Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13710 E. 2026/6028 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13710
- Karar No
- 2026/6028
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/55 E., 2024/292 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılardan ..., ... ..., ... ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, .. Aile Hekimliği iş yerinde 01.04.2006– 01.07.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesi istenilmiştir. Davacı vekilince sunulan 09.12.2009 tarihli dilekçe ile taleplerinin 01.06.2007 - 16.07.2008 tarihleri arasına ilişkin olduğu ve davalı Şirket hakkında açılan davadan feragat ettikleri bildirilmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...'in cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin temizlik işçisi temin etmek için ... Bina Yönetimi Sosyal Hizmetler Temizlik ve Danışmanlık Ltd. Şti.'ye başvurduğunu müvekkilinin şirkete ödeme yaptığını, davacının ücret ve sigorta bildirimlerinin bu şirket tarafından yapıldığını, davacının adı geçen şirket bünyesinde 2008 yılının Eylül ayından itibaren çalışmaya başladığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; aile hekimi olarak Aralık 2007 ile Temmuz 2008 tarihleri arasında 8 ay ... Sağlık Ocağında çalıştığını, göreve başladığında sorumlu hekimin diğer davalı ... olduğunun Sağlık Müdürlüğü tarafından kendisine bildirildiğini, tüm resmi işlemler gibi bu işlemlerin de ... tarafından yapıldığını, davacının günde 1 saat kendisine ait bölümde temizlik yaptığını, temizlik karşılığı ücreti ...'e teslim ettiğini, davacının sürekli olarak kendisine bağlı çalışmadığını, Sağlık Bakanlığı tarafından nasıl ve hangi koşullarda temizlik elemanı çalıştırılacağı talimat olarak verilmediğini ve anlatılmadığını, Aile Hekimliği uygulamasında asıl işverenin Sağlık Bakanlığı olduğunu, davanın Sağlık Bakanlığına ihbar edilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur. 4.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dıştan atama kadrosu ile 2007 Nisan ayında aile hekimi olarak atandığını, 2007 Kasım ayına kadar ... ASM'de görev yaptığını, sorumlu hekimin diğer davalı ... olduğunu, tüm resmi işlemlerin ... tarafından yapıldığını, aynı zamanda davacı ...'in ...'in hastası olduğunu, kadrolu temizlik personeli görevden ayrıldıktan sonra ... tarafından kendisine ... için yevmiyeli olarak temizlik işlerini yapacağını ve ücretini ödeyeceklerinin söylendiğini, günde 1 saat kendisine ait olan bölümü temizlediğini, kendisi de her ay bunun karşılığı olan ücreti sorumlu ...'e ödediğini, davacının sürekli olarak kendisine bağlı çalışmadığını, sağlık bakanlığı tarafından nasıl ve hangi koşullarda temizlik elemanı çalıştırılacağı talimat olarak verilmediğini ve anlatılmadığını davanın reddini savunmuştur. III.MAHKEME KARARI Denizli 3. İş Mahkemesinin 2009/4 59... /29 Karar sayılı ile davanın kısmen kabulü ile 1-... Bina Yönetimi Sosyal Hizmetler Temizlik ve Danışmanlık Ltd. Şti. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 2-A) Davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 17.11.2008 tarihi olduğunun tespitine, B) Davacının davalı doktor ... tarafından işletilen .. Aile Hekimliği unvanlı .. sicil sayılı iş yerinde, 01.06.2007-16.07.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun'a tabi olarak hizmet akdi ile günlük brüt asgari ücret üzerinden kesintisiz fiili olarak çalıştığının tespitine, Fazla istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.12.2017 tarih ve 2016/6351 E.-2017/10851 K. sayılı kararı ile ".. yapılacak iş; Sağlık Bakanlığından; .. Aile Hekimliğinin 5258 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önceki ve davaya konu dönemdeki hukuki statüsünü, ne zaman “aile hekimliği” kapsamına alındığını ve talep edilen dönemde burada çalışan doktor/aile hekimlerinin isimlerini, bu aile hekimlerinden hangilerinin hangi tarihler arasında sorumlu hekim olarak çalıştıklarını sormak, yine Sağlık Bakanlığından; söz konusu aile hekimliğinde 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nda sayılan sağlık elemanları dışında, asli sağlık hizmetine girmeyen temizlik, kalorifer yakımı gibi işlerde çalışacak kişileri çalıştırmak için aile hekimlerinin Bakanlıktan izin alıp almadıklarını, aile hekimlerine bu tip işleri yapacak elemanlar için ödenek, bütçe veya herhangi bir isimle para verilip verilmediğini ve söz konusu işler için ödenek/bütçe vb. gönderiliyor ise ne zamandan beri gönderildiğini sormak, .. İl Sağlık Müdürlüğünden; talep edilen dönemde .. Aile Hekimliğinde yapılan denetimlere ilişkin tüm belgeleri istemek, aile hekimlerinin tutmak zorunda oldukları defter ve kayıt bulunup bulunmadığını sormak ve bulunuyor