Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6766 E. 2024/13146 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6766
Karar No
2024/13146
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/440 E., 2024/515 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/757 E., 2023/705 K. Taraflar arasındaki asıl davada murisin yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ve birleşen davada yersiz aylığın tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1.Asıl davada yargılamanın devamı sırasında ölen sigortalı davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10 yıldan fazla süredir emekli aylığı almakta olduğu, kendisine ait prim (askerlik borçlanması gibi) borçlarını ödediği ve emekliliğe hak kazandığı, uzun süre emekli aylığı aldığı, ancak davalı Kurumdan gelen ve iptali istenen işlem ile emekli aylığının iptal edildiği ve iptal gerekçesinde, “başka sigortalımızın prim hesabından-askerlik borçlanmasından çıkartılmış olan ödeme usulsüz olarak hesabınıza aktarılmış olduğundan ve aktarılan usulsüz ödeme gerçek ödemeyi yapan sigortalının hesabına mal edildiğinden, aylık talep tarihinde borcunuz olduğundan,” ifadelerine yer verildiği, emeklilik talebinde bulunduğu sırada kendisine prim borcunun çıkartıldığı ve tüm borcu eksiksiz yatırdığı ve o dönemde Kuruma bir borcu kalmadığı, gerekli tüm paralar ödenerek emeklilik hakkı kazanıldığı ve bu güne kadar da aylık alındığı, eğer burada bir hata ya da kasti bir yanlışlık var ise bu durumun kendisinden kaynaklanan bir yanlışlık olmadığı, bu sorunu yaşayan yaklaşık 70 kişi bulunduğu, ayrıca bu konuyla ilgili olarak o dönemde SGK’da çalışan görevliler hakkında Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, Kurumdan ilgili bilgi ve belgeler istenildiğinde ve kendisi ile aynı durumda olan diğer mağdurların ifadelerine başvurulduğunda yapılan usulsüz işlemlerin emeklilerden değil Kurumun hatasından ileri geldiğinin görüleceği, SGK’nın kendi kusurundan kaynaklanan bu yanlışlığın bedelini kusursuz olan emeklilerden almaya çalışmasının hukuka aykırı olduğu, SGK’nın gerçek sorumlu veya sorumluları bularak onlara rücu etmesi gerektiği ve kendisinin hiçbir kusuru olmadığı iddiasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Bingöl İl Müdürlüğünün 06.01.2011 tarih ve 455954 sayılı aylık iptaline dair kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen davada Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan soruşturma neticesinde Kurum Başmüfettişi tarafından düzenlenen 12.02.2010 tarih ve 309375/Srş/1 sayılı raporda, davalı ...’in prim hesabına, 30.11.1990 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 2.172.000 TL’lik giriş işleminin, 30.11.1990 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 2.172.000 TL’lik giriş işleminin, 30.08.1992 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 5.000.000 TL’lik giriş işleminin, A12 (...) kullanıcı şifresi ile yapıldığı, bu hayali işlemler dolayısıyla çıkış arşiv no.su na ve sigortalı bağ numarasına ulaşılamadığı, davalı sigortalının aktarma işlemlerine konu ödemelere ilişkin makbuzu gerek İl Müdürlüğüne gerekse Müfettişliğe / Mahkemelere ibraz edemediği, sigortalı dosyasında, başka sigortalının hesaplarından çıkarılarak davalı sigortalının hesabına girecek olarak kaydedilme işlemlerinin, hesaplar arası işlemlere dayanak teşkil edebilecek herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, söz konusu aktarma işlemlerinin gerçeğe ve yasal mevzuata aykırı bir şekilde gerçekleştirilen aktarma işlemlerinde kullanılan şifrenin ise ...’a (A12) ait olduğu ve şifre sahibinin şifrenin gerçeğe ve mevzuata aykırı olarak kullandığı/kullanılmasına sebebiyet verdiği, emekliliğe esas alınan ödemeler ve işlemlerde hile ve desise kullanıldığının teftiş raporu ile ortaya çıktığı, bu tespit işleminden sonra davalı sigortalının gerçeği yansıtmayan ödemelerinin iptal edilerek aylık almaya hak kazanamadığının tespit edildiği ve aylıklarının iptal edildiği, böylece Kurumdan alınan aylıkların ve yapılan sağlık giderlerinin haksız ve yersiz olduğu, Kurumca yapılan hesaplamada aylık bağlandığı tarihten aylıkların iptal edildiği tarihe kadar 43.705,00 TL aylık ödemesi yapıldığı, yine sigortalı ve hak sahipleri için şu ana kadar 