Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9021 E. 2024/9406 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9021
Karar No
2024/9406
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/43 E., 2024/15 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile tahsis talep tarihi itibariyle aylık bağlanması istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.01.1991-31.12.1992 tarihleri arasında 720 gün vergi kaydının, 01.01.1998 - 03.10.2000 tarihleri arasında 993 günlük vergi kaydının bulunduğunu, 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci madde hükümlerine göre Bağ-Kur hizmet süresi olarak tespit edilmesini talep ettiğini, 06.05.2002-30.12.2011 tarihleri arasında Kurumun hesabına ödemiş olduğu Bağ-Kur prim ödemelerinin 01.01.1991 -31.12.1992 tarihleri arasındaki 720 günlük Bağ-Kur borcuna, 01.01.1998-30.09.2011 tarihleri arasındaki 4950 günlük Bağ-Kur borcuna mahsup edilerek prim ödemelerinin karşılandığı sürenin ... Bağ-Kur nolu hizmet cetveline işlenmesine talep ettiğini, Bağ-Kur kapsamındaki ilk sigorta başlangıç tarihinin vergi kaydının başladığı 01.01.1991 tarihi olarak tespit edilerek 4/1 (a) sigorta kapsamındaki emekli aylığının tahsis talep tarihi olarak takip eden ay başından 01.04.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bağlanmasını talep ettiğini, 11120 oda sicil numarası ile İstanbul Esenler Şoförler ve Minibüsçüler esnaf odasındaki kaydının 10.02.1999 tarihinde başladığım, 02.11.2011 tarihine sona erdiğini, ilgili meslek odası tarafından onaylı belgenin aslı dilekçesinin ekinde sunduğunu, 34/534799 esnaf sicili ile İstanbul Esnaf Sicil Müdürlüğündeki sicil kaydının 13.11.2011 tarihinde sona erdiğini, Bağ-Kur kapsamındaki tescil işlemlerinin 619 sayılı KHK gereğince 04.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapılmış olması, bu tarihten önce işlem gören vergi kayıtlarının Kurum tarafından işleme alınmamış olması nedeniyle 01.01.1991 tarihinde başlayan vergi kaydının Bağ-Kur kapsamındaki ilk sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmediğini, bunun mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek, Bağ-Kur sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1991 tarihi olarak tespitine, 01.01.1991-31.12.1992 tarihleri arasındaki 720 günlük Bağ-Kur borcuna, 01.01.1998-30.09.2011 tarihleri arasında 4950 günlük Bağ-Kur borcuna mahsup edilerek prim ödemelerinin karşıladığı sürenin Bağ-Kur hizmet süresi olarak tespitine ve emeklilik aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile Bağ-Kur sigortalılarının 4/b hizmet akdi ile çalışanlar gibi hizmet tespiti davası açma imkanlarının olmadığını, bu gruptaki sigortalıların ancak borçlanma yapabileceklerini, dosya kapsamından ise davacının geçici 128 inci maddesi kapsamında getirilen borçlanma imkan ve hakkından yararlanmadığının görüldüğünü ayrıca hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle sigortalılık sürelerinin tespiti haricinde açılacak her türlü davada kuruma başvurunun zorunlu dava şartı olduğunu, davacı tarafından Kuruma başvuru yapılmaksızın dava açıldığını, bu nedenle davanın esastan reddinin gerektiğini, emsal Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının tespit davası açamayacağı ve geçici 18. madde ile getirilen haktan yararlanmadığı gözetildiğinde yerleşik Yargıtay uygulaması da dikkate alınarak ve zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları ve Kuruma başvurunun zorunlu dava şartı olduğu itirazlarını sunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2019 tarihli ve 2018/79 E., 2019/197 K., sayılı kararıyla davacının, Bağ-Kur sicil dosyasının incelenmesinde, Bağ-Kur sigortalısı olma yönünde 26.04.2002 tarihli giriş bildirgesinin bulunduğu görülerek, zorunlu sigortalılık koşullarına sahip olduğu döneme ilişkin, 02.08.2003 tarihinden önce Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yönünde bir talebi bulunduğundan, yukarıda belirtilen kanun maddelerindeki yasal şartları taşıyan 07.06.1991-28.05.1992 ve 05.10.1998-03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı talebine yönelik davanın kabulüne; tahsis talep tarihi itibariyle yatırmış olduğu sürelerin prim borcunu karşılamadığı davalı Kurum tarafından verilen cevabi yazıdan anlaşıldığından, tahsis talep tarihi itibariyle prim borcu bulunduğundan emekli aylığı bağlanma şartlarını taşımadığından, diğer tüm taleplerin reddine karar verilerek, davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının 07.06.1991-28.05.1992 ve 05.10.1998-03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının yasal koşullarını taşıdığının tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, dair hüküm kurulmuştur. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/2275 E., 2021/1171 K., sayılı kararıyla ...davacının 26.04.2002 tarihinde giriş bildirgesini vererek tescil talep ettiği ve bu tarihin ise 08.08.2001 tarihi ile 02.08.2003 tarihleri arasındaki bir tarih olduğu, böylece bu Yüksek Yargıtay görüşüne dayanılarak davacının yukarıda tespitlenen 07.06.1991-28.05.1992 ve 05.10.1998-03.10.2000 arası vergi mükellefiyet sürelerinin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak sayılması gerekeceği, bu belirleme tahtında yaşlılık tahsis talebi değerlendirildiğinde ise her ne kadar bu süreler Bağ-Kur süresi sayılarak davacının yeterli gün sayısını ve sigortalılık süresini askerlik borçlanmasıyla beraber sahip olduğu kabul edilse de Kurum cevabında da görüldüğü gibi davacının primini yatırmış olduğu sürelerin prim borcunu karşılamadığı dikkate alındığında yaşlılık tahsis talebinde bulunduğu sırada prim borcu olacağından aylık bağlama talebinin değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı sonucuna varılmıştır, gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, 23.02.2022 tarihli ve 2021/11779 E., 2022/2388 K. sayılı kararıyla; ...Mahkemece; kabul edilen 07.06.1991-28.05.1992 ve 05.10.1998-03.10.2000 tarihleri yönünden Kurumdan sorulmak suretiyle, yaşlılık aylığı şartlarını taşıması halinde prim borcunun ödenmesi de usulünce sağlanmak suretiyle ödemeyi takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı tarih belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Merkezinden gelen yazı cevapları ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının tahsis talep tarihinde prim borcu olmadığı, 07.06.1991 - 28.05.1992 ve 05.10.1998 - 03.10.2000 arası Bağ-Kur sigortalısı olarak tahsis talep tarihinde emekli aylığı alma koşullarına hak kazandığı anlaşılmış ve davacının 07.06.1991 – 28.05.1992 ve 05.10.1998-03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalı sayılmasına dair Mahkemece verilen karar; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2021/11779 Esas 2022/2388 Karar 23.02.2022 tarihli ilamı ile artık kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına, davacının davasının kabulü ile davacının 06.03.2018 tahsis talep tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespiti ile 01.04.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına ve hak edilen aylıkların 01.07.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın gerektiğini bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile tahsis talep tarihi itibariyle aylık bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9021, K. 2024/9406, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9021-e-2024-9406-k-4c5ff4872a3a