Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11088 E. 2025/17132 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11088
- Karar No
- 2025/17132
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2863 E., 2025/1652 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi SAYISI: 2020/344 E., 2022/335 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli olduğunu, Kurum tarafından 02.09.2020 tarih, 62053409-2/7039733, sayılı yersiz ödeme, konulu yazısı ile " 2...3 tahsis numarası ile aylık alan ... adına, yersiz ödeme yapıldığı tespit edildiğini ve 01.11.2017-20.10.2020 süresi için yersiz ödenen (48.407,39 TL.) borç kaydedildiğini, söz konusu Kurum alacağının 5510 Sayılı Kanun'un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, 22.07.2011 tarihli ve 2011/58 sayılı genelgedeki hükümler doğrultusunda tahsil edilmesi gerektiği” belirtilmek suretiyle bu tutarın ödenmesinin istenildiğini, yersiz ödeme nedeni olarak, sahte hizmet kazandırılmak, yardımlardan yararlandırılması ile gelir veya aylık bağlanması hususlarının belirtildiğini, sahte hizmetin nerede ne zaman hangi işveren yanında geçtiğinin açıklanmadığını, gerçekte müvekkilin böyle bir hizmetinin olmadığını, müvekkilin hizmetlerinin gerçek ve hakiki hizmetler olduğunu, çalıştığı işyerlerinin çalıştığı süreleri doğru olarak bildirdiğini, bununla ilgili tanıklarının olduğunu, yersiz ödemede müvekkilin kusurundan bahsedilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle müvekkilin, haksız yere tahakkuk ettirilen 48.407,39 TL tutarında davalı Kuruma borcunun bulunmadığının tespiti ve bu konudaki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada ise, davacı vekili, müvekkilinden 11.11.2020 tarihi itibarıyla talep edilen 6.746,34 TL’ye ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile Kurum denetim elemanı tarafından bir ihbar üzerine ..." adresinde kurulu bulunan ... ünvanlı işyerinde 03.07.2019 tarihinde yapılan denetimde ... ünvanlı işyerinde adına sahte sigortalılık bildirimi yapıldığı tespit edilen davacı ...’ın 2015/03 döneminden 2017/09 dönemine kadar olan süredeki sigortalılığının iptal edildiğini ve iptal edilen bu dönemler nedeniyle davacının emeklilik süre ve gelirinin bu iptallere göre değerlendirilmesi sonucu davacıdan yersiz ödemelerin iadesinin talep edildiğini, iptal edilen sigortalılığın aksi ispat edilinceye kadar muteber olan Kurum denetim elemanının tespitine dayandığını, bu nedenle Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu için davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... unvanlı "yangın söndürme cihazları satışı" iş yerinin resmi belgelerde sahibi olarak ... olsa da iş yerinin sevk ve idaresinin oğlu ... tarafından yapıldığı, tanıkların bazılarının iş yeri sahibi olarak ...'ı bildiği, SGK teftiş raporunda bordro tanığı ... ve işverenin oğlu ...'ın denetmene verdiği beyanlarda davacının davalı iş yerinde çalışmadığı yönündeki beyanları, hem kamu hem bordro tanığı olan ...'ın davacının bahsi geçen iş yerinde çalışmadığı beyanı ile davalı Kurum denetmeni sigortalılık bildirimi yapılan davacının çay ve temizlik işlerine baktığı beyanı göz önünde bulundurulduğunda, iş yeri kayıtlarından çay ve temizlik gideri adı altında herhangi bir gider kaydı oluşturulmadığı tespiti hep birlikte değerlendirildiğinde davacının çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı yönünde Mahkemede kanaat oluşmuş, davacının kasıtlı veya kusurlu davranışından dolayı emekli aylığının iptal edilmesi ve davacıya yersiz ödeme borcu çıkarılmasının mevzuata uygun olduğu görülerek asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada; davacı hakkında, 02.03.2015-15.09.2017 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu ve dava dışı ...'a ait olduğu anlaşılan ... sicil numaralı iş yeri hakkında yapılan kurum denetimi nedeniyle davacı adına yapılan bildirimlerin tamamının iptal edilmiş olduğu, bunun sonucunda davalı Kurum tarafından davacı hakkında yapılan asıl ve birleşen davaya konu işlemler ile davacının 01.11.2017-20.10.2020 tarihleri arasında kalan dönemde yersiz ödenen yaşlılık aylıkları ile birlikte bu dönemde davacıya ödenen bayram ikramiyelerinin 5510 Sayılı Kanun'un 96. maddesinin "a" bendi kapsamında borç olarak tahakkuk ettirilmiş olduğu, yapılan Kurum denetim raporu ile birlikte davacının bu iş yerinde geçen çalışmalarının fiili olduğuna dair iddiası ispatlanamadığı gibi, davacı hakkında Kuruma gelen ihbardan sonra işlem yapılmış olması, ayrıca, davacının beyanında geçen çay ve temizlik işleri bakımından dava dışı iş yerinde çay ve temizlik giderlerine rastlanılmaması ile dinlenen tanıklar beyanlarından, ...'ın davacının para karşılığı sigortalı olduğunu belirtmesi, aynı şekilde bordrolu tanık olarak ifadesi alınan ...'un beyanında da bu durumun teyit edilmesi, dinlenen diğer bir tanık olan ...'ın da aynı yöndeki ifadesi ve davacının çay ve temizlik işlerini yaptığına dair iddiasını ispata yarar şekilde, herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamaması, yapılan bildirimlere ilişkin olarak alınması gereken primlerin, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı Kuruma irat kaydedilmesinin yasa gereği olması dikkate alındığında, davacı hakkında çalışma bildirimine ilişkin iptal işleminin kanuna ve mevzuata uygun olduğu buna göre de, sonuç olarak, Mahkemenin kararının yerine olduğu belirgin olduğu gibi, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davacının istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl ve birleşen davalar bakımından verilen kararın hatalı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere çalışmasının ispatlanmasına rağmen aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalar, 02.03.2015-15.09.2017 tarihleri arasında kalan dönemde geçen çalışmaların fiili çalışmaya dayalı olmaması nedeniyle iptaline ilişkin işlemi nedeniyle davalı Kurumca aylığın kesilmesine ve aylık ve ikramiyelerin borç olarak tahakkuk ettirilmesine dair Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.