ise talep edilen döneme ait defter ve kayıtları ilgili birimden istemek, davalı Kurumdan; ... Aile Hekimliğinin ne zaman iş yeri kapsamına alındığı ya da talep edilen dönemde burada görev yapan hekimler adına kayıtlı iş yeri bulunup bulunmadığını sormak, bulunuyor ise dönem bordrolarını istemek ve re'sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, ... Aile Hekimliği bünyesinde talep edilen dönemde çalışan aile hekimleri ile temizlik işlerinin yapılması hususunda şirketler ile yapılmış sözleşmeler bulunup bulunmadığını araştırmak, davacının hesabına 20.01.2009 – 19.06.2009 tarihleri arasında maaş ödemesi adı altında yatırılan paraların kim tarafından yatırıldığını araştırmak ... Kaymakamlığından 22.02.2007 tarihinde davacının hangi Kanuna dayalı olarak ne kadar süre ile görevlendirildiğini, ücretinin nasıl ödendiğini, ... Toplum Sağlığı Merkezinin hangi tarihte ... Aile Hekimliğine dönüştüğünü sormalı ve böylece davacının gerçek işvereni ile fiili çalışma süresini tereddüte ... bırakmayacak derecede tespit ederek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir..." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Davalılar ... ve ... Başkanlığı ile dahili davalılar yönünden; Davanın kabulü ile 1-Davacının 01.04.2006 - 01.07.2009 tarihleri arasında davalı ... ile birlikte, -25.12.2006 - 25.03.2007 tarihleri arasında dahili davalı ... ..., -16.04.2007 - 01.12.2007 tarihleri arasında dahili davalı ..., -01.12.2007 - 01.08.2008 tarihleri arasında dahili davalı ... (...) -01.08.2008 - 01.10.2008 tarihleri arasında dahili davalı ..., -01.11.2008 - 01.01.2010 tarihleri arasında dahili davalı ...'in yanında mülga 506 sayılı Kanun ve halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında, zorunlu sigortalı olarak hizmet akdine tabi şekilde fiilen çalıştığının tespitine, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 17.11.2008 olduğunun ve belirtilen tarihte önce ödenen primlerinin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, Davanın ... (... Bina Yönetimi) ve ... Başkanlığı yönünden; 2-İhtilafa konu 16.09.2008 - 31.12.2008, 01.01.2009 - 17.02.20 09... .02.2009 - 05.05.2009 tarihleri arası dönem yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine, belirtilen dönemin dışında kalan 01.04.2006 - 15.09.20 08... .05.2009 - 01.07.2009 tarihleri arası dönem yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalılar ... ve ... ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde; "Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir. Tarafların dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 2. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde davacının dava dilekçesi ile ... Aile Hekimliği iş yerinde 01.04.2006– 01.07.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istediği, davacı vekilince sunulan 09.12.2009 tarihli dilekçe ile taleplerinin 01.06.2007– 16.07.2008 tarihleri arasına ilişkin olduğu ve davalı Şirket hakkında açılan davadan feragat ettiklerini belirterek hizmetlerinin tespitini talep ettiği, Mahkemece verilen 01.11.2024 tarihli kısmen kabul kararının hüküm kısmının 1. bendinin ilk paragrafında "Davalılar ... ve ... Başkanlığı ile dahili davalılar yönünden; davanın kabulü ile 1-Davacının 01.04.2006 - 01.07.2009 tarihleri arasında Davalı ... ile birlikte, -25.12.2006 - 25.03.2007 tarihleri arasında dahili davalı ... ..., -16.04.2007 - 01.12.2007 tarihleri arasında dahili davalı ..., -01.12.2007 - 01.08.2008 tarihleri arasında dahili davalı ... (...) -01.08.2008 - 01.10.2008 tarihleri arasında dahili davalı ..., -01.11.2008 - 01.01.2010 tarihleri arasında dahili davalı ...'in yanında mülga 506 sayılı Kanun ve halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında, zorunlu sigortalı olarak hizmet akdine tabi şekilde fiilen çalıştığının tespitine "denilerek davacının talebinin aşıldığı, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hatalı hüküm kurulduğu, ayrıca ikinci paragrafta "Davanın ... (... Bina Yönetimi) ve ... Başkanlığı yönünden; 2-İhtilafa konu 16.09.2008 - 31.12.2008, 01.01.2009 - 17.02.20 09... .02.2009 - 05.05.2009 tarihleri arası dönem yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine, belirtilen dönemin dışında kalan 01.04.2006 - 15.09.20 08... .05.2009 - 01.07.2009 tarihleri arası dönem yönünden davanın esastan reddine," denilerek hüküm içerisinde çelişki oluşturulup, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı bulunmuştur. