Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8491 E. 2024/8986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8491
- Karar No
- 2024/8986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/180 E., 2023/321 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya ait ev hizmetleri işyerinde 15.04.1998 - 07.09.2015 tarihleri arasında çalışmasına karşın, bildirilmeyen sigortalı hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının SGK denetmenine 01.06.2015 tarihinde işe başladığını belirttiğini, davacı ile aralarında hizmet sözleşmesi olmadığını, davalının her yıl haziran ayının ikinci haftası ile eylül ayının son haftası arası, haftada 2 gün gelerek genel temizlik işlerini yaptığını belirterek, davanın reddi gereğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2018 tarih ve 2018/148 Esas - 2018/222 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının, davalı yanında sezonluk olarak 15/05 - 15/09 arasında 2000 - 2015 yılları arasında kısmi süreli olarak haftada 2 gün asgari ücretle çalıştığının tespitine, 15.05.2001 - 15.09.2001 tarihleri arası 36 gün 15.05.2002 - 15.09.2002 tarihleri arası 36 gün 15.05.2003 - 15.09.2003 tarihleri arası 36 gün 15.05.2004 - 15.09.2004 tarihleri arası 36 gün 15.05.2005 - 15.09.2005 tarihleri arası 36 gün 15.05.2006 - 15.09.2006 tarihleri arası 36 gün 15.05.2007 - 15.09.2007 tarihleri arası 36 gün 15.05.2008 - 15.09.2008 tarihleri arası 36 gün 15.05.2009 - 15.09.2009 tarihleri arası 36 gün 15.05.2010 - 15.09.2010 tarihleri arası 36 gün 15.05.2011 - 15.09.2011 tarihleri arası 36 gün 15.05.2012 - 15.09.2012 tarihleri arası 36 gün 15.05.2013 - 15.09.2013 tarihleri arası 36 gün 15.05.2014 - 15.09.2014 tarihleri arası 36 gün toplamda 504 gün primlerinin yatırılmadığı, 2015 yılında primlerinin yatırıldığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2021 tarih ve 2019/1982 Esas - 2021/2052 Karar sayılı kararıyla; ...28.09.2015 tarih ve 2015/GS/017 sayılı Kurum raporu, 03.09.2015 tarihli işyeri durum tespit tutanağı ile tanık anlatımları gözetildiğinde; delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurularının esastan reddine karar karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 27.04.2022 tarih ve 2022/3247 Esas - 2022/6567 Karar sayılı ilamında özetle; Mahkemece re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, davacının çalıştığını iddia ettiği tüm hizmet süresini kapsar şekilde, davalının ikamet adresine komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar, komşu civar apartmanların ve müstakil evlerin sakinleri ve kapıcıları ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan bakkal, manav gibi işyeri sahipleri Belediye ve Nüfus Müdürlüğünden sorulup tespit edilerek, davacının çalışmasının varlığı ve niteliği, çalışmanın tam veya kısmi süreli olup olmadığına dair ayrıntılı beyanları alınmalı, davacının yabancı uyruklu olduğu dönemde çalışma izni olup olmadığı, ilk defa hangi tarihte ikamet izni verildiği, ihtilaf konusu dönemde yurda giriş çıkış kayıtları ile yurt dışında kaldığı süreler tespit edilmeli, ayrıca davacının eşinin davalıya açmış olduğu hizmet tespiti dosyası da celp edilerek, içeriği kapsamında davacı yanın iddiaları irdelenmeli, toplanan ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir gerekçesiyle karar bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 1-Davacının davalıya ait 1183766 iş yeri nolu iş yerinde asgari ücretle, 01/05/2000-15/10/2000 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2000-31/12/2000 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2001-30/04/2001 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2001-15/10/2001 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2001-31/12/2001 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2002-30/04/2002 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2002-15/10/2002 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165gün), 16/10/2002-31/12/2002 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2003-30/04/2003 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2003-15/10/2003 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2003-31/12/2003 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2004-30/04/2004 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2004-15/10/2004 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2004-31/12/2004 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2005-30/04/2005 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2005-15/10/2005 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2005-31/12/2005 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2006-30/04/2006 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2006-15/10/2006 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2006-31/12/2006 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2007-30/04/2007 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2007-15/10/2007 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2007-31/12/2007 