Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11251 E. 2025/14396 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11251
- Karar No
- 2025/14396
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/166 E., 2025/900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/275 E., 2023/284 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05.10.1987 tarihinde davalı ... Kurumuna ait Elektrik Makineleri Fabrikasında kaynakçı olarak çalışmaya başladığını, 05.10.1987 - 28.02.1991 tarihleri arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, daha sonra ...'ye ait Mühimmat Fabrikasının Tapa İşletme Müdürlüğü Yardımcı Tesislerde kaynakçı işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, son olarak 10.05.2021 tarihinde .... ili ... ilçesinde ... Askeri Fabrikalar .... Bakım Müdürlüğüne kaynakçı olarak tayin edildiğini ve halen bu işyerinde çalışmaya devam ettiğini, davalı Kuruma ait Çıraklık Okulu kapandığından sürekli olarak hafta içi her gün fabrikaya gelme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının 05.10.1987 - 16.10.1990 tarihleri arasında hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz bir şekilde çalıştığının ve bu sürelerin uzun vadeli sigorta kapsamında olduğunun tespit edilmesini arz ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çırak olabilme koşullarını taşıdığını, 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olduğunu, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından çıraklık eğitimine kabul edilerek torna-tesviye bölümü için 3 yıllık, elektrik bölümü için 4 yıllık çıraklık eğitiminden sonra çıraklık diplomasını almaya hak kazandığını, davacının sigorta primlerinin Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ödendiğini, 3308 sayılı Kanun gereğince asgari ücretin %30'u kadar ücret aldığını ve 30'ar gün yıllık izin kullandığını, yıllık izinlerin dahi işçiler gibi kullandırıldığından bahsedilmiş olsa da bu durumun, yasal düzenlemelerle çıraklara tanınan geniş sosyal hakların yansıması olduğunu, davacının 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri ve velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, eğitimin üretim olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu, davacının üretimde çalışması, fazla mesai yapmasının fizyolojik ve teknik olarak imkânsız olduğunu, bir işçi 50 kg yük kaldırabilirken çırakların böyle bir yükü kaldırmalarının mümkün olmadığını, çırağın görevinin ustasına yardımcı olmak ve sanatını ustasından görerek geliştirmek olduğunu, fabrikalarında çırak ve işçilerin aynı şartlarda çalışmalarının mümkün olmadığını, davacının çıraklık eğitiminin geçtiği fabrikanın ağır ve tehlikeli işyeri olduğunu, çırağın böylesi işlerde çalıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının 18 yaşını doldurduktan sonraki eğitiminin işçilikten sayılarak hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğunun tespitini talep etmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10. maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.) b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” 5. Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 506 sayılı Kanun'un 3/II-B maddesinde yazılı olduğu üzere çıraklar hakkında çıraklık devresi süresi içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz. Ancak Dairemiz içtihatlarına göre çırakların bu süre içinde diğer çalışanlar gibi üretime katılmaları, meslek ve sanat öğrenimleri geri planda kalıyorsa artık çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir. Bir işyerinde üretim - imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır. 6. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 1987 yılında çıraklık okuluna girdiğini ve çırak olarak bildirildiği çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabii olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 7. Somut olayda, davacının 01.10.1987 tarihli Çıraklık Eğitim Merkezi'nden verilen işe giriş bildirgesi ve 09.10.1987 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, davacının elektrik makineleri fabrikasında kaynakçılık işinde ne şekilde üretime katıldığı hususu açıklığa kavuşturulmadan soyut tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiği; davacı tarafından Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu gereğince 19 yaşına girdikten sonra çırak olmasının mümkün olmadığı, üretime katıldığı iddiasıyla 18 yaşından itibaren tüm sigorta kollarına tabi çalıştığına yönelik olarak açılan Kırıkkale İş Mahkemesinin E.2008/347, K.2008/997 sayılı dava dosyası neticesinde davacının davalı Kurumda 18.10.1990 - 01.03.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak geçtiğinin tespit edildiği, hükmün Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmakla; Mahkemece, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmamış, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmemiştir. Böyle bir işyerinde işe yeni başlayan henüz 14 yaşında olan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işi öğrenmek için çıraklık okulunda teorik ve pratik eğitim alan davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.