Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9935 E. 2025/9938 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9935
- Karar No
- 2025/9938
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/957 E., 2024/1017 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/5 E., 2023/185 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekilli tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'ın 27.06.2009 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile ...'ın 27.06.2009 tarihinde çarpışması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre müvekkilinin asli kusurlu, vefat eden ...'ın ise tali kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin Antalya 12.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1509 E. sayılı dosya ile yargılamasının yapıldığını, yargılama sırasında alınan adli Tıp raporlarında ...'ın kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı ve çok hızlı olduğunun tespit edildiğini, yerel bilirkişinin ise kusurun fazlasını müvekkiline yüklediğini, müvekkilinin eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, davacılara sigorta şirketince gerekli maddi ödemenin yapıldığını, olayda müvekkilinin hiçbir kusuru olmasa dahi meydana gelen kazada ölüm vukuu bulduğu için müvekkilinin de bu duruma çok üzüldüğünü ve yıkıldığını, davacı ve ailesine kaza sonrası müvekkili ve ailesinin her türlü manevi destekte bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, dosyanın yetkili Beyoğlu Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, ...'ın vefatı sebebiyle davacılara peşin sermaye değerli gelir bağlayan SGK tarafından Antalya 2.İş Mahkemesinin 2020/326 E. sayılı dosyasından müvekkili şirket aleyhine açılan davanın derdest olduğunu, bu dava sonucunda hükmedilecek tazminattan mahsubu getireceğinden dava sonucunun beklenmesini, SGK'ya ödenecek rücu tazminatının davacıların talebinden mahsubunu talep ettiklerini, davacı tarafın ölüm nedeni ile uğradığı maddi zararını ispat etmesi gerektiğini, tazminat hesabında elde edilen kazanımların tazminattan düşülmesi gerektiğini, zarar hesabında sosyal güvenlik kurumlarınca bağlanan maaşın peşin değerinin indirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle ve yargılama giderlerinden de tazminatın, teminata olan oranı dahilinde sorumlu olduğunu, manevi tazminat taleplerinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ......Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın iş davası olmadığından müvekkili şirketin davada davalı olarak taraf sıfatı bulunmadığını, ...'ın 17.11.2008 tarihinde müvekkili şirketin Alanya şubesinde dağıtım elemanı (kurye) olarak çalışmaya başladığını, ...'ın kazayı yaptığı günün Cumartesi ve saat 18:10 olduğunu, zira Cumartesi günleri mesai saatinin 12:30'a kadar olduğunu, ...'ın kazayı saat 18: ile 18:30 saati arası arkadaşına giderken yaptığını, kazanın arkadaşının bulunduğu yere yakın bir yerde meydana geldiğini ve arkadaşının da bunu doğruladığını, ...'ın ölümüne neden olan kazanın iş kazası olmadığından davacıların müvekkili şirketten tazminat talebinde bulunmasının haksız ve yersiz olduğunu, kazanın trafik kazası olup iş kazası olmadığınından kaza ile müvekkili şirketin hiçbir şekilde kusurlu ya da kusursuz bir sorumluluğu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı ......Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kesinleşmiş bilirkişi raporuna dayalı olarak ek dava açıldığını, bu nedenle raporun geçerliliği olmadığını, davanın ek dava olup zamanaşımına uğradığını, davayı kabul etmemekle birlikte açılan destekten yoksun kalma tazminatı talebinin haksız ve yersiz olduğunu, dayanılan bilirkişi raporunun yargısal denetimden geçmediğini, Mahkemenin dahil daha itirazları konusunda görüş belirtmediği bir rapor olup huzurdaki davaya dayanak yapıldığını, davacılara yapılan ödemelerin güncellenerek hesaplanması ve bakiye tazminat kalıp kalmadığının hesaplanması gerektiğini, davacının itiraz ettiği hususlarda müvekkilinin kazanılmış hakkının korunması gerektiğini, ... Sigortanın sorumluluğunun sadece ZMMS ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda aracın İMSS olan ... Sigorta'nın doğan zarardan ZMMS karşılamadığı limitten de poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu belirterek, davanın zamanaşımı süresi dikkate alınarak ve davacılara yapılan ödemelerin mahsubu durumunda davacının bakiye tazminat alacağı kalmadığından reddine karar verilmesini" talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 27.06.2009 tarihinde saat 18:00 sularında davalı ... Ltd. Şti.'nin çalışanı olan sürücü ...'