2.202,39 TL sağlık gideri yapıldığının tespit edildiği, yapılan bu gerçeğe aykırı suç teşkil eden eylemlerden dolayı Kurumca suç duyurusunda bulunulduğu ve Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 2010/180 E. sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği, bütün bu hususlar nazara alındığında prim bedellerinin Kurum veznesine/Hesaplarına yatırılmadığının açık olduğu, iptal edilen ödemelerin bilgisayar ortamında başka bir sigortalının hesabından çıkış yapılarak davalı sigortalının hesabına aktarıldığının (girişinin yapıldığının) anlaşıldığı, bu aktarmaların ...’a (A12) ait şifre ile yapıldığı nazara alındığında şifre kullanılarak ya da kullandırılarak gerçeğe aykırı işlem yapılmasından şifre sahibi ...’ın (A12) yersiz maaş ve sağlık gideri ödenmesine sebebiyet verdiklerinden, davalı sigortalı ...’de kendisine haksız ve yersiz maaş ödendiğinden, sağlık gideri yapıldığından davalıların müştereken ve müteselsilen yapılan yersiz ödemelerden ve giderlerden sorumlu olduğu belirtilerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı sigortalıya yersiz ödenen 43.715,00 TL aylık, davalı sigortalı ve hak sahiplerine için yapılan 2.202,39 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 45.917,39 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı SGK Başkanlığı adına verilen cevap dilekçesinde, Kurum Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan soruşturma neticesinde Kurum Başmüfettişi tarafından düzenlenen 12.02.2010 tarih ve 309375/Srş/1 sayılı raporda, davalı ...’in prim hesabına, 30.11.1990 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 2.172.000 TL’lik giriş işleminin, 30.11.1990 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 2.172.000 TL’lik giriş işleminin, 30.08.1992 tarihi verilerek hayali olduğu belli olan ... arşiv no ile 5.000.000 TL’lik giriş işleminin, A12 (...) kullanıcı şifresi ile yapıldığı, bu hayali işlemler dolayısıyla çıkış arşiv no.su na ve sigortalı bağ numarasına ulaşılamadığı, gerçeğe aykırı olarak ödenmiş gibi gösterilen primler iptal edilmiş olduğundan, emekli aylığının iptal edildiği, davacı adına ve hesabına sanal olarak aktarılan primin hileli ve suç teşkil eden yollarla ödenmiş gibi gösterildiği, davacının prim borcu bulunduğundan emekli edilmesinin mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların davanın kabulünü gerektirecek nitelikte olmadığı, davanın ödendiğini iddia ettiği prim borcunun ödendiğine dair herhangi bir belge bulunmadığından ve bu yönde bir ispat da olmadığından, primlerin ödenmiş olduğu iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının kalan prim borcunu ödemediği ve ödediğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı davacının yapmış olduğu ödemenin makbuza bağlandığı iddiasının doğru olmadığı, ayrıca Kurumun personelinin işlemlerinden sorumlu olduğu iddiasının davacının prim borcunu ödediği anlamına gelmeyeceği, davacının borçlanma bedelini ödediğini ispat etmiş olmasına rağmen Kurum personelinin işleminden dolayı iptal edilmesinin söz konusu olmadığı, davacının usulüne uygun olarak yapmış olduğu ödemenin söz konusu olmadığı, davacının iyiniyetli olduğunu iddia etmesinin yerinde olmadığı ve dava konusu işlemler ile ilgili olarak Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/180 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davanın davalısı ... cevap dilekçesinde özetle; davalı ...’i tanımadığı, dava dilekçesinde davaya konu eylemin 08.04.1995 tarihinde gerçekleştiğinin ileri sürüldüğü, 1995 tarihinden itibaren 16 yıl geçtiği, kendisinin 15.07.1998 tarihinde ayrıldığı, buna göre zamanaşımı süreleri dolduğundan davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak, kendisinin sigortalama servisinde memur olarak çalıştığı, 1990 yılı başında Kurumun bilgisayar ortamına geçtiği ve o tarihlerde bilgisayara para yüklemesi yapılmadığı ve sigortalı bilgilerinin yüklenmesinde kullanıldığı, İl Müdürlüğünce kendisine verilen şifrenin sadece sigortalı bilgilerinin yüklenmesine yaradığı, veznedar ... şef olunca veznedarlık görevinin kendisine verildiği, veznede bilgisayar bulunmadığı ve veznedarların bilgisayarla bilgi işlemle ilgisinin olmadığı, bu nedenle veznedar olduktan sonra gereksiz hale gelen şifrenin