Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10140 E. 2025/17040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10140
- Karar No
- 2025/17040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/287 E., 2024/599 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dava dışı yüklenici ...'ın borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapıldığının, tapuda davacılar adına kayıtlı, Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... Mahallesi, 309 95... parsel 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtları üzerine ilgili Kurumun; 25.06.2021 tarih ve ... sayılı haciz yazısı üzerine 29.06.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı; 03.02.2022 tarıh ve ... sayılı haciz yazısı üzerine 03.02.2022 tarih ve 9287 yevmiye sayılı haczin konulduğunun öğrenildiğini, Kurumdan 28.02.2022 tarihli dilekçe ile konulan hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini, ancak 03.03.2022 tarihli cevabi yazı ile talebin reddedildiğini, arsa sahibi olan davacılar ile davalı Kurumun borçlusu olan müteahhit ... arasında 309 95... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak .... Noterliğinin 05.03.2004 tarih ve ... sayılı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin yükleniciye herhangi bir ayni hak bahşetmediğini, sözleşmeden doğan edimlerin tam ve eksiksiz yerine getirilmesi halinde yükleneceği lehine bir şahsi hak doğduğunu, 4 ve 5 no.lu bağımsız bölümlerin (dairelerin) arsa sahipleri adına tapuda kayıtlı olduğunu, müteahhit ...'ın tapuda malik bulunmadığını, borçlunun tapuda malik olarak yer almadığı taşınmazlara konulan haczin öncelikle bu nedenle yasaya aykırı olduğu, öte yandan müteahhit ...'ın sözleşme gereği edimlerini ifa etmediği, yarım bıraktığı, bu hususların kesin karar haline dönüşen Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/233 sayılı Kararı ile arsa sahipleri tarafından açılan nama ifaya izin davasında verilen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/97 Karar sayılı ilamı ve Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2012/1143 sayılı dosyaları ile sabit bulunduğunu, haciz tatbik edilen 4 no.lu bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasından sonra imar durumu sebebiyle ortaya çıkan fazla kat nedeniyle ekstradan imal edilen 3 daireden sözleşme ve kanunlar gereği paylaşım oranına göre arsa sahiplerine düşen daire olduğu, yüklenici ile ilgisinin bulunmadığını, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile bu 4 no.lu bağımsız bölümün arsa sahiplerine ait olduğunun kabul edildiği, geç teslim nedeniyle arsa sahipleri lehine kira tazminatına hükmedildiğini, kesinleşen Mahkeme kararı ile arsa sahiplerine ait olduğu kabul edilen 4 no.lu daire üzerine yüklenici ...'ın borcu sebebiyle konulan haczin bu nedenle de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, diğer yandan arsa sahipleri tarafından Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/25 Esas sayılı dosyasında açılan ifaya izin davasında 5 no.lu bağımsız bölümün satılması konusunda arsa sahiplerine yetki ve izin verildiğini, söz konusu hacizlerden çok önce 24.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, 5 no.lu bağımsız bölüm üzerine yüklenici ...'ın talebi doğrultusunda davalı idarece konulan haczin bu yönüyle de dayanaktan yoksun bulunduğunu belirtilerek, dava konusu “Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... Mahallesi 309 95... parsel üzerindeki 4 ve 5 no.lu bağımsız bölümlere haciz konulmasına dair davalı Kurum işlemlerinin ve bu haciz kaldırılması için yapılan başvurunun reddine dair Kurum işleminin iptali ile taşınmazlar üzerine konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yana ait arsaya ilişkin olarak, davacılarla Kurum borçlusu ... arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, irtifak hakkının tapuya şerh verilmekle irtifak hakkı sahibine taşınmaz üzerinde bina yapıp, kat mülkiyetine çevrilinceye kadar devam eden, mülkiyet hakkına benzer mahiyeti haklar sağladığını, kanunun açık hükmü gereği arsa sahipleri ile yüklenici müteahhit arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yüklenici kişi adına düşen bağımsız bölümlerin sözleşme hükümlerine göre yapıların belirli seviyeye gelmesi halinde müteahhit adına tapu hakkı verdiği ve yüklenicinin o bağımsız bölüm mülkiyetini kazandığını, bunun sonucunda doğaldır ki hak üzerinde Kurum tarafından haciz konulmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, ...'ın Kuruma olan borcundan dolayı kat karşılığı inşaat sözleşmesi'nin mahiyeti gereği borçluya düşen bağımsız bölümlere haciz konulabildiğini, bu bakımdan, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/164 Esas, 2010/170 Karar numaralı dosyasında açılan dava sonucunda kat karşılığı inşaat sözleşmesinde Kurum borçlusu ...'a düşen 309 40... parselde kayıtlı 12 nolu bağımsız bölümün müteahhitin edimini yerine getirmediğinden kendisine düşen bağımsız bölümün paraya çevrilerek inşaatın tamamlanmasına karar verildiğini, söz konusu gayrimenkulün tapu tescile ilişkin bir dava olmadığı gibi Kurumun söz konusu davada taraf olmadığını, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/25 Esas sayılı dosyası ile açılan ifaya izin davasında 5 no.lu bağımsız bölümün satılması konusunda arsa sahiplerine yetki ve isim verildiği, Mahkemenin bu kararının da söz konusu hacizlerden önce kesinleştiğini, bu nedenle Kurum tarafından haciz konulamayacağı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, karar kesinleşmiş olsa dahi herhangi bir tasarruf işleminde bulunulmamış olmasından ...'ın bahsi geçen taşınmazda kat irtifakı dolayısıyla Kurum tarafından yapılmış haczin geçerli bir işlem olduğunu belirtilerek, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli 2022/96 Esas, 2022/295 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli 2022/2213 Esas, 2023/1055 Karar sayılı kararıyla istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 25.10.2023 tarihli 2023/ 8957 Esas, 2023/10242 Karar sayılı ilamında; eldeki davaya konu uyuşmazlığın, mülkiyet uyuşmazlığından kaynaklı olduğu, çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın karar verilmiş olması karşısında görev konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında ve re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma sonrası görevsizlik kararı verildiği, dosya gönderilen İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın bozmaya uğramadığını, Yargıtay tarafından temyiz incelemesi yapılan kararın görevsiz Ankara 41. İş Mahkemesi kararı olduğunu, kararın esası yönünden değil görev yönünden bozulduğunu ileri sürmüştür. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili Kuruma olan borçtan dolayı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde borçluya düşen bağımsız bölümlere haciz konulabildiğini, söz konusu bağımsız bölümlere uygulanan hacizlerin hukuka uygun olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar ve davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.