Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7063 E. 2024/10042 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7063
Karar No
2024/10042
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/224 E., 2024/146 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 1997 yılından 2013 yılına kadar her yıl 6 - 8 ay arasında mevsimlik işçi olarak çalıştığı, davalı işyerinin kurulmasından hemen sonra çalışmaya başlayan davacının işe girişinin 2001 yılında yapıldığı, davalı işyerinin 2001 yılında ilk bildirimi yapmış olmasına rağmen davacının çalışmalarını eksik olarak SGK'ya bildirdiği, davacının her yıl en az 6 ay davalı firmada çalışması bulunduğu iddiasıyla davacının davalı işyerinde 1997 yılından 2014 yılına kadar her yıl en az 6 ay çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; işe giriş bildirgesinin verildiği 2001 yılından önceki döneme ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, davalı şirketin 1998 yılında kurulması nedeniyle bu tarih öncesi çalışmanın da mümkün olmadığı, 2001 tarihinden sonraki dönem için de 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiği, davalı şirketin faaliyeti sebebiyle her yıl yaz sezonunda iş durumuna göre mevsimlik işçi çalıştırıldığı, davacının 2001 yılında 41 gün, 2002 yılında 137 gün, 2004 yılında 91 gün, 2012 yılında 30 gün, 2013 yılında ise 7 gün çalışması bulunduğu, 29.11.2012 tarihinde SGK tarafından yapılan teftişte şirkette bulunan tüm devamlı ve geçici çalışanların sigortalı olduğunun tespit edildiği, davacı ve iki arkadaşının birbirlerine tanık olarak dava açtıkları, her iki tanığın da şirket ile husumet halinde olması nedeniyle beyanlarının objektif olamayacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 5 yıldan önceki taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılıkla araştırılıp iddia olunan fiili çalışmanın yöntemince ispatı gerektiği, ayrıca dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 07.04.2016 tarihli ve 2014/467 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararla dosya kapsamında mevcut Kurum kayıtlarından ve tanıkların beyanlarından davalı işyerinde mevsimlik çalışmaların genellikle Temmuz ayı ortalarında başladığı ve Ocak ayının ilk haftasına kadar devam ettiği ve davacı adına iş durumuna göre 2001-2013 yılları arasında her yıl içerisinde davalı işyerinden kısmi bildirimler yapıldığı, davalı işyerine ait dönem bordrolarından isimleri tespit olunan bordro tanıkları ... , ..., ..., ... , ... , ... , ..., ..., ..., 2001 yılı ve sonrasındaki dönemlerde davalı işyerinden çalışmaları kuruma bildirilen işyeri çalışanları olup, bu kişiler çalıştıkları dönemler itibariyle davacının davalı işyerinde Kuruma bildirim yapılmayan sürelerde de çalıştığını ispatlar nitelikte beyanlarda bulundukları, Kurum kayıtlarından davacının 21.09.2001 tarihinde davalı işyerine girişinin yapıldığı, 21.09.2001-20.10.2001 ve 02.11.2001-12.11.2001 tarihleri arasında 41 gün çalışmasının Kuruma bildirildiği, bu dönemde mevsimlik işçi olarak çalışan işçiler için yapılan sigorta bildirimlerinin davacı için bildirilen çalışma süresi ile örtüştüğü, tanıkların beyanlarının da bu kayıtları doğrular nitelikte olduğu anlaşılmakla bu dönemler yönünden tespite konu çalışma bulunmadığı sonucuna varıldığı, 2002 yılında davacı adına davalı işyerinden Kuruma bildirilen çalışma bulunmadığı, tanık beyanlarından davacının bu yılda davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı, dönem bordrolarında 2002 yılında mevsimlik işçilerin genellikle 19.07.2002 tarihinde çalışmaya başladıkları ve 04.12.2002 tarihine kadar çalışmalarının devam ettiği, bu bakımdan bildirim yapılmayan 2002 yılında davacının 19.07.2002-04.12.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının kabul edildiği, 2003 yılında davacının davacının 14.06.2003-02.08.2010 tarihleri arasında dava dışı 11057441 sicil nolu işyerinde çalışmasının bulunduğu, davalı işyerinden ise adına bildirilen çalışma olmadığı, ancak tanıkların beyanları davacının 2003 yılında davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı yönde olup bu dönemde davalı işyerinde çalışan mevsimlik işçilerin 31.01.2004 tarihine kadar sigorta bildirimlerinin yapıldığı dönem bordrolarından anlaşılmakla, tanık beyanları doğrultusunda davacının adına bildirim yapılmayan 03.08.2003-30.01.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının kabul edildiği, 2004 yılında davacı adına davalı işyerinden mevsimlik işçi olarak Kuruma bildirilen çalışma bulunmadığı, bu dönemde mevsimlik çalışanların sigorta bildirimlerinin genellikle 27.07.2004 tarihinden itibaren yapılmaya başlandığı, bildirimlerin 15.01.2005 tarihine kadar devam ettiği dönem bordrolarından anlaşılmakla tanıkların beyanları davacının bu dönemde davalı işyerinde çalıştığını kanıtlar nitelikte bulunduğundan davacının beyanının da bu yönde olduğundan davacının adına sigorta bildirimi yapılmayan 27.07.2004-15.01.