iptali için Kuruma dilekçe verdiği, yine veznelerin cumartesi-pazar günleri kapalı olduğu, olayın meydana geldiği söylenen 08.04.1995 tarihinin Cumartesi günü olduğu, kendisine ait şifrenin ne olduğunu ve gerçekten iddia edilen şekilde kullanılıp kullanılmadığını bilmediği, kendisinin 15.07.1998 tarihinde Bağ-Kur’dan ayrıldığı ve geçmişin doğru şekilde ortaya konmasını sağlayacak bilgi ve belgenin davacı Kurumca imha edildiği, dava konusu olayın ceza yargılamasının Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/180 E. sayılı dosyasında görülmekte olup, bu dosyaya sunduğu delillerin bu dosyada da delil olduğunu belirttiği, davacı Kurumun sağlıklı bir bilgisayar sistemi kurmadığı ve işletmediği, her türlü suiistimale açık halde bulundurarak iyi niyetli insanların mağdur olmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle de kusurun davacı Kuruma ait olduğu, davacı Kurumun kendi elemanı olan bir müfettişe yaptırdığı incelemeyi dayanak yaparak talepte bulunduğu, müfettişçe ortaya konulan hususların ne derece doğru olduğu ve gerçekten kendisine ait şifre olup olmadığı, bu şifrenin ne olduğu, kullanılıp kullanılmadığını bilmediği ve neden şifrenin iptal edilmediği ya da ne zaman iptal edildiğini bilemediği, buna benzer 100’ü aşkın sigortalı dosyasının iptal edildiği ve hayali yükleme ve aktarmalardan söz edildiği, kendisinin 1998 yılında Bağ-Kur’dan ayrıldığı, ama 1998, 1999 ve 2000 yılları boyunca ayanı şekilde olaylar yaşandığı, benzer 100’ü aşkın dosyalarda 550’yi aşkın işlemin yapıldığından söz edildiği, bunlardan sadece 21 tanesinin kendisine ait şifre ile yapıldığının iddia edildiği, bu 21 işlemin 16 tanesinin ise cumartesi yada pazar veya bayram tatili günlerinde veya kendisinin yıllık izinde, il dışında veya raporlu olduğu günlerde yapıldığını kendi imkanları ile ortaya koyabildiği, aradan zaman geçmese ve müfettiş soruşturması olduğu halde belge, arşiv ve defterler imha edilmese olup bitenin daha iyi ortaya konulabileceği, 2010 yılında müfettişin kendisini çağırmasıyla olayı öğrendiği ve Kuruma yaptığı başvurulara kaçamaklı cevaplar verildiği ve arşivlerin, defterlerin, tahsilat makbuzlarının (bilgi işlem arşivinin ve muhasebe arşivinin) imha edildiğini bildiren böyle bir dava açmaya hakkı olmadığı, davacı Kurumun bilgisayar sistemini borç alacak durumunu sağlıklı gösterecek şekilde kurmadığı, yine müfettişin usulsüz işlemlerin hangi bilgisayarda, saat kaçta yapıldığına dair araştırmayı nedense yapmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; yaş, sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısı koşullarının yerine getiren sigortalı hakkında, cüzi fark prim borcu (340,69 TL prim aslı borcu) için sigortalıya yapılan tahsisin iptal edilmesi MK. 2. maddesine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, SGK Bingöl İl Müdürlüğünün 06.01.2011 tarih, 455954 sayılı Kurum işleminin iptaline, birleşen davanın ... mirasçısı olan davalılar yönünden reddine, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aylık koşullarını yitiren sigortalının yersiz aylık ödemesi nedeniyle iade ile yükümlü olduğu açık ise de sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve prim borcu olmaması yönünden yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip ve sigortalının sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısı koşullarının yerine getirilmiş bulunması, ancak cüzi fark prim borcu olduğunun belirlenmesi nedeniyle prim borcunun cüzi bir tutar olup, bu tutarın Kurumca her zaman tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekli iken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve ... yönünden verilen husumetten ret kararının hatalı olduğu iddiasıyla temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada murisin yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ve birleşen dava yersiz aylığın tahsiline ilişkindir. 1.Davacılar murisi 14.06.1932 doğumlu olup, 10.09.1977-24.10.1994 tarihleri arasındaki sigortalı süreleri ile 01.11.1994 tarihinden itibaren kendisine 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak 26.12.2010 tarihli denetimle hesabına usulsüz ödemeler girildiği ve prim borcu bulunduğu tespit edilen murisin yaşlılık aylığı iptal edilmiştir. Murisin prim borcunu 11.02.2011 tarihinde ödemesi üzerine kendisine yeniden yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacı asıl davada aylığın iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Kurum ise birleşen davada yersiz aylıkların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar murisi yargılamanın devamı sırasında 24.04.2014 tarihinde vefat etmiştir. 