Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16229 E. 2026/3107 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16229
Karar No
2026/3107
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/406 E., 2025/414 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve davalı ... Şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... .... adına .... ... ... ile davacılar adına .... ... ve davalı .... adına ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında davacı anne için 184.587,40 TL maddi, kardeş için 100,00 TL maddi, birleşen dava dosyasında anne için 90.000,00 TL manevi, kardeş için 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli ilk kararıyla ölüm nedeninin akut damar yetersizliği olarak belirtildiğinden bahisle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairece aynı olaya ilişkin ... Kurumu tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilmesi, ... sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları, sigortalının şahsi sicil dosyası celp edildikten sonra işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı iş yerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediğinin araştırılması, ayrıca kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca iş yerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği, özellikle çalıştığı yerdeki hava koşullarının/sıcaklığın kalp krizi üzerindeki etkisinin var olup olmadığı hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı iş yeri hekimliği, iş sağlığı ve güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenlerin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığı, kalp krizinde iş yeri koşullarının etkili olup olmadığı, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirildiği bir kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesince verilen temyiz incelemesine konu 18.07.2025 tarih, 2023/406 Esas, 2025/414 Karar sayılı kararla iş kazasının oluşumunda davacılar murisi sigortalının bir kusuru bulunmadığı, davalı ... Şirketinin %20, davalı ... %20 oranında kusurlu oldukları, bünyesel faktörün ise %60 oranında etkili olduğu kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacı annenin maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kardeşin maddi tazminat isteminin reddine, birleşen dava dosyasında davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacılar murisinin kusursuz olduğunu, bünyesel faktörün muris kusuru gibi değerlendirilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilleri lehine hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, ayrıca davacı kardeş lehine maddi tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden vekâlet ücretlerinin her davacı bakımından ayrı ayrı hüküm altına alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, husumet itirazlarını tekrar ettiklerini, müteveffanın müvekkili şirket adına herhangi bir çalışmasının bulunmadığını ve dava konusu olay nedeniyle müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığını, dosya kapsamında alınan raporlarda olayın doğal ölüm olarak değerlendirildiğini ve müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığının sabit olduğunu, hastalık ile işveren şirketler arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişilerce müvekkili şirkete %20 oranında kusur atfedilmesine dayanak yapılan çalışma sıcaklıklarının çalışanlara dış etmen olarak zarar verebileceği yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, tanık beyanlarına göre müteveffanın ağır bir işte çalışmadığını ve işlerini gölgede yaptığını, hava sıcaklığının dış etmen olarak kabul edilmesinin müvekkiline kusur yüklenmesini gerektirmeyeceğini, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, anneye sürekli destek sağlanacağı kabulüyle hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, 31 yaşındaki müteveffanın evlenme çağında bulunduğunun ve ileride kendi ailesinin geçimini sağlayacağının kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca aile bireylerinin başka gelirlerinin bulunup bulunmadığının ve müteveffanın düzenli şekilde destek sağlayıp sağlamadığının araştırılmadığını, TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasının doğru olmadığını, ücretin fahiş ve hayatın olağan akışına aykırı belirlendiğini, hesaplamalarda davacının net ücretine asgari geçim indirimi ilave edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sorumluluk paylaşımının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilecek tutar üzerinden kusur oranına göre sorumluluk paylaşımı yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin dava konusu olayın meydana gelmesinde illiyet bağı oluşturacak herhangi bir etkisinin bulunmadığını ve olayın tamamen doğal nedenlere bağlı olarak gerçekleştiğini, dosya kapsamında alınan önceki bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere dava konusu olayın davacı tarafın iddia ettiği gibi çalışma sırasında değil öğle yemeği molası sonrasında yeniden çalışmaya başlanacağı sırada meydana geldiğini, bu durumun müteveffanın kalp krizinin çalışma koşulları, yorgunluk veya hava sıcaklığı nedeniyle gerçekleşmediğini gösterdiğini, davacı tanığının beyanlarıyla çelişen farklı tanık anlatımlarının dosya kapsamında bulunmasına rağmen ne kök raporda ne de mahkeme kararında değerlendirmeye alındığını, bilirkişi heyeti tarafından dosya kapsamındaki tanık beyanları dışlanarak yalnızca davalılar aleyhine ileri sürülen iddialar esas alınmak suretiyle kök rapor düzenlendiğini ve bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve ... ...’ün ölümüne neden olabilecek herhangi bir ihmalinin bulunmadığını, müteveffanın ölümünün tamamen bünyesel faktörlerden kaynaklandığını ve bunun tanık beyanlarıyla da sabit olduğunu, müteveffanın bilinen bir kalp rahatsızlığı veya başka bir hastalığının bulunmadığını, işe girişte sağlık kontrollerinin eksiksiz yapıldığını ve özlük dosyasında herhangi bir hastalık kaydının yer almadığını, müvekkiline kalp ve damar hastalıklarına yönelik ileri düzey tetkikler yaptırma yükümlülüğü yüklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin olağan ve makul sağlık kontrollerini eksiksiz yaptırmasına rağmen spesifik hastalıklara yönelik tarama yapmasının beklenemeyeceğini, müteveffanın kilolu olması nedeniyle kontrolsüz şekilde diyet yaptığını, yalnızca cacık ve yoğurt tüketerek sağlıksız beslendiğini, ayrıca olay öncesinde şantiyede arkadaşlarıyla futbol oynayıp spor yaptığını, bu durumun da olayın sıcaklık nedeniyle meydana geldiği iddiasını çürüttüğünü, davacı taraf her ne kadar müteveffanın güneş altında çalışırken kalp krizi geçirdiğini iddia etmiş ise de olayın çalışma sırasında değil mola esnasında ve gölge bir alanda meydana geldiğini, raporda kalp krizinin %60 oranında bünyesel faktörlerden kaynaklandığı ve yalnızca %40 oranında yan etkenlerin etkili olduğu yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, müteveffanın herhangi bir rahatsızlık belirtisi fark etmesi halinde işyeri hekimine başvurup durumu bildirmesi gerekirken bunu yapmadığını ve bu ihtimalin bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, tüm bu nedenlerle müteveffanın geçirdiği kalp krizinin tamamen bünyesel faktörlerden kaynaklandığını ve iş kazası ile ölüm olayı arasında uygun illiyet bağı kurulamayacağını, illiyet bağının kesildiğini, ayrıca kazanın 03.09.2015 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerinden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/16229, K. 2026/3107, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-16229-e-2026-3107-k-e64d373bb835