Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7445 E. 2025/11851 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7445
Karar No
2025/11851
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3445 E., 2021/3618 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/313 E., 2021/580 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekillerinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, davalılar vekillerinin temyiz incelemesini duruşmalı yapılmasını talep ettiği, murafaa yapılmak üzere tayin olunan 13.02.2024 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaa talep eden davalı ... Tic. A.Ş. adına Av. ..., davalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına Av. ... ve davalı ... Proje Yönetimi A.Ş. adına Av. .... ile davacılar adına Av. ... geldikleri görüldükten, gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...’in davalılardan ... San. ve Tic. A.Ş.’de asansör kurucusu ve bakımcısı olarak çalışmakta iken 19.11.2015 tarihinde diğer davalı ... İnşaat’ın projesini üstlendiği, inşaat yapım işlerini ise davalı ... İnşaat’ın yaptığı inşaatta meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, manevi yönden de büyük acı ve üzüntü yaşadıklarını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... için 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı ... için 100,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, davacı ... için 100,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin istemini ... için 201.932,84 TL, ... için 1.159,94 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu iş kazasının ... İnşaat projesinde müvekkili tarafından alt işveren sıfatı ile üstlenilen edimlerin yerine getirilmesi esnasında meydana geldiğini, kazada müvekkiline yüklenecek hiçbir sorumluluk bulunmadığını, müteveffanın 01.12.1987 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, yaklaşık 28 yıl boyunca kalifiye bir işçi olarak istihdam edildiğini, müvekkili şirket ile davalılardan ... İnşaat ile akdedilen 05.01.2015 tarihli sözleşme ile ... Konut Projesinde müvekkili tarafından asansör temini ve montaj işlerinin üstlenildiğini, sözleşme uyarınca asansörün kuyusunun inşaatı ve bu inşaatın asansörün faaliyete açılması için yeterli koşulları sağlayacak niteliklere kavuşturulmasının diğer davalı ... İnşaatın yükümlülüğünde olduğunu, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... . Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde, husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin asıl işveren olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazda inşa edilecek ... Projesinin yapımı işinin anahtar teslim suretiyle davalı ... İnşaata verildiğini, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, olayda müvekkilinin kusurunun da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Proje Yönetimi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, asansör takılması işinin davalı ... Otis firmasına anahtar teslim iş olarak ihale edildiğini, müvekkili şirketin iştigal konusu olmayan asansör takılması/bakımı işinin diğer davalı ... Otis firması tarafından yapılmasının eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kazada müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, kazanın meydana geldiği alanda tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden ... Otis firmasının asıl ve tek işveren olarak tek başına sorumlu olduğunu, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, "201.932,84 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e verilmesine, davacılar ... ve ...’in destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme maddeleri, dosya kapsamındaki delillerin incelenmesi sonucu davalılar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesi uyarınca asıl-alt işveren ilişkisi olarak kabulünde bir aykırılık görülmediği, kusur raporunda davalı ... İnşaat Şirketine içinde çalışma yapılacak olan asansör kuyusu içindeki düşen tuğlaların temizlenmemesi ve örülen tuğlaların düşmeyecek şekilde sabitlenmemesi ve gerekli tüm önlemler alınmadan asansör kuyusu içinde çalışma