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı kabul edildiği, 2005 yılında davacı adına davalı işyerinden 20.10.2005-28.12.205 tarihleri arasında 70 gün çalışmanın Kuruma bildirildiği, işe giriş bildirgesi ve dönem bordrosu ile bildirilen çalışma gün sayısının fiili çalışma süresine uygun olduğu görüldüğünden ve aksi ispat edilemediğinden bu dönemde tespite konu çalışma bulunmadığı, 2006 yılında davalı işyeri tarafından davacı adına Kuruma mevsimlik çalışma bildirilmediği, bordro tanıklarının beyanları davacının 2006 yılında da davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığını kanıtlar nitelikte bulunduğundan davalı işyerinde mevsimlik işçilerin sigortalı bildirimlerinin yapıldığı dönem olan 21.08.2006-19.01.2007 tarihleri arasında davacının mevsimlik işçi olarak davalı işyerinde çalıştığının kabul edildiği, 2007 yılında davacı adına 17.09.2007-03.11.2007 tarihleri arasında 47 gün, 2008 yılında 11.07.2008 - 03.09.2008 tarihleri arasında 54 gün, 2009 yılında 11.09.2009-20.01.2010 tarihleri arasında 130 gün, 2010 yılında 08.07.2010 - 20,09.2010 tarihleri arasında 74 gün ve 02.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 90 gün, 2011 yılında 12.07.2011-31.01.2012 tarihleri arasında 182 gün, 2012 yılında 09.10.2012-07.01.2013 tarihleri arasında 90 gün ve 2013 yılında 05.07.2013-26.12.2013 tarihleri arasında 173 gün çalışmanın davalı işyerinden Kuruma bildirildiği, işe giriş bildirgesi ve dönem bordrosu ile bildirilen çalışma süresinin fiili çalışma süresine uygun olduğu anlaşıldığından ve aksi ispatlanamadığından bu dönemlerde tespite konu çalışma bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... sigortalı sicil numaralı davacının 19.07.2002–04.12.2002, 03.08.2003–30.01.2004, 27.07.2004–15.01.2005, 21.08.2006–19.01.2007 tarihleri arasında 1052012.16 sicil dosya da işlem gören davalı şirkete ait işyerinden kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.04.2016 tarihli ve 2014/467 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince 19.02.2018 tarihli ve 2016/12598 Esas, 2018/1452 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işveren tarafından ilk hizmet bildiriminin 21.09.2001 tarihinde olduğu davacının sezonluk olarak çalıştığı, bordro tanıklarının dinlendiği, davalı işverenin 06.04.1998 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alınmış olduğu, davacıya ait 2010 yılı sonrasına ilişkin banka kayıtlarının olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı şirketin ne zaman kurulduğu ve faaliyete geçtiği araştırılmadan ihtilaf konusu dönem olan 2001 yılı öncesine ilişkin olarak bordro tanıkları dinlenmeden, tanık beyanları ile netleştirilmeden ve davacının banka kayıtlarında ki maaş ödemeleri dikkate alınıp hizmet cetveli ile birlikte değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; 2001 yılı öncesini kapsar şekilde çalışan kayıtlı bordro tanıklarını dinlemek, bordro tanığı bulunmadığı ya da beyanı ile yetinilmediği, komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının ihtilaflı dönemde fiili çalışmasının olup olmadığı hususunda yöntemince beyanlarını almak, davalı işyerinin kuruluşunu ve faaliyete başladığı dönemi araştırmak ve davacının banka kayıtlarını da değerlendirerek davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği de nazara alınarak gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bordro tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı davacının 2001 yılından 2013 yılına kadar davalı işyerinde her yıl mevsimlik işçi olarak çalışma iddiasını ispata yeterli bulunduğu, bordro kayıtlı tanık beyanlarından ve dönem bordrolarından davalı işyerinde mevsimlik çalışmaların genellikle temmuz ayı ortalarında başladığı ve ocak ayının ilk haftasına kadar devam ettiği, davacının bu dönemlerde iş durumuna göre her yıl çalışmasının bulunduğu anlaşıldığından, buna göre tespite konu dönemde ispatlanamayan 2001 yılı öncesi dönem hariç olmak üzere 2001-2013 tarihleri arasında davacının adına bildirim yapılmayan 19.07.2002-04.12.2002, 03.08.2003-30.01.2004, 27.07.2004-15.01.2005 ve 21.08.2006-19.01.2007 tarihleri arasında 1052012.16 sicil sayılı davalı işyerinde sezonluk işçi olarak çalıştığının tespiti gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1601012369085 sigortalı sicil numaralı davacının, 19.07.2002–04.12.2002, 03.08.2003–30.01.2004, 27.07.2004–15.01.2005, 21.08.2006–19.01.2007 tarihleri arasında 1052012.16 sicil dosya da işlem gören davalı şirkete ait işyerinden kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazının nazara alınmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerin üzerinden 20 yılı aşkın süre geçtiğinden tanık beyanlarının teyit ettiğinin iddia edilemeyeceği, tanık beyanlarının yetersiz olduğu, tanık beyanlarının çeliştiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının çelişkili olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 1997-2014 yılları arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak mevsimlik çalıştığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7063, K. 2024/10042, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7063-e-2024-10042-k-1e455ed0a186