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2008- 30/04/2008 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2008-15/10/2008 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2008-31/12/2008 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2009-30/04/2009 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2009-15/10/2009 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2009-31/12/2009 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2010-30/04/2010 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2010-15/10/2010 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2010-31/12/2010 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2011-30/04/2011 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2011 - 15/10/2011 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2011-31/12/2011 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2012-30/04/2012 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2012-15/10/2012 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2013-30/04/2013 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2013-15/10/2013 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165gün), 16/10/2013-31/12/2013 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2014-30/04/2014 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2014-15/10/2014 tarihleri arasında 165 gün(bildirilmeyen 165 gün), 16/10/2014-31/12/2014 tarihleri arasında 10 gün(bildirilmeyen 10 gün), 01/01/2015-30/04/2015 tarihleri arasında 16 gün(bildirilmeyen 16 gün), 01/05/2015-07/09/2015 tarihleri arasında 127 gün(bildirilmeyen 107 gün) çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz sebepleri: 1. Davalı vekili; Mahkemece verilen ve davacının temyiz etmediği bozma sonrası verilen kararda, ilk kararın yerinde olduğunu belirten davacının açık ikrarı yok sayılarak yeniden karar verildiğini, aynı zamanda aleyhe bozma yasağı kuralını ihlal eder nitelikte bir karar verildiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu ve davanın reddi gerektiğini, davacı ile davalı arasında hiçbir zaman iş ilişkisi kurulmadığını, hizmet süresine ilişkin sürenin hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 2.Eldeki davada ise bozma öncesi verilen ve davacının temyiz etmediği karar da davacının davalı yanında sezonluk kısmi süreli çalıştığının kabulü ile hüküm kurulduğu, uyulan bozma sonrasında ise Mahkemece, davacının 01.05.2000-07.09.2015 arasında davalı işyerinde 1 mayıs-15 ekim arasında sürekli, diğer 6 ay ise haftada 1 gün çalıştığının kabulü ile hazırlanan rapor dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmediği gözetilerek, davalı işveren lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmek suretiyle ilk bozma içeriği dikkate alınmalı ve varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 25.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, "hizmet tespitinde kısmen kabul kararının davalı ve feri müdahil temyizi üzerine, eksik araştırmadan bozulması üzerine bu kez davanın kabulü kararının, davalı işveren ve feri müdahil kurum yönünden usulü müktesep hakkı ihlal edip etmediği, bu anlamda ilk kararı temyiz etmeme nedeni ile kısmen kabul kararının davalılar lehine usulü müktesep hak teşkil edip etmediği" noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen kabul kararı, çoğunluk görüşü ile "ilk kısmen kabul kararının davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumun kesinleştiği ve usulü müktesep hak teşkil ettiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. II. KARŞI OY GEREKÇELERİ 3. Usulü kazanılmış hak: Görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denilmektedir. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur(04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür(Bkz. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 baskı, Cilt V., s.4727-4736). Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da benimsenmiştir(HGK. 21.01.2004 gün ve 2004/1-46 E.-6 K.; 6.10.2004 gün ve 2004/ 1-433 E. - 483 K). 4. Sosyal güvenlik hakkının niteliği: Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 5. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz. 6. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. 7. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır. 8. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri; a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir. 9. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır. III. SONUÇ: 10. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı değildir. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Yukarda açıklandığı gibi usulü kazanılmış hakkın istisnalarından biri de kamu düzenidir ve kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, temyiz etmediği gerekçesi ile fazlasından vazgeçtiği anlamı yükletilecektir. Oysa bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Kararın onanması gerektiğini düşündüğümden bozma gerekçesine katılınmamıştır.