Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8147 E. 2024/9749 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8147
Karar No
2024/9749
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/915 E., 2024/899 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/122 E., 2023/388 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 18.05.1989-24.05.1989 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, kamu kurumu niteliğindeki işyerlerinde geçen ve SGK’ya bildirilmeyen çalışmalarda 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanamayacağını, her ne kadar hizmet tespitine ilişkin dava konusu dönemde davacıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmediği ve davacı çalışmalarının Kurumca tespit edilmediği belirgin ise de davacının çalıştığını ileri sürdüğü işyeri kamu kuruluşu olan Düzce Orman İşletmesi olup, kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesinin ve her türlü yapılan işlerin, ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olması ve dava konusu dönem olan 18.05.1989-24.05.1989 tarihleri arasında yapılan çalışmanın vahidi fiyat usulü çalışan listesi ve puantaj cetvelinin belirgin olması karşısında, Yargıtayın yerleşik uygulaması gereği, Kuruma yatırılmasa bile kamu kurumları tarafından çalışmalara ilişkin olarak yapılan ödemelerin ait olduğu dönem yönünden hak düşürücü sürenin işlemesine engel olduğu gözetilerek Kuruma bildirilmeyen çalışması olduğunun tespiti kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin hizmet tespiti davalarının niteliği gereği re'sen delil araştırması ilkesi de gözetilerek tüm delilleri toplayıp sonucuna göre infaza elverişli bir karar vermediğini, müvekkili davacı ... Şefliğinin talimatları ve görevlendirdiği memurun huzuru ile onun direktif ve emirleri doğrultusunda; sahanın tamamında diğer işçilerle birlikte kollektif bir şekilde çalışmış ve her bir işçiye çalıştığı gün kadar, yevmiye usulüyle ücret ödendiğini, çalışılmayan günler ise ödeme dışı bırakıldığını, müvekkilin ve diğer işçilerin sahada sabah 08.00 de iş başı yapmış, saat 10.00 da 15 dk mola verdiğini, 13.00-14.00 saatleri arasında öğle yemeği molası vermiş, 16.00 da 15 dk mola verdiğini ve 17.30-18.00 gibi işi bıraktığını, Orman İdaresinin denetim ve gözetimi altında işverene bağımlı olarak çalışan müvekkil ve diğer işçilerin çalışma şekline bakıldığında hizmet akdi ve sigortalı çalışmanın koşullarının oluştuğunu, Mahkemenin yapması gereken davacının çalışma şeklinin hizmet akdi olup olmadığını belirlemek ve sigortalılığın koşullarının oluşup oluşmadığını araştırması gerekirken 16.11.2023 tarihli duruşmada hazır edilen tanıkların dinlenilmemesi neticesinde ücret ödendiğine ilişkin husus netleştirilmediğini ve Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmiş olduğundan usul ve yasaya aykırı olan bu kararın ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Her ne kadar davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de; davacının tespitini talep ettiği 18.05.1989-24.05.1989 tarihleri arasındaki dönemde davalı işverence bildirim yapılmadığı gibi işe giriş bildirgesi de düzenlenmediği, Kurum tarafından bir tespit de yapılmadığı, 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 07.06.1994 tarihine kadar hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, 24.05.1989 tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açılmadığı bu halde ilk derece mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir hata bulunmamaktadır... ...Eldeki davanın, 03.04.2023 tarihinde açılması karşısında, Kurumun fer'i müdahil sıfatına haiz olması gerektiği belirgindir. Mahkemece, karar başlığında Kurumun davalı olarak gösterilmesi, öte yandan Kurum lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla kamu düzeni nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü oy birliği ile aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "I-Davacının istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulüne HMK'nın 353/1-b.2 gereği, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, II-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8147, K. 2024/9749, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8147-e-2024-9749-k-7f16431e1c28