2.Murisin yaşlılık aylığının iptaline esas denetim raporu ile dosya safahatındaki verilere göre: "Kurumun (Bağ-Kur) prim alacakları 2002 yılına kadar Kurum vezneleri ile birlikte anlaşmalı bankaların veznelerine yatırılması suretiyle tahsil edilmektedir. Sigortalıların bankalar aracılığı ile yatırmış oldukları primler anında hesaplarına geçmemekte, banka şubeleri, tahsil ettikleri prim tutarlarını her ay sonunda Kurum hesaplarına aktarırlarken ayrıca tahsilât tutarlarını gösteren listeler ile banka dekontlarının bir nüshasını da ilgili il müdürlüklerine intikal ettirmektedir. Bu dekontlar, üzerinde kayıtlı Bağ-Kur numarası ile şahısların hesaplarına yüklendikten sonra, bankanın gönderdiği dekont sayısı, gönderilen prim tahsilat tutarı, yüklenen prim tahsilat tutarı şeklinde mutabakatı yapılmakta ve eşitlik sağlanmışsa, mutabakat raporu alındıktan sonra işlem neticelenmektedir. Aynı uygulama Kurum veznelerinde makbuzların elle düzenlendiği dönemlerde de geçerlilik arzetmekte yani tahsilâtları içeren makbuzlar şahıs hesaplarına personelce yüklendikten sonra makbuzların tutarı, yüklenen tutar, makbuz sayısı şeklinde mutabakat raporu alınmakta ve eşitlik sağlanmaktadır. Mutabakat raporlarında sadece bankaca gönderilen tutar ve Kurumca yüklenen tutarlar yekun olarak bulunmaktaydı. İl müdürlüğünde yüklemeyi yapan personelin yüklemeleri hangi hesaba, ne şekilde yüklendiğine dair bir icmal listesi alınamamaktadır. İcmal listesi sadece doğrudan Kurum bilgisayar sisteminden düzenlenen tahsilat makbuzlarıyla yapılan tahsilatlar için alınmaktadır. Makbuzlar yüklenirken, bilgi işlem nezdinde bir arşiv numarası oluşturularak giriş yapılmaktadır. Arşiv numarası dört ayrı unsur ile toplam on rakamdan oluşmaktadır." Murisin prim ödeme ve kayıtlarının incelenmesinde prim borçlarının banka veya Kurum veznesinden tahsilatı yapılmadan sigortalının prim hesabına girecek-çıkacak işlemi kullanılarak bilgisayar ortamında girildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda 30.01.1990 tarihinde yapıldığı kaydedilen 2.172.000'şer liralık iki ödeme ile 31.08.1992 tarihli 5.000.000 liralık bir ödemenin arşiv numaralarının sahte olduğu, bu arşiv numaraları ile prim ödemesine ulaşılamadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla murisin prim ödemelerinin sahteliği sabit olup asıl davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararı isabetsizdir. 3.Birleşen alacak davası yönünden ise 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici maddelerinde yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural bulunmadığından sonuç olarak anılan yasanın 96. maddesi Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklarda uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun genel hüküm niteliğinde bulunan 63. maddesinin ya da Medeni Kanun'un 2. maddesinin uygulanma yeri yoktur. 818 sayılı Kanun'un 63. maddesine göre, haksız (nedensiz ) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değilse de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise, ret ve geri vermekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla, iyi niyetli zenginleşen sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın, zenginleşen zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise iyi niyetli sayılmayacaktır. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi sebepsiz zenginleşmede geri verme konusunda özel bir düzenleme niteliğinde olup murisin tahsis koşullarının oluşmadığı anlaşıldığında aylık tutarlarının yasal faizi ile birlikte geri alınması mümkün olduğu gibi, ödemeye davalının kasıtlı ve kusurlu davranışının sebep olup olmadığı irdelenerek, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre, sorumluluğun kapsamı belirlenmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6766, K. 2024/13146, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6766-e-2024-13146-k-43b1449fe334