ın, iş için kullandığı 07 ... plakalı motosikleti ile basılı el ilanı dağıtma görevini yapmakta iken mesai saatleri içerisinde davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak 3.... plakalı otomobili kullanan ... ile çarpışması sonucunda sigortalı ...'ın vefat ettiği, davalı ...Ş.'nin ise ..... 5...47 plakalı aracı sigortalayan şirket olduğu, yargılama aşamasında kusur oranlarının belirlenmesi için alınan 03.02.2021 tarihli kusur raporunda, bilirkişi heyetinin 20.10.2014 tarihli raporda tespit edilen oranlara katıldıklarını belirttiği, 20.10.2014 tarihli raporda, olayın meydana gelmesinde; davalı işveren .. Ulusal Basın Loj....Ltd.Şti. %5, sürücü ... %80 ve kazalı işçi ...'ın %15 kusurlu bulunduğu anılan kusur raporu, somut olayın özelliklerine uygun, yargısal denetime açık ve elverişli, hükme esas almaya Mahkemece yeterli bulunduğu, SGK Başkanlığı tarafından, olayın iş kazası kabul edildiği, iş kazası nedeniyle, sigortalının yakınlarına gelir bağlandığı, Mahkemece yargısal denetime açık ve elverişli, hükme esas almaya yeterli bulunan 07.04.2023 tarihli ek hesap raporunda; 27.06.2009 tarihinde iş trafik kazası sonucu 01.07.2009 tarihinde hayatını kaybeden davacılar murisi ...'ın geride kalan davacı hak sahiplerine, davalı ... tarafından 18.12.2009 tarihinde yapılan ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının denetimi açısından 18.12.2009 verilerine göre yapılan hesaplama sonucu, eşi ...'ın, Oğlu .. K. .. ve Oğlu .. K. .. SGK gelirlerini aşan destekten yoksun kalma zararı davalı ... Sigortanın 18.12.2009 tarihli 68.621,00 TL ödemesi ile tamamen karşılandığı, maddi zarara ilişkin bakiye alacakları kalmadığından maddi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabulü ile, 1-)Davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 2-)Davacı ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 15.000,00-TL ve davacı ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Ş. dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, -Davalı ...Ş. hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 03.02.2021 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporunda belirtilen ihlallerin ve kusur aidiyet durumunun isabetli olup, raporun aynı olay nedeniyle SGK tarafından açılan rücuan tazminat davasında verilip kesinleşen kusur aidiyet ve oranları ile uyumlu olduğu, hükme esas alınan hesap raporunda davacılara bağlanan gelirlerin ve davalı ... tarafından maddi tazminata ilişkin yapılan ödemelerin mahsup edilmesinin doğru olduğu; yine aktüer hesap raporunda hesaplamaya esas alınan verilerde bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle; davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalı ... tarafından yapılan kısmi ödemeye ilişkin belgenin 2014 yılında kendileri tarafından dosyaya sunulduğunu, daha evvel alınan rapora dahil edilmeyen bu ödemenin sonradan ek raporda dikkate alınmasının usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki bu ödemenin kısmi ödeme olarak kabul edildiğinin davalı ... Sigortaya verilen dilekçelerle ve noterden gönderilen ihtarname ile belirtildiğini, ... Sigortaya karşı bir ibra beyanı olsa bile bunun geçersiz olacağını, raporda, yapılan kısmi ödemeye yasal faiz işletilmesi gerekirken hatalı olarak kısmi ödemenin, ödeme tarihinde hesaplanan alacaktan mahsup edildiğini, yine raporda ölenin yakınlarına SGK tarafından verilen aylık, yardım vb. ödemelerin tazminattan düşülmesinin Yargıtayın yekleşik uygulamasına aykırı olduğunu, yapılan hesaplamada olay tarihi, dava tarihi gibi önemli hususların göz ardı edildiğini, yeni doğum yapmış olan davacı eş için evlenme ihtimali kesintisi yapılmasının da hatalı olduğunu, dosyada yıllar içinde alınan bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat yönünden davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmen kaldırılmasına karar verilmesini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 27.06.2009 tarihinde saat 18:00 sularında davalı ... Ltd. Şti.'nin çalışanı olan sigortalı sürücü ...'ın, iş için kullandığı .. ... plakalı motosikleti ile basılı el ilanı dağıtma görevini yapmakta iken mesai saatleri içerisinde davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak 3... plakalı otomobili kullanan ... ile çarpışması sonucunda sigortalı ...'ın vefat ettiği, olayın meydana gelmesinde davalı işveren ... Ulusal Basın Loj....Ltd.Şti. %5, davalı sürücü ... %80 ve kazalı ... ... %15 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. 3.İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davaları nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın tahsiline ilişkindir. Bu nedenle haksız zenginleşmenin ve mükerrer ödemenin önüne geçmek için ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekir. 4.Davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanun'un 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 5.Adalet Komisyonu'nun 55. maddesinin gerekçesinde; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” düzenlemesi mevcuttur. 6.Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2. maddesinde; “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” düzenlemesi yer almıştır. Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55.maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. 7.5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesine göre ise “... İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” hükmü düzenlenmiştir. 8.Somut olayda, davacılar için hesaplanan maddi zararlardan rücuya tabi Kurum tahsislerinin düşülmesi gerektiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf; düşülmesi gereken bu Kurum tahsisinin rücuya tabi miktarının belirlenmesinde yaşanmakta olup 5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesinde açıkça, iş kazasının üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi halinde sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin “yarısının” rücuya tabi olacağı düzenlenmiştir. Burada tartışılması gereken diğer bir husus da üçüncü kişi kavramından neyin anlaşılması gerektiğidir ki; ilgili yasa metni ve başlığından anlaşıldığı üzere işveren dışındaki herkes üçüncü kişidir. Sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması ile sonuçlanan olayda davalı işveren ... Ulusal Basın Loj....Ltd.Şti. %5, davalı sürücü ... %80 kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma göre indirimi gereken peşin sermaye değeri üçüncü kişinin kusurunun yarısı ile işverenin kusurunun toplamıdır. Diğer bir deyişle ilk peşin sermaye değerinin % 45 ’inin hak sahibinin zararından indirimi gerekmektedir. 9.Diğer taraftan, davacı eş ve çocuklara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısmının anılan davacıların herbirinin maddi tazminat alacağından ayrı ayrı tenzil etmek gerekirken, davacı eş ve çocuklara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin toplanarak rücu edilebilir kısmının tenzil edilerek hatalı sonuca varıldığı anlaşılmaktadır. 10.Öte yandan, davalı ...Ş. tarafından yapılan 68.621,00-TL ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında ise Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göre ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacıların hak ettikleri tazminat alacakları ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir. 11.Gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlı olup çocuklardan erkeğin 18, ortaöğretimde 20, yüksek öğretim durumunda 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre evlenme yaşı değişkenlik arz ettiğinden bu konuda Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre hazırlanan istatistiklerden yararlanılmalıdır. Ancak çocukların içinde bulundukları koşullara göre, yüksek öğrenim görebileceklerinin kabulünün gerektiği hallerde 25 yaşına kadar destekten yararlandırılmalarının gerekeceği, eldeki davada, davacı çocukların içinde bulundukları koşulların özelliğine göre, yüksek öğrenim görebileceklerinin kabulü ile 25 yaşına kadar destekten yararlandırılmaları gerekmektedir. 13. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra, özetle Mahkemece yapılacak iş; davalı ...Ş. ye her bir hak sahibine ayrı ayrı ne miktarda ödeme yapıldığını sormak, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı hak sahiplerinin gerçek zararını saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlık yoksa maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeyi “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin davacı hak sahiplerinin ödeme tarihindeki gerçek zararını hangi oranda karşıladığını saptamak, devamla güncel verilere göre yapılacak hesapta davacıların maddi zararlarının tespiti noktasında davacı çocuklar için destek süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği hususunu gözetmek, davacı eş ve çocuklara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin 5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesine göre rücu edilebilir kısmının anılan davacıların herbirinin maddi tazminat alacağından ayrı ayrı tenzil etmek, dolayısıyla yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan, yukarıda açıklanan işbu saptanan zararı karşılama-denkleştirme oranında indirim yapmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 14. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.