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan hükmün infazında tereddüt oluşturacak, davacı talebini aşan ve çelişkili şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK: 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, değişen aile hekimlerine rağmen aynı Aile Hekimliği işyerinde çalışan ve hizmet tespiti davası açan sigortalının işverenlerinin değişen aile hekimleri mi yoksa Sağlık Bakanlığı'mı olduğu, hizmet tespitinde işverenin kim olduğu noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince, değişen aile hekimleri işveren kabul edilerek hizmet tespitine karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine ise çoğunluk tarafından aile hekimleri işveren kabul edilerek, karar hüküm çelişkisi ve talep dışında çıkılması gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME: 3. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu hükümleri incelendiğinde; Birinci maddesinde amaç ve kapsam belirlendikten sonra 2. maddede tanımlara yer verilmiş ve “aile hekimi; “kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip” aile sağlığı elemanı ise “aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık eleman” olarak tanımlanmış, maddenin son fıkrasında ise “Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca belirlenen aile sağlığı merkezlerinde çalışma saatleri dışında, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları ile gerektiğinde Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları personeline nöbet görevi verilebiliceği” belirtilmiştir. 4. Kanunu’nun 3/2 maddesine göre “Aile sağlığı elemanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye’de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şart-ları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı ele-manları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılabilir”. Aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca ise “Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarına, 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı elemanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir”. 6 fıkrasına ise “Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirileceği, ancak her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesile-rek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılacağı, bunların önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam edecekleri” belirtilmiştir. 5. Kanunu’nun 4. maddesine göre “Hazine, belediye veya il özel ida-resine ait taşınmazlardan aile sağlığı merkezi olarak kullanılması uygun görülenler, Maliye Bakanlığı, belediye veya il özel idarelerince bu amaçla kullanılmak üzere doğrudan aile hekimine kiraya verilebilir”. 6. 5. maddeye göre “Aile hekimliği hizmetleri ücretsizdir; acil haller hariç, haftada kırk saatten az olmamak kaydı ile Bakanlıkça belirlenen kıs-taslar çerçevesinde ilgili aile hekiminin talebi ve o yerin sağlık idaresince onaylanan çalışma saatleri içinde yerine getirilir. Aile hekimliği uygulama-sına geçilen yerlerde acil haller ve mücbir sebepler dışında, kişi hangi sos-yal güvenlik kuruluşuna tâbi olursa olsun, aile hekiminin sevki olmaksızın sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat edenlerden katkı payı alınır. Alına-cak katkı payı tutarı Sağlık, Maliye ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarınca müştereken belirlenir. Aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde, diğer kanunların aile hekimliği hizmetleri kapsamındaki hizmetlerin sunumu ile sevk ve müracaata ilişkin hükümleri uygulanmaz. … Aile hekimlerinin şahsî kayıtları ilgili il ve ilçe sağlık idare birimlerinde tutulur. Aile hekimlerinin kullandığı basılı veya elektronik ortamda tutulan kayıtlar, kişilerin sağlık dosyaları ile raporlar, sevk belgesi ve reçete gibi belgeler resmî kayıt ve evrak niteliğindedir. Bu kayıt ve belgeler, hekimin ayrılması veya kişinin hekim değiştirmesi halinde eksiksiz olarak devredilir. İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlen-mesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgeler, aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde aile hekimleri tarafından düzenle-nir”. 7. 6. maddeye göre ise “Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir. Aile hekimi ve aile sağlığı elemanları, görevleriyle ilgili ya da görevleri başında işledikleri veya kendilerine karşı işlenen suçlarda Devlet memurları gibi kabul edilir. Aile hekimi ve aile sağlığı elemanları, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu gereğince mal bildiriminde bulunmakla yükümlüdür”. 8. Kanunun 8. maddesinde de Sağlık Bakanlığı tarafından yönetmelik çıkarılacağı ve yönetmelikte “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının ça-lışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hiz-met kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime iliş-kin usul ve esasların” belirleneceği açıklanmıştır. 