Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10060 E. 2025/14435 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10060
Karar No
2025/14435
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/971 E., 2025/913 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/395 E., 2024/386 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının davalı işyerinde çalışmaktayken 11.04.2016 tarihinde işyerine gelen bir takım malzemelerin taşınması konusunda işyerinde üstü olan ...ın davacıya "Kamyondaki malzemeleri indirmek için fortliftin üzerine çık" şeklinde talimatı üzerine fortliftin üzerine çıktığını, davacı fortliftin üzerindeyken ...ın bu aracı aniden hareket ettirmesi üzerine davacının fortliften düştüğünü ve ayağının fortliftin altında kalması sonucu ağır şekilde yaralandığını, meydana gelen işbu iş kazası nedeniyle Alanya 1. İş Mahkemesinin 2017/530 Esas sayılı dosyası ile maddi manevi tazminat davası açtıklarını, bu davanın derdest olduğunu, mahkemece maluliyetin tespitine ilişkin dava açmak için süre verildiğini, Antalya 1. İş Mahkemesinin 2017/530 Esas sayılı dosyasında mevcut raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından davacının maluliyet oranını %26 olarak belirlendiğini, yine Antalya 1. İş Mahkemesinin 2017/530 Esas sayılı dosyasında mevcut rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının iş kazası nedeniyle sonucu oluşan maluliyet orana %11,3 olarak belirlendiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürerek; iş kazası nedeniyle davacının meydana gelen maluliyet oranın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili, davacının folklifte çıkmasını gerektirir bir görevi olmadığını, tamamen kendi ihmali ile kaza geçirdiğini, davanın reddini savunmaktadır. Davalı Kurum vekili, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Kurumun herhangi bir müracaatı olmadığını, iş kazasının Alanya ilçesi sınırlarında meydana geldiğini, yetkili mahkemenin Alanya İş Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca işbu davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, Kurumca yapılan tetkikte 1...6 TC Kimlik numaralı ...'e 01.10.2017 tarihinden başlamak üzere %11,30 SİD oranına istinaden 8/25... tahsis numarası ile aylık gelir bağlandığını ileri sürerek; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının, davalı Kurumun 17.01.2018 tarih ve 178 karar no.lu raporunda çalışır tarihi olarak bildirilen 05.09.2017'den itibaren E Cetveline göre %26 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 1-Davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2-Davanın kabulü ile -Davacının, davalı Kurumun 17.01.2018 tarih ve 178 karar no.lu raporunda çalışır tarihi olarak bildirilen 05.09.2017'den itibaren E Cetveline göre %26 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine, 3-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 118,60 TL harcın mahsubu ile eksik olan 496,80 TL harcın dahili davalı şirketten tahsili ile hazineye irad kaydına; davacı tarafından yatırılan toplam 118,60 TL harcın dahili davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 3.450,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı Kurum tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı ve davalılar tarafından varsa yatırılan ve arta kalan gider avansının karar kesinleşince HMK'nın 333.maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı Kurumun yaptığı istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; YSK tarafından %11,3 belirlenmiş iken ATK 2. Üst Kurul tarafından sürekli iş göremezlik oranının %26 belirlenmesinin kabul edilemez olduğunu, kararın bozulmasını savunmaktadır. 2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum açısından YSK kararlarının bağlayıcı olduğunu, davada müteselsil sorumluluğunu gerektirecek bir ilişkisi bulunmadığını, kararın bozulmasını savunmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Eldeki dosyada; 1. Davacının iş kazası sebebi ile sürekli iş göremezlik oranının tespiti talep edilmektedir. Bilindiği gibi gerek mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun'u gerekse 25.10.2017 yürürlük tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her iki Kanunda da hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda 6100 sayılı HMK’nın 57. maddesinde; “Birden çok kişi, aşağıdaki hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Şu durumda, maddede açıkça sayılan dava konusu hak ve borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile borç altına girmiş olması, davanın birden fazla kişi hakkında aynı (veya benzer) sebepten doğmuş olması hâllerinde birden çok kimsenin birlikte dava açması olanaklı olduğu gibi, birlikte aleyhlerine de dava açılabilir. 6100 sayılı HMK’nın 58. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği; 59. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlığının, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde söz konusu olacağı; 60. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabilecekleri veya aleyhlerine birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Kanunlar, maddi hukuk bakımından bir gereklilik olmamasına karşılık gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru bir şekilde karara bağlanmasını gerekli gördüğü bazı durumlarda dava arkadaşlığını mecburi görmüştür. 3.Somut dosyada, davalılar arasında mecburi dava arakadaşlığı olduğu hususu gözetilerek davanın davalı Kurum ile birlikte işverene de yöneltilerek davalı sıfatı ile işverenin yer alması gerekirken dahili davalı olarak karar başlığında yer alması, işverenin "davalı" olarak gösterilmesi gerektiği hususunun, göz önünde bulundurulmaması, usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davalı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, karar başlığında yer alan ... karşısındaki “Dahili Davalı” ibaresinin silinerek yerine “Davalı” ibaresinin yazılması ve 3 nolu bendin silinerek "3-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 118,60 TL harcın mahsubu ile eksik olan 496,80 TL harcın davalı şirketten tahsili ile hazineye irad kaydına; davacı tarafından yatırılan toplam 118,60 TL harcın davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, " yazılması şeklinde düzeltilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10060, K. 2025/14435, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10060-e-2025-14435-k-d61beb4b524f