04.2021 döneminde yapılan ödemeler "Yersiz ödeme" kabul edilmek suretiyle borç kaydı oluşturulmuş, taraflar arasındaki uyuşmazlığın "tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı tahsisi için gerekli olan 58 yaş şartının 12.10.2012 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle 2010 yılı Ekim ayındaki tahsis istemine binaen 01.11.2012 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un "Geçici Madde:10" hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlanıp- bağlanamayacağı" noktasında toplanmakta olup, bu husus cevap dilekçesi ile de "Somut olayda uyuşmazlık konusu davacının bir kısım 4/a ya tabi hizmetlerinin iptal edilmesine rağmen 18.10.2010 tarihli tahsis başvuruna istinaden 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı, bu istemin kabul edilmemesi halinde yeni bir tahsis talebine gerek kalmaksızın 18/10/2010 tarihindeki tahsis talebine istinaden 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. Maddesinde göre 58 yaş şartını doldurduğu 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan 01.11.2012 den itibaren 4B yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı olup, davacının fiili çalışmaya dayanmayan hizmet süreleri iş bu davada uyuşmazlık konusu olmayıp, davacı tarafın bu yönde bir talebi ve iddiası yoktur." şeklinde ifade olunmuş, davacının, dava dışı ... ... isimli işverene ait Antalya ve Konya’da kurulu işyerlerinden yapılan toplam 179 günlük hizmetin fiili olmadığının denetmen raporu ile tespit edilmesi sonucu iptal edildiği ve bu iptal ile birlikte davacının son 7 yıllık hizmetinin yarıdan fazlasının 4/1-b kapsamında olduğu, başka bir ifade ile 4/a kapsamında 1260 günlük hizmetinin bulunmadığı sabit olup, davacının iptal edilen bu 179 günlük hizmetinin geçerli olduğuna ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta, davacı tarafta bu yönde bir iddiada bulunmamış, bu durumda davacının 2829 sayılı Kanun gereğince birleştirilmiş hizmetleri dikkate alınarak 506 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmamakta, davalı Kurumun da davacının son 4/a çalışmasının 1260 gün olmaması üzerine, 01.11.2010 tarihinde 506 sayılı Kanun’a göre bağladığı yaşlılık aylığını bu tarih itibariyle durdurduğu ve yapılan tüm ödemeler için borç kaydı oluşturduğu anlaşılmış, davacı taraf her ne kadar 01.11.2010 tarihi itibariyle durdurulan yaşlılık aylığının devamı gerektiği yönünde talepte bulunmuş ise de son 4/1-a hizmetinin 1260 gün olmaması nedeniyle davacıya 01.11.2010 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmayıp, davacının 01.06.2002 tarihi itibariyle toplam hizmet süresinin 4461 gün (4233 gün 4/1-b hizmeti) olduğu bu durumda 52 yaş ve 9000 gün koşulu ile yaşlılık aylığına hak kazanacağı anlaşılmakla birlikte, davacının 9000 günlük hizmetinin olmaması nedeniyle tam aylığa hak kazanamayacağı, ancak kısmi aylık yönünden 15 yıl 58 yaş ve 5400 gün prim ödeme koşullarını birlikte taşıması halinde davacıya 1479 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesine göre 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerekeceği, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları incelendiğinde; Kurumun 14.06.2021 tarihli cevabi yazısı ile davacıya 09.04.2021 tarihli tahsis talebine istinaden takip eden aybaşından itibaren 4/1-b kapsamında aylık bağlandığı, ilk talep tarihi olan 2010 yılı Ekim ayında davacının tahsis koşullarını taşımadığı ifade olunmuş ise de, yaşlılık, malullük aylığı bağlanması istemine ilişkin davalarda; "davalı Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih itibariyle tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının sonradan oluştuğu" ve "bağlanan aylığın sonradan hizmet iptali nedeniyle tahsis şartlarının kaybedilmesi" durumunda; "yaşlılık aylığı tahsis şartları" sonradan gerçekleştiği takdirde; özellikle Anayasa'nın 141. ve 6100 sayılı HMK. nın "usul ekonomisi" başlıklı 30. maddesindeki ilkeler gereğince; davacının; "yeni bir tahsis istemine gerek kalmaksızın" 58 yaşını ikmal ettiği 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan; 01.11.2012 tarihinden itibaren; 1479 sayılı Kanun'un "Geçici 10. maddesi" gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulü gerekeceği anlaşılmış olup, aksine Kurumun 12.03.2021 tarih ve 5547779 sayılı işleminin iptali ile 2021/2758 ve 2021/4147 borç bildirim belgelerine konu borçtan borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin; davanın kabulü ile davacının 1479 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi hükmü uyarınca 58 yaş şartını doldurduğu 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan 01.11.2012 tarihinden itibaren 4/1-b yaşlılık aylığı hak kazandığının tespitine, Kurumun 12.03.2021 tarih ve 5547779 sayılı işlemi ile 2021/2758 ve 2021/4147 borç bildirim belgelerinin iptaline karar vermiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; Kurum işleminin iptali- tespit istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1-Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79. ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. İlgili Kanunlarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi Mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip Mahkemece re'sen araştırma yapılmalıdır. 2-Kısmi yaşlılık aylığını düzenleyen 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinin son fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan, 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurma koşulunu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren, a) 2 tam yıldan fazla, 4 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 51, erkeklere 56 yaşını, b) 4 tam yıldan fazla, 6 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 52, erkeklere 56 yaşını, c) 6 tam yıldan fazla, 8 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 53, erkeklere 57 yaşını, d) 8 tam yıldan fazla, 10 tam yıl veya daha az süre içinde yerine getiren, kadınlara 54, erkeklere 57 yaşını, e) 10 tam yıldan fazla süre içinde yerine getiren, kadınlara 56, erkeklere 58 yaşını, doldurmaları ve talepte bulunmaları halinde, yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmü yer almaktadır. 3.Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı sigortalının sahte sigortalılığa dayalı 4/1-a kapsamındaki bir kısım çalışmalarının fiili olmadığının anlaşılması karşısında, davalı Kurumun sahte sigortalılığa dayalı iptal işlemi yerinde olup, davacının terditli talebi de gözetilerek; davacının son 4/1-a hizmetinin 1260 gün olmaması nedeniyle davacıya 01.11.2010 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmayıp, davacının 01.06.2002 tarihi itibariyle toplam hizmet süresinin 4461 gün (4233 gün 4/1-b hizmeti) olduğu bu durumda 52 yaş ve 9000 gün koşulu ile yaşlılık aylığına hak kazanacağı anlaşılmakla birlikte, davacının 9000 günlük hizmetinin olmaması nedeniyle tam aylığa hak kazanamayacağı, ancak kısmi aylık yönünden 15 yıl 58 yaş ve 5400 gün prim ödeme koşullarını birlikte taşıması halinde davacıya 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesine göre 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerekeceği, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları incelendiğinde; davacının; "yeni bir tahsis istemine gerek kalmaksızın" 58 yaşını ikmal ettiği 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan; 01.11.2012 tarihinden itibaren; 1479 sayılı Kanun'un "Geçici 10. maddesi" gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulü gerekeceği ve davacının 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi hükmü uyarınca 58 yaş şartını doldurduğu 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan 01.11.2012 tarihinden itibaren 4b yaşlılık aylığı hak kazandığının tespitine dair Mahkeme kabulü de isabetlidir. Öte yandan davacıya 58 yaşını ikmal ettiği 12.10.2012 tarihini izleyen aybaşı olan 01.11.2012 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi kapsamında ( 15 yıl 58 yaş ve 5400 gün prim ödeme koşulları kapsamında) yaşlılık aylığı bağlanmış olması karşısında; davacıya 01.11.2010 ile 01.11.2011 arası dönem yönünden 4/1-a kapsamında ödenen yersiz aylıkların tamamı ile 01.11.2011 sonrası dönemdeki fark aylıklar kapsamında sorumlu olacağı tartışılıp irdelenmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4935, K. 2025/10558, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4935-e-2025-10558-k-11eb010846f3