9. Kanunun uygulanması içinde ilk olarak Bakanlar Kurulu tarafından 24.12.2010 tarihli Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği yayım-lanmıştır. Yönetmeliğin 2. maddesinde bu yönetmeliğin “Aile hekimliği uygulaması çerçevesinde sözleşmeli olarak çalıştırılanları ve Aile hekimliği uygulamaları kapsamında Bakanlıkça görevlendirilen aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarını kapsayacağı” belirtilmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde tanımlara, 5. maddesinde aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarında ara-nacak şartlara, 6. maddesinde bunlarla yapılacak sözleşme örneklerine, 7. maddesinde kazanç getirici başka iş yapmayacaklarına, 9. maddede çalışma saatlerine (haftada 40 saat), 11. madde de denetimlerine, 13. maddede sözleşmelerinin sonlandırılmasına, 16. Madde de aile hekimine yapılacak öde-melere (aile sağlık merkezi giderlerinin de sayıldığı ve sekretarya hizmet giderinin de ödeneceği belirtilmiştir), 19. madde de aile sağlık elemanlarına yapılacak ödemelere, 20. madde de geçici aile sağlığı elemanına yapılacak ödemelere, 22. madde de ödeme zamanına (Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına yapılacak ödemeler, çalışılan ay sonuçlarının müdürlüğe bildiriminden itibaren onbeş gün içinde yapılır), geçici 4. maddesinde izinlerine yer verilmiştir.. 10. Daha sonra bu kez Sağlık Bakanlığı tarafından 25.01.2013 Tarihin-de Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğin 4. maddesinden aile hekiminin, 5. maddesinde aile sağlığı elemanları-nın görev, yetki ve sorumlulukları, 10. maddesine çalışma esasları (Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları tam gün esasına göre çalışırlar), 11. maddesinde izinleri, 15... . maddelerde sözleşmeleri düzenlenmiştir. 11. 1982 Anayasası’nın 56. maddesinde “Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” başlığı altında: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. 12. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” denilmektedir. Kişinin sağlık hakkı, sağlıklı olma hakkı ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarını kapsar. Devlet vatandaşının sağlık hizmetlerinde yararlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Bu kapsamda da Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Aile Hekimliği Uygulaması getirtilmiştir. Aile hekimi, bu kapsamda devletin görevi olan sağlık hizmetini sunmasında organ olarak görev yapmaktadır. Bu anlamda kamu görevlisi olduğu açıktır. 13. Yasal mevzuat hükümleri dikkate alındığında, aile hekimliği ve aile sağlık elamanları için önce sözleşme, sonra faaliyetin gösterileceği uygun bir yerin(işyeri) oluşturulması ve düzenlenmesi gerekecektir. Sözleşme, çalışma şartları, çalışacakların nitelikleri ve ücretleri yukarda belirtilen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan mevzuat hükümleri ile belirlenmiştir. Aile Hekimliği yapılan çalışma işyerinin 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı kanun kapsamında bir işyeri olduğu açıktır. Ancak bu işyerinin sözleşme imzalanan aile hekimine mi yoksa yasal koşullarını belirleyen Bakanlığa mı ait olacağı çözülmesi gereken bir sorundur. 14. Ticari ve mesleki faaliyette bulunmanın amacı bu yolla gelir elde etmektir. Bu bir serbest faaliyet olarak kabul edilir ve bağımsız işyeri ve işveren olmada bir kriter olarak kabul edilir. Bir gelir elde etme amacını taşımadan yapılan faaliyetin ticari veya mesleki olduğu söylenemez. Aile hekimleri, çalışılmaları sırasında sağlık hizmeti verdikleri kişilerden hiçbir şekilde ücret alamazlar. O nedenle aile hekimlerinin Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu yönünden ayrı bir işyeri olmadıkları açıktır. 15. İş Hukuku ve 4857 sayılı İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Hukuku ve 5510 sayılı Kanun yönünden değerlendirmede ise; ilgili hükümler değerlendirildiğinde bu işyerinde çalışan aile sağlık elemanları, sevk ve idare yönünden aile hekimlerine bağlı olmakla birlikte çalışma koşullarının Bakanlık tarafından belirlendiği, ücretlerini aile hekimlerinden değil, aile hekimi gibi sağlık müdürlerinin onayı ile devletten aldıkları, bu anlamda aile hekiminin işveren vekili konumunda kaldığı, işverenin Bakanlık olduğu kabul edilmelidir. III. SONUÇ: 16. Yukarda açıklanan nedenlerle aile hekimliği işyerinde değişen işyeri hekimleri işveren vekili konumunda olup, hizmet tespitinde taraf sıfatları yoktur. Ancak 5510 sayılı Kanun uyarınca işveren yetkilisi konumu itibari ile prim alacaklarından işverenle birlikte sorumludurlar. Bu nedenle işveren olan Sağlık Bakanlığı'nın davada taraf gösterilmesi zorunludur. Kararın bu yönden bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun aile hekimlerini işveren kabul etmesi yönündeki kabulüne katılınmamıştır.