Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8550 E. 2024/9092 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8550
- Karar No
- 2024/9092
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/362 E., 2024/30 K. KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali, alacak ve menfi tespit davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hem yurt içinde hem yurt dışında çalışarak prim borçlarını ödediğini ve her iki ülkeden de emekli olduğunu, bu çalışmalarından dolayı müvekkiline maaş bağlandığını, müvekkilinin emekli maaşı aldığı sırada Kurum tarafından SSK yanında Hollanda'da yaşlılık aylığı aldığının tespit edildiğine ilişkin yazı geldiğini, söz konusu yazıda Türkiye Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 23 üncü maddesi gereği 65 yaşını doldurduğu tarihten sonraki Kurumdan alınan müstakil yaşlılık aylığının sözleşme yaşlılık aylığına dönüşeceğinin belirtildiğini, maaşının 21.06.2013 tarihinden itibaren iptal edilerek iadesinin istendiğini, sonrasında 10.07.2018 tarihli yazı ile 5510 sayılı Kanun 96 ncı madde gereği yersiz ödemelerin iadesinin istenerek 92.487,94 TL borç tahakkuk ettirildiğini, yaşı itibariyle korku yaşayan müvekkilinin Kuruma tamamen ödeme yaptığını, Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, SGK tarafından müvekkili hakkında yapılan işlemin tarihi dikkate alındığında zaman aşımına uğradığını, söz konusu emeklilik işlemini yapan kişinin sorumlu olduğu ve ondan rücu edilmesi gerekirken tüm primlerini Kurumun istediği şekilde yatıran müvekkilinden talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Kurumun iade istemine temel teşkil eden 23 üncü maddede iadeye ilişkin sebeplerin hiçbirinin yer almadığını, Kurumun sözleşmeyi hatalı uyguladığını, aynı sözleşmenin 27 nci maddesinde aynı şartlarda yararlanacağının açıkça yazılı olduğunu, kanun ve uluslararası hükümlerin dosyada hatalı uygulandığını beyanla müvekkilinin eski emekli aylığının yeniden bağlanmasına, yersiz ödendiği iddia edilen aylıklar sebebiyle tahakkuk ettirilen 92.487,94 TL borcun bulunmadığının tespitine, yasal faiziyle iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde prim borcuna yansıtılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Türkiye Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 23 üncü maddesi gereği Hollanda'da yaşlılık aylığı bağlanması halinde Türkiye'de kısmi sözleşme aylığının bağlanacağını, madde hükmüne istinaden davacı tarafın müvekkili Kuruma müracaatı üzerine Kurumun inceleme yaptığını, davacı tarafa Ekim 2018 döneminde itibaren yeniden maaş bağlanacağı lehine hesaplanan birikmiş alacağının kendisinden ödenmesi istenen yersiz alacaktan mahsup edileceğinin bilgisinin verildiğini, müvekkili Kurumun işlemlerinin yasalara ve uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2021 tarih, 2018/542 E., 2021/416 K. sayılı kararıyla; "... Taraf beyanları, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve kendisine borç çıkarılmasının hatalı olduğunu beyan ederek hukuka aykırı Kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, yaşlılık aylığının ödenmediği süreler için toplu ödeme miktarının hesaplanarak ödenmesini, yersiz ödeme adına altında tahsil edilen tutarın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum, Türkiye-Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 23 üncü maddesi uyarınca işlem yapıldığını, Kurumun işleminin hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Türkiye-Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesi'nin 22 nci maddesinde sigortalının iki ülkede de sigortalı olarak çalışmış olması halinde yaşlılık ve ölüm aylığına hak kazanabilmesi için iki ülkede geçen çalışmanın birleştirileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 23 üncü maddesinin e fıkrasında sigortalının iki ülkede birden şartları yerine getirememekle birlikte, bir ülkedeki hizmet süresi itibarıyla sigortalılık sürelerinin birleştirilmesine gerek olmadan bu ülkede aylık almak için gerekli şartları sağlaması hailinde sigortalılık süreleri birleştirilmeden aylık bağlanacağı düzenlenmiştir. Davacının Türkiye'de yaşlılık aylığı alması için gerekli şartları sağladığı tarihte henüz Hollanda için gerekli şartları sağlayamamış olsa da sözleşmenin 23 üncü maddesinin e fıkrası uyarınca yalnız Türkiye'deki hizmet süresine göre davacıya 2001 yılında SGK tarafından yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır. Akabinde Hollanda'da aranan şartları sağlaması ile birlikte davacıya 2008 yılında Hollanda tarafından yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 23 üncü maddesinin f bendinde, diğer ülke bakımından da şartlar yerine geldiğinde 23 üncü maddenin d ve e bentleri uyarınca daha önce tasfiye edilmiş olunan yardımların 22 nci madde dikkate alınmak suretiyle 23 üncü maddenin b ve c bentlerindeki esaslara göre gözden geçirileceği düzenlenmiştir. Bu kanuni düzenleme dikkate alınarak davacının Türkiye'de ve Hollanda'da geçen hizmetlerinin birleştirildiği ve aylığın kısmi yaşlılık aylığına dönüştürüldüğü dolayısıyla bu yöndeki Kurum işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş