Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14385 E. 2026/3788 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14385
- Karar No
- 2026/3788
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2910 E., 2025/1523 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/160 E., 2024/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 4/a kapsamında 01.12.1987 tarihinde başlayan hizmetine göre 25... yaş ve 5375 gününü tamamlaması nedeniyle 12.11.2020 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, daha sonra 2014-2015 yılındaki 4a hizmetinin iptal edilmesi nedeniyle 23.01.2024 tarihli yazı ile son 7 yıldaki hizmetinin 1171 güne düştüğü gerekçesiyle aylığının iptal edildiğini, 23.02.2024 tarihli dilekçe ile müvekkilinin 12.11.2020 tarihli tahsis talebi sırasında 01.12.1987 başlangıcına göre 25... gün ve 50 yaş gerektiği, başka değişle 12.11.2020 tarihli talebi sırasında bu şartları çoktan yerine getirdiği ve iptal edilen süreler haricinde 6372 günü olup 25 yıl ve 5375 gün şartını yerine getirmesi nedeniyle tek başına 4a hizmetinin yaşlılık aylığı bağlanmasına yettiğini, davacının hiçbir şekilde hizmet birleştirme talebinin olmadığını belirterek çıkarılan borcun iptal edilmesinin talep edildiğini, davalı Kurumca 2829 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini, davalı Kurumca hizmet birleştirmeye zorlandığını belirterek Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin, 12.11.2020 tarihli talebine göre hizmet birleştirilmeksizin, 4a hizmetine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 23.10.2020 tarihinde müvekkili Kurumdan tahsis talebinde bulunduğunu, 2829 sayılı Kanun’un 4. ve 8. maddelerine göre hizmetlerinin birleştirilmek suretiyle davacıya 4-1/a kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının 4/1-b hizmetleri dikkate alınmaksızın aylık bağlama şartlarını taşıyor ise de anılan Kanun gereği hizmet birleştirme işlemi yapılmadan aylık bağlanmasına imkan olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; davacının 12.11.2020 tarihli talebine göre hizmet birleştirilmeksizin 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Eldeki davada ise, davalı Kurum tarafından aylığın bağlanmasından sonra 2024 yılında yapılan işlem sonucunda, davacının aylığının iptal edilmiş olması ile birlikte iptale konu edilen 21.10.2014-18.01.2015 tarihleri arasında kalan 87 günlük kısmın davacı tarafından fiili olarak çalışma ile geçtiğine ilişkin bir iddiasının bulunmaması ile birlikte, bu süre dışlandığında dahi davacının 6370 günlük (4/1-a) süresi ile birlikte hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı kabul edilerek, tahsis şartlarından olan 5375 günlük sürenin hali hazırda mevcut olacağı dikkate alındığında, 12.11.2020 tarihli tahsis talebi geçerli kabul edilerek 01.12.2020 tarihinden itibaren 4/a hizmetlerine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği açık olup, Mahkemece aylık miktarı bakımından davacı hakkında bağlanan aylık ile bağlanacak aylık arasında fark olup olmadığı hususunun da sorulması üzerine, davalı Kurumdan açıklamalı cevabi yazı ile davacı hakkında sadece 506 sayılı Kanun ve hizmet akdine dayalı geçen çalışmaları nedeniyle aylık bağlanması halinde hakkında çıkartılan borcun terkin edilmesi gerektiğine ilişkin dosyadaki cevabi yazı karşısında, yersiz ödeme bakımından da davacının bir borcunun oluşmayacağı hususunun anlaşılması ile birlikte, bu yönde oluşan Mahkeme kabulü yerinde görülmüş olup, sonuç olarak yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar davacının yaşlılık aylığına hak kazanacağı belirtilmiş olsa da 2829 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; ''Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir."' denildiğini ve yine aynı Kanun'un 8. maddesine göre ''Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.'' düzenlemesinin bulunduğunu, davacının dosyasında yapılan incelemede son 7 yıllık süre içinde hizmetlerinin en çok 4/b'de geçtiği tespit edildiğinden Bağ-Kur emeklilik şartlarına tabi bulunmakta olduğunun tespit edildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın yalnızca 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetine göre tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.