yapılmasının istenmesi (asansörün faaliyete geçirilmesi) nedenleriyle %70 oranında, davalı ... Şirketinin asansör boşluğu içinde çalışmaya başlamadan güvenli çalışma ortamı bulunup bulunmadığının kontrol edilmeden çalışmaya müsaade edilmesi, bu yönde yönetimsel ve eğitimsel tedbirler alınmaması nedeniyle %30 kusurlu olduğu belirtildiği, davacıların murisi belirtilen inşaat iş yerinde ilk defa kaza tarihinde asansörün çalışmasının teminini sağlamak üzere görevlendirildiği önceki asansör çalıştırılmamasına yönelik aksaklıklardan haberdar olmadığı, kaza sırasında baretinin takılı olduğu iş güvenliğine ilişkin giysilerini kullanır vaziyette olduğu tespit edildiğinden kusur izafe edilmemesinde bir aykırılık görülmediği, Mahkemece davalılar ... ... Şirketi arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu kabulünde bir aykırılık görülmemekle birlikte davalı ... İnşaat Şirketinin de konut inşaatı projesini yürüten asıl işveren olduğu değerlendirilmekle bu yönden de isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacının ücretiyle birlikte yapılan ek ödemeler de ücret bordosu ile tespit edildiğinden hesaplamaya esas alınan ücrette bir aykırılık görülmediği, davalı ... Şirketi tarafından davacılar ... ve ...'e yapılan yardımların bu kişilerin maddi tazminatlarından düşüldüğü, ancak bu yardımların ifa amacını taşıdığı ispatlanmış bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf sebebinin dayanaksız bulunduğu, dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarlarında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat Tur. ve Tic. A.Ş. temyiz dilekçesinde, ihale makamı olduğunu, diğer davalılar ile arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını,olayın meydana geldiği ... Projesinin yapımı işinin müvekkili şirket ile diğer davalı ... Proje Yönetimi A.Ş. arasında imzalanan Ankara ... Projesi Müteahhitlik Hizmetleri Sözleşmesi ile anahtar teslimi esasına göre davalı ... İnşaata verildiği, müvekkili şirketin ... Projesinin yapım aşamasında faaliyet göstermediği gibi herhangi bir işçi de çalıştırmadığını, kusur raporlarında müvekkiline kusur verilmediği halde sorumlu tutulmasının ve müteveffaya kusur verilmemesinin hatalı olduğunu, ıslah edilen tutar bakımından tazminat hakkının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı dolayısıyla reddi gerektiğini, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ücretin tespit edildiğini, ikramiye, yemek vs. ek ödemelerin ücrete dahil edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı ... Proje Yönetimi A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; asıl işveren sıfatı olmadığını , davacılar murisinin müvekkili şirketten anahtar teslim iş alan ... Otis çalışanı olduğunu, ... Konut Projesinde asansör temini ve montajı işlerinin yapımı için anahtar teslim nitelikli sözleşme akdedildiğini, kendisinin inşaat işi yaptığını, asansör montajı işinin farklı nitelikte bir iş olup ... Otis firmasına verildiğini, müvekkili şirkete izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, hesap bilirkişi raporunda davacılar murisinin babası yönünden destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmadığı ve bu haliyle raporun hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili; manevi tazminata ilişkin hükümlerin de temyizen incelenmesi gerektiğini, ıslaha karşı zamanaşımı itirazının dikkate alınmadığını, zamanaşımına uğramış olan tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, müteveffanın mirasçılarına dava tarihinden önce yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda, ödenmiş olan kısımların tespit edilen tutardan düşülerek hesaplamasının yapılmadığı, tazminat tutarlarının fahiş hesaplandığı, müvekkilinin yükümlülüğünün, ... Projesi kapsamındaki asansörlerin temini ve montajı ile sınırlı olduğu, asansörün kuyusunun inşası ve bu inşaatın asansörün faaliyete açılması için yeterli koşulları sağlayacak niteliklere kavuşturulmasının diğer davalı ... İnşaatın yükümlülüğünde olduğu, davacıların murisinin ölümüne müvekkili tarafından üstlenilen asansör montajı işi ile hiçbir bağlantısı olmayan "bims" diye tabir edilen tuğla parçalarının başına düşmesinin sebep olduğu, söz konusu malzemenin, asansör montajı esnasında kullanılan bir malzeme olmayıp, bizzat davalı ... İnşaat tarafından inşa edilen asansör kuyusundan koparak müteveffanın başına düştüğünü belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. 2. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 3. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanun'un işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. 5. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. 6.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 7. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 8. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. 9. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 10. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 11. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 12. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 13. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 14. Somut olayda ,dosya kapsamında bulunan ... İnşaat Turizm ve Tic. A.Ş ile ... Proje Yönetimi A.Ş arasında imzalanan 10.07.2013 tarihli ... Projesi Müteahhitlik Sözleşmesinin konusunun müteahhitin bu sözleşmede belirtilen bedel karşılığında Ankara İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 111328 Ada 1 Parselde inşa edilecek ... Projesinin anahtar teslimi esasına göre yapımı olarak belirtildiği ,sözleşme uyarınca yapılacak işlerin kapsamının; ... projesinin anahtar teslimi (bu kavram satış ofisinin yapılması, kaba inşaat, alt yapı uygulamaları, mekanik işleri, elektrik işleri,ince işler, dekorasyon işleri ve peyzaj uygulamaları ve tüm sistemlerin devreye alınması olarak sözleşmede tanımlanmıştır) esasına göre yapımı, iskan ruhsatı alınmaya hazır halde teslim edilmesi olarak belirtildiği, yapı ruhsatında ise yapı sahibi ve yapı müteahhiti olarak ... İnşaat ..A.Ş.'nin gösterildiği; işverenin ... İnşaat A.Ş., müteahhitin ... Proje Yön. A.Ş., alt yüklenicinin ... AŞ olarak belirtildiği 15.1.2015 tarihli ... Konut Projesi Asansör Temini ve Montajı İşleri Sözleşmesine ilişkin sözleşmenin konusunun işveren ...’e ait ... yapımı gerçekleştirilecek müteahhitin taahhüdü altında inşa edilecek olan ... Konut Projesi kapsamında bulunan asansör temini ve montajı işlerinin sözleşme ve eklerine ,projelerine uygun tamamlanarak müteahhite teslim edilmesi olduğu; aynı kaza nedeniyle SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasında, 10 Hukuk Dairesinin 16.06.2025 tarihli 2025/4094 Esas sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen Ankara 16. İş Mahkemesinin 2023/375 Esas sayılı kararı ile ... Tic. A.Ş. ile ... Proje Yönetimi A.Ş. arasında 10.07.2013 tarihli ... Projesi Müteahhitlik Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme kapsamına göre ... Şirketinin işi anahtar teslim olarak davalı ... İnşaata devrettiğinin sabit olduğu, ... Proje Yönetimi A.Ş. ile ... Ofis Asansör Sanayi ve Tic. A.Ş. arasında imzalanmış ... Konutları Asansör Temini ve Montaj İşlerine ait sözleşme bulunduğu, sözleşme metninden ve tarafların sorumluluğuna ilişkin hükümlerden, ... İnşaat tarafından işin davalı ... İnşaata anahtar teslim devrinden sonra davalı ... İnşaatın asansör montaj işini davalı ... Otise devrettiği, bu haliyle işin bir bölümünü devreden davalı ... İnşaatın asıl işveren, yüklenici ... Otisin ise alt işveren olduğu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde, davalı asıl işveren ... Proje Yönetimi %67, diğer davalı alt işveren ... San. ve Tic. A.Ş %28, asıl işveren ... Proje Yönetimi şantiye şefi dava dışı ... %2, asıl işveren ... İnşaat firmasının elektrik teknikeri dava dışı ... %1, ve yine alt işveren ... Firmasının şantiye şefi dava dışı ... %2 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle karar verildiği görülmektedir. 15.Mahkemece davalıların sorumluluk durumları ve aralarındaki ilişkinin niteliği konusunda yapılan araştırma yeterli bulunmamıştır. Yapılacak iş, Ankara 16. İş Mahkemesi 2023/375 Esas 2024/415 Karar Esas sayılı rücuen tazminat dosyası içeriğinde bulunan ... Ticaret A.