Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17306 E. 2026/4615 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17306
- Karar No
- 2026/4615
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/976 E., 2021/1303 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2011/313 E., 2017/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan ... izolasyon İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşmalı olarak süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... İzolasyon İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldi. Davacılar ile diğer davalılar adına gelen olmadığı görüldükten gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikte sonra, aynı gün yapılan incelemede dosyadaki noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ...'nın eşi, ... ve ...'nın babası, ... ve ..nın oğlu ... ... ... davalılardan ... İnş Ltd. Şti ve ortakları isimli davalı şirkete ait şantiyede 25.12.2010 tarihinde çok katlı inşaatın teras kısmının doğru tarafında izolasyon işinde çalıştığı sırada inşaatın 10. katında buluan Ytong tabir edilen duvarın üzerine düşmesi sonucunda öldüğünü, muris 20.01.1980 doğumlu olup kaza tarihinde inşaat işçisi olarak yol, yemek, hariç günlük 80 TL ücretle çalıştığını, işverence gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş kazası geçirerek hayatını kaybeden ... ...'nın mirasçı olarak 1972 doğumlu eşi ... ile 1994 doğumlu ...ve 2003 doğumlu ...'yı bıraktığını, ailenin ... tarafından tahsis edilecek dul ve yetim aylığından başkaca bir geliri olmadığını beyanla davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Tekstil Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin iş bu dosyada tarafı olmayıp yargılama safahatı içinde yapılan tüm inceleme kusur oranı, itiraz ve beyanda bulunmadığını, davalı şirkete kusur izafe edilecek bir durumun söz konusu olmadığını, yapılan protokole göre duvar yapımında meydana gelen tüm zararlardan ... İnş. sorumlu olduğunu, olayda hayatını kaybeden ... ...'nın ... İnş. Çalışanı olduğunu, davalı şirketin Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde dava konusu yapılan ceza yargılamasında yargılanmadığı gibi kusur da izafe edilmediğini, olayın oluş şekline bakılırsa maktüle izafe edilen kusurun düşük olduğunu, işçinin ağır kusurlu olduğunu, davalı şirket manevi tazminat yönünden sorumlu olmadığını, davalı şirketin olayın gelmesinde de bir kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalılar ... Tük. Mad. Tic. A.Ş. ve ... İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisinin iş kazası neticesinde kaçınılmazlık ve kötü tesadüf dolayısıyla hayatını kabettiğini, inşaat şantiyesinin E–5 karayolu .. Yolu kenarında bulunan ... projesi olduğunu, davalı şirketin yapı denetim kurulunun teknik konulardaki talimatına uygun olarak yapıyı yönetme işe ile ilgili olduğunu, davalı şirketin çalıştırdığı işçilerinden tamamen sorumlu olan taşeron firmalar ile çalıştığını, bu nedenle maktül ile davalı şirket arasında hukuki bir bağın bulunmasının mümkün olmayacağını, maktülün ... Ltd. Şti. Ortakları ve ... İzolasyon İnş. Ltd. Şti. arasındaki 03.11.2009 tarihli sözleşme gereği ... İzolasyon İnş. Ltd. Şti'nin çalıştırdığı bir işçi olduğunu, tam yetkinin ... İzolasyon firmasının tekelinde bulunduğunu, sözleşme gereğince ... inşaat çalıştırdığı işçilerin can ve mal güvenliğinden birinci derecede sorumlu olduğunu, davalı şirketin bu inşaatın tüm duvar ve duvar örgü işlerini ... İnşaat ... e ihale ettiğini, ... İnş.–... ile davalı işyeri ve ortakları arasıda 01.04.2010 tarihli sözleşme ile açıkça görüleceği üzere ... İnş. herhangi bir işçilik taşeronu olmadığını, maktülün ölümüne sebebiyet veren duvarın yapımı ile davalı şirket ile ortaklarının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, ... İnş. Firmasının sözleşmenin 32. maddesi uyarınca işçileri veya işle ilgili çalışmaların malzemeye, işçilerin, birbirlerine ve 3. şahıslara verecekleri zararlardan sorumlu olduğu gibi işçilerin uğrayacağı iş kazası olaylarından doğacak her türlü maddi manevi zarardan sorumlu olduğunu, hertürlü malzeme işçilik sigorta giderleri tüm maddi manevi tazminattan sorumluluk ile işgüvenliği ve işçi sağlığı kurallarına uymak ve uygulatmanın tamemen ... İnş. ... firmasının sorumluluğu altında olduğunu, duvarı örme işini yüklenmiş olan ... İnş. yükümlendiği işin yapılması esnasında doğan iş kazasında sorumlu olması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, ".Taraflarca