Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4368 E. 2025/7307 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4368
Karar No
2025/7307
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1582 E., 2024/2879 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Taşköprü Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/182 E., 2023/37 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, Kurum işleminin iptali ile davacının sigortalılık başlangıcının 20.05.1997 olduğunun 1 günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, işe giriş bildirgesi verilmesinin yeterli olmadığını, işveren tarafından verilen dönem bordrolarında davacının isminin bulunmadığını, fiili ve eylemli çalışma iddiasının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 20.05.1997 olduğunun ve 1 gün çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, çalışma olgusunun somut deliller ile ispat edilemediğini, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2, 6, 9, 6 ve 60. maddenin (G) bendi,79,108. madde ile Geçici 54. madde hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir. Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir. 2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde,dava dilekçesinde işyerinde çizimci olarak çalıştığını beyan eden davacı adına dava dışı ... A.Ş. ünvanlı işverenin 28207 sicil nolu işyerinden 20.05.1997 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, davacının o tarihte 14 yşında olduğu anılan işyerinin konfeksiyon mahiyetinde olup 10.01.1997-30.04.1998 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu,işyerinden dava konusu dönem olan 1997/2. dönem bordrosunda 2 kişinin bildirildiği,işyerinde güvenlik görevlisi olduklarını beyan eden bordro tanıklarının dinlendiği,dinlenen bordro tanıklarından ...'ın davacının makineci olarak işyerinde çalıştığını beyan ettiği,diğer bordro çalışanı ...'nın ise davacıyı tanımadığını beyan ettiği,öte yandan işyerinden bildirimleri bulunmayan davacı tanıklarının da davacı ile birlikte çalıştıkları yönünde beyanda bulundukları, sadece emniyet vasutasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında komşu işyeri tespit edilmediği, böylelikle davacının çalışma olgusu tam olarak ortaya konmadan, işyerindeki çalışmasının makineciş mi çizimci mi olduğu belirlenmeden,çalışmasının niteliğinin çıraklık çalışması olup olmadığı araştırılmadan Mahkemece anılan tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 4.Buna göre, Mahkemece, öncelikle davacının da beyanı alınarak davacının dava dışı işyerinde tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği,yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, ilgili meslek eğitim merkezi ile Kurumdan dava konusu döneme ilişkin çıraklık araştırması yapılmalı, ayrıca bu kapsamda SGK, vergi ve belediye marifetiyle dava konusu dönemde işyerine komşu işyerleri ve kayıtlı çalışanları yöntemince tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle komşu işyeri tanıkları dinlenilmeli, bu şekilde komşu işyeri tanığının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle, yukarıda belirtilen hususlarda beyanlarına başvurulmalı,tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmeli,bozma öncesi dinlenen tanıkların hizmet döküm cetvelleri ile varsa işyerinden verilmiş işe giriş bildirgeleri celbedilerek beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 5.Kabule göre de, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. Buna göre eldeki davada, Mahkemece davacının 07.11.1981 doğumlu olduğu, tespitine karar verilen 20.05.1997 tarihinde 14 yaşında olduğu, buna göre, davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 07.11.1999 tarihi olduğu, bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4368, K. 2025/7307, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4368-e-2025-7307-k-2746dffb1b11