Ş. ile ... Proje Yönetimi A.Ş. arasında imzalanmış ... Projesi Müteahhitlik Sözleşmesi ve ... Proje Yönetimi A.Ş. ile ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında imzalanan ... Konut projesi Asansör Temini ve Montajı işleri Sözleşmesi eldeki dosyaya celbedilerek, sözleşme içerikleri, eldeki dosya içinde bulunan yapı ruhsatında yer alan yapı sahibinin ve yapı müteahhidinin ... Ticaret AŞ olduğuna dair bilgiler ile rücu dosyasında verilen karar içeriği de gözetilerek davalıların sorumluluk durumları ve aralarındaki ilişkinin niteliği ve bu kapsamda kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesidir. 16. Öte yandan, ... ..Asansör ..A.Ş. firması yetkilisi ... tarafından ... İnşaat şantiye şefi ...'a gönderilen 31.8.2015 tarihli e- mailde, asansör kapıları önlerinde açıklıklar bulunduğu, bunların kapatılması gerektiği,en üst kat kapısı yanında bulunan kumanda panosunun önünün duvar örülerek tamamen kapatıldığı,bu duvarın kumanda panosuna zarar vermeden açılması gerektiği, bu şantiye işleri tamamlanırsa asansörlerin kullanıma hazır olarak teslim edilebileceği; 04.09.2015 tarihli mailde şantiye eksikliklerinin devam ettiği, duvar kırımı, kapı kotları ve şantiyedeki pisliklerin temizlenmesine ilişkin müteahhit firmaya ait işler tamamlandıktan sonra asansör montajının en kısa sürede bitirileceğinin belirtildiği, ... İnşaat Şirketi elektrik teknikeri ... tarafından eksikliklerin tamamlandığı ve asansörün devreye alınmasının olay günü ... Otis Şirketi montaj işçisi ...'a bildirildiği, olay yeri görgü tespit tutanağında, asansörün bulunduğu alan kısmındaki yan duvarlarının üç cephesinin sıvalı olduğu, kabinin katlara açılan kapı kısmındaki sağlı sollu yerlerinin ise tuğla örülü olup sıvalı olmadığı, ayrıca en üst kat yani 24. kat asansör kule kısmındaki kolon bağlantı yerlerinde bulunan bims tuğlalarla örülü olduğu ancak bunların zemin kata kadar sıvasız olduğu, 23. kat ile 24. kat arasında asansör kayışı ile mesnet arasına sıkışmış bims tuğla parçası olduğu tespitleri yapıldığı, kolluk aşamasında beyanı alınan ... İnşaat şantiye şefi ...'ın olay meydana gelmeden önce B1 blok asansörünün 24. katındaki bims tuğla ile örülmüş tuğla duvarın ... Otis firması tarafından pano yerleştirmek amacıyla kırıldığını beyan ettiği anlaşılmakla, üst kattan davacının başına düşen tuğla parçasının asansör boşluğunda bims tuğlalar ile örülen duvarın gereği gibi sıvanmamasından mı yoksa elektrik panosunun montajı sırasında daha önce ... Otis tarafından yapıldığı iddia edilen kırım işlemi nedeniyle mi meydana geldiği araştırılarak ve yukarıda açıklamalar gözetilerek olayın gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı heyetten kusur raporu alarak, sözleşme kapsamında bu tuğla üzerine sıva yapma ve gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün kime ait olduğu irdelenerek sonucuna göre kusur oran ve aidiyeti belirlenmelidir. 17.... Proje Yönetimi A.Ş.'nin hesap bilirkişi raporunda davacılar murisinin babası yönünden pay ayrılmadığı yönündeki temyizi davalı vekilinin hesap raporuna bu yönde itiraz etmemiş olduğu gözetilerek yerinde görülmemiştir. 18.Mütevaffaya ait ücret bordrolarının celbi ile bordroda yer alan ve sürekli olarak ödemesi gereken tutarların belirlenip sadece süreklilik arz eden ödemelerin ücrete dahil edilerek maddi zarar hesaplaması yapılması gerektiği göz ardı edilerek sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Ancak, hesap raporuna esas alınan ücretin sadece ... İnşaat Turizm Ticaret A.Ş. tarafından temyiz itirazı olarak ileri sürüldüğü gözetilerek anılan şirketin sorumluluğunun belirlenmesi halinde, bu hususun göz önünde tutulması gerektiği, diğer davalılar bakımından mevcut tutarların kesinleştiği dikkate alınmalıdır. 19.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 20. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, 4. Davalılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7445, K. 2025/11851, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7445-e-2025-11851-k-a40129bce1fa