sunulan deliller, kazaya ilişkin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Kayıt inceleme ve ifade tutanağı, rapor, taraflarca sunulan inşaat sözleşmeleri, ... sicil müdürlüğü kayıtları, incelenmiş bildirilen tanıklar dinlendikten sonra yapılan ödemeleri ve maluliyet oranları da dikkate alınmak suretiyle hesap raporu alınmıştır. Dava, davacılar murisinin iş kazası nedeniyle vefatı sonucunda maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup tüm dosya kapsamı belirlenen kusur oranları ve kurum kayıtları doğrultusunda alınan hesap raporu gereğince maddi tazminat ile kaza tarihi tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat yönünden ıslah dilekçesiyle birleştirilen dosya değerlendirilmek suretiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur'' gerekçesiyle davacı eş ... ... için 224.119,99 TL, davacı çocuk ... için 3.955,72 TL, davacı çocuk ... için 4.740,77 TL maddi tazminatın 25.12.2010 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte; Eş ... için 30.000 TL, çocuklar ... için 20.000 TL, ... için 20.000 TL, Anne ... için 5.000 TL ve baba ... için 5.000 TL manevi tazminatın 25.12.2010 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı .... vekili ve davalı ... Teks. ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1–Davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK 352/1–ç ve 353/1–b.1 maddesi gereğince reddine; 2–Davalı ... Teks. ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1–b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İzolasyon İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ek karar yönelik temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece gönderilen muhtıranın hatalı olduğunu ve süresinde harç yatırılmamasının UYAP hatasından kaynaklı olduğunu, verilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının hesaplamaya esas ücretin hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2. fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır. 2. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. 3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK' daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce ilk derece mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar ilk derece mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık ilk derece mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir. 4. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... İzolasyon İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvuru harcını süresinde yatırmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verildiği işbu davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesince verilen ek karara ilişkin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
5.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. 6.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. 7.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ... sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ... sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile ... Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 8.Somut olayda, internet ortamından da ulaşılabilen Türk ... Sicili Gazetesi'nin 23.09.2015 tarihli nüshasında İstanbul ... Sicil Müdürlüğünden yapılan ilana göre davalı (Tasfiye Halinde) Kadıoğlu Orman Ürünleri Sanayi ve ... Anonim Şirketi'nin 14.09.2015 tarihli genel kurul kararına istinaden terkin edildiği ve bu durumun ... siciline 23.09.2015 tarihinde tescil edildiğinin anlaşılması karşısında, anılan davalı şirketin bağlı olduğu ... Sicil Müdürlüğünden davalı şirketle ilgili anılan terkin kaydının var olup olmadığı usulünce araştırılıp, söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa işbu davalı şirketi ihya etmesi için dava açmak üzere önel vermek, işbu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, yazılı şekilde davalı şirketin usulüne uygun olarak temsili sağlanmaksızın, davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığı anlaşılamayan vekil huzuruyla yargılama yapılarak karar tesisi ile davacı baba ...'nın da 06.11.2019 tarihinde vefat ettiği halde karar başlığında mirasçılarının yer almaması da hatalı olmuştur. 5. İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 6. O halde, HMK'nın 369/1.maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen yukarıda işaret olunan hususlar dikkate alınarak bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı .... vekili yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.