Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9617 E. 2024/11038 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9617
- Karar No
- 2024/11038
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/288 E., 2024/93 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen alacak davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil 31.10.2014 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumdan emekli aylığı aldığını, şirket ortağı olması nedeniyle emekli aylığından SGDP kesintisi yapıldığını, ilgili vergi dairesince 31.01.2012 tarihinde faaliyeti olmadığından resen terk işlemi uygulanmış olduğundan dolayı ticari faaliyetinin olmadığını, davalı Kuruma bildirmiş olmasıra rağmen, davalı Kurumca ticaret sicil kayıtlarına göre işlem yapıldığı, oda kaydının bulunması nedeniyle ticari faaliyetinin devam ettiği ileri sürerek SGDP kesintisi yapılmaya devam edildiği belirterek emekli aylığından kesilmekte olan SGDP kesintisinin durdurulması ve vergi dairesince terk işleminin yapıldığı 31.01.2012 tarihinden itibaren dava tarihine kadar kesilen tutarların faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurum işleminin usul ve Kanun'a uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.03.2016 tarih, E.2016/463, K.2016/191 sayılı kararıyla; "... Her ne kadar davalı kurumca davacının Ltd. Şti. Ortağı olması nedeniyle emekli aylığından yapılan SGDP kesintisinin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülmüş ise de; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünden ve şirketin faaliyeti süresince bağlı bulunduğu vergi dairelerinden gelen resmi yazılara göre; davacının ortağı olduğu ... Medikal İnşaat Besicilik Gıda İthalat İhracat Ticaret Ltd. Şti. nin tasfiye halinde olduğu, vergi dairesince faaliyette bulunmaması nedeniyle resen terk işleminin yapılmamış olduğu, davacı tarafından 25.12.2014 tarihinde Ankara Ticaret Odasına başvurarak geçmiş yıllara ait aidat borcunun yapılandığı, şirketin 31.01.2012 tarihinden itibaren herhangi bir ticari faaliyeti olmadığı gibi 1479 sayılı Kanun'un 24/1 kapsamında sigortalı çalışanı da olmadığı bu durumda davacıya davalı kurumdan ödenmekte olan emekli aylığından 31.01.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un geçici 14 üncü maddesi ile 1479 sayılı Kanun'un ek 20 inci maddesi gereğince SGDP kesintisi yapılmaması gerekmesine rağmen davalı Kurumca 2012/05 ile 2015/01 ayları arasında SGDP kesintisinin yapıldığı, bununla birlikte 2012/06-2014/07 ayları arasında ise geçmiş dönemlere ait birikmiş SGDP kesintilerin ay be ay yapıldığı anlaşılmış olduğundan 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince yersiz alınan SGDP kesintilerinin kesildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi kanaatine varılmış, bilirkişinin hazırladığı rapor oluşa uygun kabul edildiğinden hükme esas alınmış ve davanın kısmen kabulü ile 2012/05-2014/10 ayları arası cari ay SGDP kesintisi tutarlarının kesintinin yapılmaması gerektiği" gerekçesiyle; "Davanın Kısmen Kabulü ile 1- Davacının emekli aylıklarından 2012/05-2014/10 ayları arası cari ay SGDP kesintisi tutarlarının kesintinin yapıldığı tarihlerden itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2- Fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 02.04.2019 tarih ve E.2016/11325, K.2019/3063 sayılı kararında; "... Dosyada mevcut bulunan vergi dairesi kayıtlarından, dava dışı limited şirketin 31.01.2012 tarihi itibariyle resen vergi kaydının silindiği ancak ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 02.03.2015 tarihi itibariyle sicilden kaydının silindiği anlaşılmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde, sosyal güvenlik destek primine esas limited şirketin vergi kaydının 31.01.2012 tarihi itibarıyla terkin edilmiş olması karşısında, yapılan kesintilerin iadesi gerekmekle birlikte; dosya kapsamındaki kesintilerin cari ve geçmiş dönemlere ait olduğu, cari dönem kesintilerinin P kodu ile 2012/5. ayından itibaren, geçmiş dönem sosyal güvenlik destekleme primlerinin ise T kodu ile 2012/6. ayından başladığı ancak geçmiş döneme ait yapılan kesintilerin hangi dönemleri kapsadığına bir başka ifadeyle 2012/6. ayından öncesine ait kesintilerin de bulunup bulunmadığına ilişkin dosyada mevcut belge bulunmadığı, buna ilişkin bir araştırma da yapılmadığı halde 2012/5. ayından itibaren yapılan kesintilerin iadesine karar verildiği anlaşılmakla; Mahkemece, vergi kaydının resen terk edildiği 31.01.2012 tarihi sonrası yönünden davacının, sosyal güvenlik destekleme primine tabi olmadığı hususu gözönünde bulundurularak yapılacak incelemeye göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 07.10.2021 tarih ve E.2019/163, K.2021/259 sayılı kararı ile "...Dava, SGDP kesintisinin kaldırılması, kesilen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin olup yapılan yargılama sonucunda 29.03.2016 tarihinde verilen kararla; "Davanın kısmen kabulü ile davacının emekli aylıklarından 2012/05-2014/10 ayları arası cari ay SGDP kesintisi tutarlarının kesintinin yapıldığı tarihlerden itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş, temiz başvurusu üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/11325 Esas 2019/3063 Karar sayılı ilamında; "...Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde, sosyal güvenlik destek primine esas limited şirketin vergi kaydının 31.01.2012 tarihi itibarıyla terkin edilmiş olması karşısında, yapılan kesintilerin iadesi gerekmekle birlikte; dosya kapsamındaki kesintilerin cari ve geçmiş dönemlere ait olduğu, cari dönem kesintilerinin P kodu ile 2012/5.ayından itibaren, geçmiş dönem sosyal güvenlik destekleme primlerinin ise T kodu ile 2012/6. ayından başladığı ancak geçmiş döneme ait yapılan kesintilerin hangi dönemleri kapsadığına bir başka ifadeyle 2012/6. ayından öncesine ait kesintilerin de bulunup bulunmadığına ilişkin dosyada mevcut belge bulunmadığı, buna ilişkin bir araştırma da yapılmadığı halde 2012/5. ayından itibaren yapılan kesintilerin iadesine karar verildiği anlaşılmakla; Mahkemece, vergi kaydının resen terk edildiği 31.01.2012 tarihi sonrası yönünden davacının, sosyal güvenlik destekleme primine tabi olmadığı hususu gözönünde bulundurularak yapılacak incelemeye göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı ile davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." denilmek suretiyle Mahkememizce verilen kararın bozularak dosyanın iadesi üzerine yeniden başlanılan yargılamada esnasında, davacı ... Necip Merdivenlioğlunun vefatı üzerine mirasçısı ... ile devam edilmiş, Mahkememizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi için yazılan müzekkereye verilen Sıhhiye SGM.nin 04.03.2020 tarihli cevabi yazısında; "Kurumumuzdan 2101457428 tahsis numarası 01.01.1993 tarihinden itibaren aylık almakta iken 21.02.2019 tarihinde vefat eden ... ait ilgi müzekkerede istenilen 6/2012 ayından başlayan sosyal güvenlik destek primi (T kodu) borcuna ait yapılan kesintilerin detaylı dökümü eldeki gibidir. Ayrıca 6/2012 öncesi 5/2012 ayında kesinti yapıldığı tespit edilmiş ekteki dökümde miktarı belirtilmiştir...” şeklinde belirtilerek, ekinde “Borç Bilgileri" listesi ile “Kesintileri Belirten” listenin sunulduğu, ancak listelerin tetkikinde 2012/6 ayı öncesi hangi aylara ait olduğuna dair kesintilerin ay be ay belirtilmediği görülmüştür. Mahkememizce, 19.11.2020 tarihli celsede Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla SGK.ya ve Sıhhiye SGK.ya müzekkere yazılması ve müzekkere cevapları geldiğinde dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiye tevdii ile ek rapor aldırılmasına, bilirkişiye ek ücret takdirine yer olmadığına şeklinde ara karar verilmiş, ancak gider avansı eksikliği nedeniyle müzekkerelerin yazılamadığının anlaşılması üzerine davacı vekilinin hazır bulunduğu 27.04.2021 tarihli celsede 350,00 TL gider avansını Mahkeme veznesine yatırması hususunda 10 gün kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde gider avansının ikmal edilmemesi halinde mevcut delillere göre karar verileceği hususu davacı vekiline ihtar edilmiş, 07.10.2021 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen gider avansının ikmal edilmediği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı ile Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler göz önüne alındığında, davacının iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine" karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.05.2022 tarih, E.2022/3761, K.2022/7010 sayılı kararında; "...Eldeki dosya kapsamına göre davacı murisinin, sosyal güvenlik destek primi istemini içermesi karşısında, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek; hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece, davanın kamu düzenine ilişkin olduğu ve yalnızca 6100 sayılı Kanunun 324 ve 325 inci maddeleri gereğince delil avansı talep edilebileceği gözardı edilerek, ayrıca Mahkemece verilen kesin süreden önce müzekkereye cevap vermiş olması karşısında davanın esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı gerekçeyle usulden ret yönünde hüküm kurulması usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, konu ile ilgili yasal mevzuat, Yargıtay ilamındaki gerekçeler ve konusunda uzman bilirkişiden alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının emekli aylıklarından vergi kaydının terkin edildiği 31.01.2012 tarihinden itibaren SGDP kesintisi yapılmaması gerektiğinin tespiti ile yaşlılık aylığından 2012/2 ve 2012/3 ayları ile 2012/5-2014/7 ayları arasında yersiz kesilen SGDP kesinti tutarlarının kesintinin yapıldığı her bir ayı takip eden aybaşından iadenin yapılacağı aybaşına kadar yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Kurum, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, SGDP kesintisinin kaldırılması, kesilen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz kapsam ve nedenlerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı bununla birlikte 2012/2-3. aylar yönünden aylıkta yapılan bir kesinti olmadığı açık olmakla, kesinti yapılan aylarda iade yapılacağı hükümde de belli olduğundan ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanun'a uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.