Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4 E. 2025/3150 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4
- Karar No
- 2025/3150
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/522 E., 2024/2254 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/278 E., 2022/324 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.03.2015 tarihinde asıl işvereni ... (Belediye) olmak üzere çeşitli alt işverenler nezdinde vasıflı işçi olarak çalıştığını, hâlen ... Temizlik Hiz. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şirketi (... Şirketi) işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin Genel-İş Sendikası üyesi olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesi ile toplu iş sözleşmesinin 25. maddesine aykırı bir şekilde 2020 yılı Mart ayında müvekkiline yer değişikliği ile birlikte vasıf değişikliği yapıldığını, fen işleri müdürlüğü ambar şefi iken ambar çalışanı yapıldığını, değişiklik öncesinde çıplak brüt ücreti 166,62 TL iken önce 117,71 TL'ye indirildiğini, ücrete bağlı hesaplanan ikramiye ve çocuk yardımı ücretlerinin eksik ödendiğini, 2020 yılı Ekim ayında imzalanan ve 01.10.2020 tarihinde yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi baz alınarak hesaplanması gerektiğini, uygulamanın toplu iş sözleşmesinin 60. maddesinin ücretten indirme yapılamayacağı başlığı ile düzenlenen maddesine de aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin görev değişikliğinin hukuka ve toplu iş sözleşmesine aykırı yapıldığının tespiti ile ücret, ikramiye ve çocuk yardımı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın öncelikle husumet ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının işverenin diğer davalı Şirket olduğunu, davacının müvekkili Belediyenin işçisi olmadığını, davacının talep ettiği miktarların fahiş olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde fen işlerinde görevli olduğunu, davacının yaptığı işin vasfında ve işyerinde bir değişikliğe gidilmediğini, davacının ambar şefliği görevinden ambar çalışanı yapıldığını iddiasının doğru olmadığını, müvekkili Şirket nezdinde ambar şefliği şeklinde bir görevlendirmenin söz konusu olmadığını, müvekkili Şirkette çalışan bütün işçilerin bütün alacaklarını eksiksiz bir şekilde aldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ücretinin Mart 2020 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinin 37. maddesine göre en yüksek ücret olan (F) grubu ücretten, en alttan ikinci kademe olan (B) grubu ücret kademesine düşürüldüğü, iş sözleşmesinin esaslı unsurlarından olan ücret unsurunda işçi aleyhine yapılacak bir değişikliğin geçerli olabilmesi için bunun 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiği, dosya içeriğinde davacının yazılı muvafakatine rastlanılmadığı, davacının fark ücret alacağına hak kazandığı, ücrette indirim yapıldığı için ikramiye ödemesinin eksik yapıldığı, aile-çocuk yardımının işçilerin aldıkları ücret basamağından bağımsız olarak maktu tutarda belirlendiği, dosyada yer alan bordrolarda buna uygun tahakkuklar bulunduğu anlaşıldığından fark çocuk yardımı alacağı bulunmayacağı ancak 01.01.2020 – 31.12.2021 tarihli toplu iş sözleşmesinin geçici maddesi gereği çocuk yardımı alacağının hesaplandığı, tarafların beyanları ile davalı ... ile davalı ve dava dışı Şirket arasındaki hizmet alım sözleşmeleri dikkate alındığında davacının dava konusu dönemde sigorta bildirimi yapılan işyerlerinin davalı ... nezdinde ihale kapsamında belediye hizmetlerine hizmet alımı işini alan işverenlere ait olduğu, Yargıtay ilke kararları doğrultusunda alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir işyeri devri olduğu, alt işverenlerin değişmesiyle birlikte iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçları ile birlikte devralan yeni alt işverene geçtiği ve son alt işveren ile asıl işverenin tüm işçilik alacaklarından birlikte sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, dosyadaki delil durumu ile çocuk yardımının ücret mahiyetinde olmayıp sosyal yardım niteliğinde bulunması nedeniyle faiz türünün belirlenmesinde ve ücret alacağı ile ikramiye alacağı açısından faiz türünün belirlenmesinde hatalı bir yön bulunmadığı, 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, dosya kapsamı ile fark alacakların belirlenmesinde hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı, hukuka, hakkaniyete ve usule aykırı olduğunu, 2. Davacının dava dilekçesinin sonuç kısmında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, davacı ıslah talebinde bulunmayacağı hâlde ıslah talebinde bulunduğunu ve ıslah doğrultusunda hüküm kurulduğunu, 3. Husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 4. Zamanaşıma uğramış olan alacak taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, 5. Davacı ile müvekkili Belediye arasında imzalanmış herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığını, 6. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 8. maddesi gereğince kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için Belediye tarafından fark ödenemeyeceğini, 7. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 8. Davacının işvereni olan şirketler tarafından ödemelerin eksiksiz yapıldığını, 9. Dava konusu alacaklara yasal faiz işletilmesi gerektiğini ve faiz başlangıç tarihi olarak dava ile ıslah tarihlerinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava konusu fark ücret, çocuk yardımı, ikramiye alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 1. Davacı vekili dava dilekçesinde, 2020 yılı Mart ayında müvekkiline yer değişikliği ile birlikte vasıf değişikliği yapıldığını, müvekkilinin fen işleri müdürlüğünde ambar şefi iken ambar çalışanı yapıldığını, değişiklik öncesinde müvekkilinin günlük ücreti 166,62 TL iken değişiklik sonrasında 117,17 TL'ye düşürüldüğünü iddia etmiştir. Davalı ... Şirketi cevap dilekçesinde, davacının müvekkili Şirket bünyesinde fen işlerinde görevli olduğunu, davacının yaptığı işin vasfında ve işyerinde bir değişikliğe gidilmediğini, müvekkili Şirket nezdinde ambar şefliği şeklinde bir görevlendirmenin söz konusu olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında dinlenen davacı tanıkları .... ve .... davacının hâlen aynı işi yaptığını ifade etmişlerdir. Davalılar tanığı .... ise "... kendisinin pozisyonu değişti, daha alt bir pozisyona geçirildi, depo sorumlusuydu, yine depoda çalışıyor ancak sorumlu olarak çalışıp çalışmadığını bilemiyorum, ücretinde indirim olduğunu bana söylemişti..." şeklinde beyanda bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinde belirtilen koşullar sağlanmadan davacının ücretinin düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de öncelikle davacının görevinde değişiklik yapılıp yapılmadığı ile ücret değişiminin görev değişimine bağlı olarak yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması, daha sonra ücretin toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmüne uygun olarak ödenip ödenmediğinin tespit edilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekmektedir. 2. Kabule göre de; somut uyuşmazlıkta davacı tarafından ücret, ikramiye, çocuk yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tahsili için arabulucuya başvurulmuş, anlaşamama nedeniyle 20.10.2020 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek dava açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda fark ücret alacağı 2020 yılı Ekim ayının tamamı dâhil olmak üzere hesaplanmış, arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, Mahkemece, bu döneme ilişkin talebin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... Başkanlığına iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.