Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8329 E. 2024/10652 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8329
Karar No
2024/10652
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/221 E., 2024/627 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/469 E., 2022/270 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 31.10.2013-09.02.2017 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında hiç bir şekilde iş ilişkisi kurulmadığını, davalı şirket yetkilisinin yakın arkadaşı olan davacının; davalı şirkete gelip gitmek dışında şirketle iş akdi konusunda hiç bir bağlantısı bulunmadığını, mesleği muhasebecilik olan bir kişinin davalıya ait iş yerinde paket-servis elemanı olarak çalışıyor olmasının da hayatın olağan akışına tamamen aykırı ve kabul edilebilir nitelikte bulunmadığını belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamındaki deliller ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının tespitini talep ettiği 31.10.2013-09.02.2017 tarihleri arasında herhangi bir sigortalılığının söz konusu olmadığı, davanın açıldığı tarih dikkate alındığında hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davalı iş yerinin 08.11.2013 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve halen kanun kapsamında olduğu, dosyaya celp edilen vergi kayıtlarının incelenmesinde, davalı iş yerinin 30.10.2013 "Elmasbahçeler Mah. Ankara Cad.No:42 Osmangazi/Bursa" adresinde lokanta ve restorant faaliyeti işine başladığı, davalı iş yerine ilişkin tutulan 04.11.2013 tarihli vergi yoklama fişinde, yoklama anında işçi çalışmadığı, 08.11.2013 tarihi itibariyle asgari ücretli 3 işçi çalıştıracaklarının bildirildiğinin belirtildiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamında dinlenen ...'nun beyanında, davacının kendisi ile iş yerinin ilk açılışında beraber aynı gün işe başladıklarını, diğer tanık ...'ın kendilerinden yaklaşık 1 ay sonra işe başladıklarını, davacının akşam vardiyasında çalıştığını, diğer bordro tanığı ...'ın gündüz vardiyasında çalıştığı için davacının çalışmalarını bilmiyor olabileceğini beyan ettiği, tanık ...'nun 08.11.2013 tarihinde işe başladığının anlaşıldığı, yine ...'ın beyanında, kendisi işe girdiğinde davacının çalışıyor olduğunu, kendisinden önce işe girdiğini beyan ettiği, tanığın kendisinden önceki çalışmalarını bilmesinin beklenemeyeceği, kaldı ki iş yerinin açılış tarihini de tam olarak hatırlayamadığı, istinaf kaldırma kararında belirtildiği şekilde davacının çalışma başlangıcına ilişkin tanık beyanları arasındaki çalışma başlangıcına ilişkin çelişkinin giderildiği, her ne kadar istinaf kararında belirtilen ... tarafından davacının çalışmaları bilmese ve davacıyı sadece birkaç sefer iş yerinde yemek yerken gördüğü beyan edilse de, bordro tanığı ...'nun beyanlarında da görüleceği üzere, davacının akşam vardiyasında çalıştığı, bu nedenle davacının çalışmalarını bilemeyebileceği, diğer bordro tanıkları ... ile davalı/bordro tanığı ...'ın da iş yerinde gündüz çalıştıkları, davacının çalışmalarını bilemeyebilecekleri, yine bordro tanığı ...'ın da şirket sahibinin eşi olduğu anlaşıldığından beyanlarına itibar edilmemiş, gerek yoklama fişinde tespit edilen hususlar gerekse bordro tanığı ... ile ...'ın işe başlama ve işten ayrılış tarihleri dikkate alındığında, söz konusu tanıkların beyanları doğrultusunda davacının davalıya ait iş yerinde 08.11.2013-09.02.2017 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmış, 08.11.2013 tarihinden önceki çalışma iddiası ortaya konulamamakla davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya ait 1237526 sicil numaralı işyerinde 08.11.2013-09.02.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; tanıkların önceki beyanları ile sonraki beyanları arasındaki çelişkilerin giderilemediğini, davalının bildirimi bulunmaksızın çalıştırdığı tek bir personeli dahi olmadığını, tespite konu tarihler arasında davalı şirketin uzun sürelerce kapalı olmasına ve tanık anlatımları da bu gerçeği doğrulamasına karşın davacının 08.11.2013-09.02.2017 tarihleri arasında çalıştığına karar verilmesinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, dosyaya sunulan muavin defter kayıtlarından görüleceği üzere; davalı şirketin davaya konu süre boyunca kısa süreli kapalı kalma durumları dışında; 2014 yılı Haziran ayında 15 gün, Temmuz ayında 25 gün, Ağustos ayında 8 gün Ekim ayında 7 gün, 2015 yılı Ağustos ayında 12 gün, Eylül ayının tamamında, Ekim ayında 8 gün, 2016 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarının tamamında, Mayıs ayında 11 gün, Temmuz ayında 5 gün, Eylül ayında 6 gün, 2017 yılında ise neredeyse tamamen kapalı kaldığını, davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan tarihler arasında davalıya ait 1237526.016 sicil sayılı iş yerinde, hizmet akdi ilişkisine dayalı olarak ve sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte, fiili ve kesintisiz bir şekilde çalıştığının; başta anılan iş yerinden adına 08.11.2013-13.06.2014 tarihleri arasını kapsar şekilde hizmet bildirimi yapılmış olan ..., 27.12.2013-09.02.2017 tarihleri arasını kapsar şekilde hizmet bildirimi yapılmış olan ... ve komşu iş yeri sahibi ... olmak üzere bir kısım tanıkların anlatımları ve dosyada mevcut diğer deliller ile doğrulanması, davalı işverenin, iş yerinin bazı dönemlerde tadilat vs. nedenlerden dolayı bir süre kapalı kaldığına yönelik savunmasının; beyanları hükme esas alınan tanıklar ile davacı aleyhine beyanda bulunan bir kısım tanıkların anlatımları ile teyit edilmediği gibi tanık ... ile diğer çalışanlar adlarına bu aylarda da 30 gün üzerinden hizmet bildiriminde bulunulması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. 2.Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8329, K. 2024/10652, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8329-e-2024-10652-k-c7445ccacd66