Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8918 E. 2024/12276 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8918
- Karar No
- 2024/12276
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/541 E., 2024/988 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/108 E., 2022/249 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... eşinin davalıya ait işyerinde 05.05.2013-30.09.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket davaya cevap vermemiş, temsilcisi 07.02.2018 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; davacının ölen eşi ... ... ...'in, üniversiteden arkadaşı olduğunu, reklam işleriyle uğraştığını, kendisinin de reklam şirketi olduğunu, 2013 yılı Mayıs ayı başları gibi ... Sokakta bulunan kendisine ait şirkette satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmanın yaklaşık 4-5 ay sürdüğünü, yeterli iş hacmine ulaşamadığından Eylül ayı sonu gibi işten ayrıldığını, işlerin istediği gibi gitmediğini, maddi sıkıntı nedeniyle ...'ın sigortalılık durumunu Kuruma bildiremediğine dair beyanda bulunmuştur. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesine göre davada fer'i müdahil olduklarını, Kurum aleyhine hüküm kurulmamasını, varsa çalışma olgusunun usulünce ispatlanması gerektiğini, Kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğunu beyanla, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararı doğrultusunda araştırma yapıldığı, Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Ankara Tabela Grafik Ressamları Reklam İşleri ve Benzerleri Sanatkarlar Odasına, Ayrancı Mahallesi Muhtarlığına, Aziziye Mahallesi Muhtarlığına, Maltepe Vergi Dairesine, Ankara Ticaret Odasına, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezine müzekkereler yazılmış ise de, komşu işyeri çalışanı veya sahibi tespit edilemediği, tanık olarak dinlenemediği, davalı şirketin temsilcisi tarafından sunulan işyeri kayıtlarının fotoğraftan ibaret olduğu, itibar edilemez sonradan düzenlenebilir nitelikte olduğu, dava konusu dönemde tek bordrolu çalışanın davacı olduğu, diğer tanıkların taraf tanığı olduğu, taraf tanıklarından ... ve ...'in davacı murisi aracılığıyla davalı işyerinden kartvizit bastırdıklarına dair henhangi bir yazılı belge sunamadıkları, davanın niteliği gereği çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, taraf tanıklarının beyanları ile yetinilemeyeceği gözetildiğinde davacının murisinin çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... eşi ... ... ...’in 05.05.2013 - 30.09.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak fiilen satış temsilcisi olarak çalıştığını, müteveffanın 31.07.2016 tarihinde kanser hastalığı sebebiyle vefat ettiğini, müvekkilinin kendisi ve müşterek çocukları için ... eşi üzerinden ölüm aylığı bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğunu, ancak müteveffanın prim gün sayısını doldurmadığından bahisle talebinin reddedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna hizmet süreleri eksik bildirilen veya hiç bildirilmeyen çalışanların işverene karşı ikame ettikleri hizmet tespiti davalarının sosyal güvenlik hakkının sağlanmasında oldukça önemli bir yere sahip olduğunu, takdirî delillerin aksine kesin delil araçlarının hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğunu, kesin delillerin mevcut olmaması hâlinde ise takdirî ispat araçları incelenmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı incelendiğinde; davacı murisinin davalı işyerinden ve ihtilaflı dönemde bildirimi olmadığı, davalıya ait 1168867 sicil numaralı işyerinin 08.07.2011 tarihinden itibaren kanun kapsamında olduğu, dönem bordrolarının getirtildiği, tek bordrolu çalışanın davacı olduğu, davacının çalışmasının davacı murisinin ölümünden sonra 2016/9. aya kadar devam ettiği, davacı tanıklarının dinlendiği ve davacı murisinin çalışmasını doğruladıkları, kaldırma kararı sonrası yapılan araştırmada komşu işyeri tanığı tespit edilemediği, davalı şirketteki tek bordrolu çalışanın davacı olması, kamu tanığı niteliğinde olmayan davacı tanıklarının beyanlarının tek başına yeterli olmaması, komşu işyeri tanığının tespit edilememesi nazara alındığında davacı murisinin çalıştığının ispat edilemediği anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ... eşinin davalıya ait işyerinde 05.05.2013-30.09.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2. 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin 9 uncu fıkrası hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.