Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13515 E. 2026/5199 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13515
Karar No
2026/5199
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/710 E., 2025/767 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/209 E., 2025/11 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde, davacının ... İnşaat Mühendislik Gıda Ürünleri Tic. San. Ltd. Şti.” adı altında faaliyet gösteren davalı iş yerinde, Ocak 2003 tarihinden Mart 2020 tarihine kadar aralıksız olarak belirsiz süreli iş akdi ile “kasiyer” olarak çalışmış ve iş akdi olarak feshedilene kadar çalışmaya devam ettiğini, yaptığı işin karşılığında asgari ücret aldığını, işin başlangıcında Ocak 2003 tarihinde müvekkilinin ... bildiriminin yapılmadığını Ocak 2004 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin davalıdan ...’ya bildirim yapılmasını birçok defa talep etmesine rağmen işverenin müvekkilinin ... bildiriminin yapılmadığını, davalı işverenin ... kayıtları ve dosyası incelendiğinde ve müvekkille aynı dönem şirket bünyesinde sigortalı olarak çalışan tanık beyanları dinlendiğinde iddialarının doğruluğunun ortaya çıkacağını, müvekkilinin iş akdinin Mart 2020 tarihinde müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilmesi üzerine, müvekkilinin ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yemek ücreti, AGİ ve UBGT alacaklarının ödenmesi için davalı aleyhine dava açılacağını, dinletilecek tanıkların beyanlarından da açıkca görüleceği gibi davalı işverenin müvekkili sigortasız olarak çalıştırdığını, hukuken üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkilin davalı tarafın iş yerinde Ocak 2003-Ocak 2004 tarihleri arasında sigortasız olarak çalıştığını, davalının bu usulsüzlüklerinin müvekkiline zarar verdiğini, müvekkil sigortalıların faydalandığı hizmetlerden faydalanamadığını, belirttiği dönemlerde yapılan çalışmaların tespiti ile ... kayıtlarının bu yönde düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin prime esas kazancının, 5510 sayılı Kanun'un Prime Esas Kazançları düzenleyen 80. maddesi ve aşağıda belirttiği hususlara göre gerçek ücret üzerinden belirlenmesini talep ettiğini, davacı müvekkilin davalı işverenlik bünyesinde, market reyonunda kasiyer 09.30-22.30 saatleri arasında çalıştığını, müvekkile bu şekilde fazla çalışma yaptırıldığını, müvekkilin hafta tatillerinde ve ulusal tatil günlerinde de kendisine izin verilmemesi sebebiyle çalışmaya devam ettiğini, bu sebeplerle; müvekkilin gerçek prime esas kazançlarının; fazla çalışma, yemek, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin de dahil edilerek tespiti ile ... kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda yaptığı gerekçeli açıklamalara ve re’sen gözetilecek nedenlere göre, müvekkilin davalı iş yerinde Ocak 2003-Ocak 2004 tarihleri arasında da çalıştığının tespiti ile ... kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesine, müvekkilin gerçek prime esas kazançlarının; fazla çalışma, yemek, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin de dahil edilerek tespiti ile ... kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ettiğini beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 2003-2004 yılları arası müvekkil şirkette sigortasız çalıştığı ve bu dönemde prime esas kazancının eksik yattığından bahisle tespiti için dava açmışsa da bu talepleri zamanaşımına uğradığını, kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın prime esas kazancın tespiti için doğrudan Mahkemede dava açmışsa da bunun da usulen doğru olmadığını, zira 5510 sayılı Yasa gereğince bu dava açılmadan önce ...'ya başvurunun zorunlu olarak düzenlendiğini, bu zorunlu başvuru olmadan açılan davada dava şartı oluşmadığından açılan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı işçinin müvekkil şirkette 06.01.2004 tarihinde ‘işçi’ olarak asgari ücretle çalışmaya başladığını, çalışmış olduğu süre içerisinde gerekli sigorta primleri eksiksiz, olarak yatırıldığını, müvekkil şirkette çalışmaların iş mevzuatına uygun olarak gerçekleştirilmekte olup, yapılan tüm çalışmaların bordroya ve sigorta primlerine yansıtıldığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, masraflarla ücreti vekaletin de karşı tarafa yükletilmesinc karar verilmesini vekaleten talep ettiğini beyan etmiştir. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ve yasaya aykırı olarak açılan işbu davanın reddi gerektiğini, işbu davanın, davacı tarafından hizmet akdine tabi olarak yanında çalıştığını iddia ettiği işveren ve kanuni hasım olarak müvekkili ... Başkanlığının davalı gösterilmek suretiyle hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebini içeren ‘Hizmet Tespiti’ davası olduğunu, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenecek 4. fıkrada: ''Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edileceğini, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer’i müdahil olarak katılan Kurum yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceğini, davacının iddiası Yargıtay kararları gereği ancak yazılı delille ispat edilebildiğini, tanık beyanları değerlendirilirken işyerinde yürütülen işin niteliği, tanıkların iş ve işyeri hakkındaki bilgileri, tanıklık edilen dönemin üzerinden geçen sürenin uzunluğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmaması dikkate alınmasını, yukarıda arz edilen nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere hukuki mesnetten yoksun, usule ve yasaya aykırı ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını arz ve talep ettiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile davacının, davalıya ait işyerinde 02.01.2003-06.01.2004 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf isteminin 353/1-b-1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını, tanık beyanları arasında çelişkiler olduğunu, tespiti istenen dönemin üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçmesi nedeniyle tanık beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili olduğu, imzalı bordro ve iş sözleşmesi gibi yazılı delillerin aksinin eşdeğer belgelerle ispatlanamadığı gözetilmeden, eksik inceleme ve soyut tanık anlatımlarına dayalı olarak kurulan hükmün yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kararın bozulmasını talep etmektedir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın tespiti istenen hizmet yılından itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiği, Kurum kayıtlarının aksinin ancak eş değerde yazılı belgelerle ispatlanabileceği, eksik inceleme ve salt tanık anlatımlarına dayalı olarak ispatlanamayan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın bozulması talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 02.01.2003-06.01.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/13515, K. 2026/5199, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-13515-e-2026-5199-k-02da276528ac