ancak 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesinde; yersiz ödeme tebligatının gönderildiği tarihten itibaren 24 ay içerisinde borcun faizsiz ödeneceğinin düzenlenmiş olması ve davacı tarafça 24 aylık süre içerisinde çıkartılan borcun ödenmesine karşın faiz talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacının 16.044,82 TL Kuruma borcu bulunmadığının tespiti ile davacı tarafından Kuruma ödenen 16.044,82 TL'nin yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi" gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı mirasçılar vekili; davalı lehine nispi kendileri lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, haksız alınan bedelin hatalı Kurum işlemi neticesinde ortaya çıktığını, Hollanda ülkesi ile olan sosyal güvenlik sözleşmesi hükümlerinin yanlış değerlendirildiğini, Kurum işlemi haksız olduğu gibi işlemi yapan Kurum personelinden rücu edilmesi gerektiğini, iade edilmesi gereken bir aylık olmadığı gibi 5510 sayılı yasanın 96/1-b fıkrasının uygulanması gerektiğini, Davalı Kurum vekili; davanın kısmi dava - belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uyarınca Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüşlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2022 tarih ve E.2021/3584, K.2022/1697 sayılı kararı ile "... somut olayda; davacıya müteveffaya Türkiye'de geçen 2889 gün 4-1/a ve 720 gün askerlik borçlanması ile birlikte 3609 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, 65 yaşının doldurulması ile birlikte Hollanda ülkesinden de davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, bunun üzerine Hollanda ülkesi ile aramızda ki sosyal güvenlik sözleşmesi uyarınca davacının aylığı kısmi sözleşme aylığına dönüştürüldüğü ve 5510 sayılı 96/1-b uyarınca zamanaşımı da gözetilerek davacıya Kurum tarafından yersiz ödeme çıkarılmıştır. Yukarıda belirtilen sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri değerlendirildiğinde Kurum işlemi yerindedir. Ancak 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b uyarınca hatalı işlemin tespit tarihinden 24 ay içerisinde yapılacak ödemelerde Kurumun faiz isteme hakkı bulunmadığından, faiz olarak tahsil edilen 16.044,82 TL'ye yönelik menfi tespit kararı verilmesi de dosya kapsamına uygundur. Menfi tespit istemini içeren davada, tespiti istenen miktarın kabul - red miktarına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğrudur. Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığı için 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b fıkrasının uygulanması gerektiği zaten Kurumun da kabulündedir. Kurum işlemlerinin geç yahut yanlış yapılamasından dolayı ilgili kamu görevlisine Kurumun rücu hakkı bulunmakta olup, rücu hakkının kullanılıp kullanılmasının doğrudan bu dosyaya etkisi bulunmaktadır. Dava kısmi dava olup, her durumda kısmi dava açma hakkının kullanılması da mümkündür. Bu durumda taraf vekillerinin istinaf başvuru sebepleri yerinde olmayıp, istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 15.06.2023 tarih ve E.2022/12791, K.2023/6947 sayılı kararında; "...Türkiye’de 08.03.1966 tarihinde işe girişi, yurtiçi 1966-2001 tarihleri 4/1-a kapsamında 2889 gün, 720 gün 4/1-a kapsamında askerlikte geçen hizmet süresi olmak üzere toplam 3609 gün üzerinden davacıya 01.04.2001 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, 65 yaşını doldurduğu tarihten itibaren Hollanda Sigorta Merciince de yaşlılık aylığı bağlanması nedeniyle Türkiye-Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 23 üncü maddesine göre Kurumdan aldığı yaşlılık aylığının Türkiye-Hollanda hizmetleri birleştirilerek kısmi sözleşme aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle 01.07.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının kısmi yaşlılık aylığına dönüştürülmesi nedeniyle belirtilen tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (b) bendine istinaden zamanaşımı da uygulanarak 21.06.2013-21.09.2018 tarihleri arası dönem yönünden yersiz aylıklar borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, yukarıda bahsedilen hususlar çerçevesinde, Kurum işlemine dayanak teşkil eden Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde davacının yaşlılık aylığının kesilmesini gerektiren açık bir hüküm bulunmadığından Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşıldığından Mahkemece, davanın kabulü yerine yazılı şekilde kısmen kabulü kararı verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacının emekli aylığının yeniden bağlanması talebi hakkında, ölüm nedeniyle, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2- Kurum işleminin iptaline, 3- Kesintiden itibaren yatırılmayan aylıkların davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesine, 4-Davacının Kurumca tahakkuk ettirilen 92.487,94 TL borcunun bulunmadığının tespitine, davacı tarafından ödenen 92.487,94 TL'nin yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali, alacak ve menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; Türkiye-Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin ilgili maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.