Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6735 E. 2024/12326 K. – Kurum İşlemini

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6735
Karar No
2024/12326
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3294 E., 2023/3934 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/44 E., 2022/327 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 13 Ekim 1992 tarihinden, taraflar arasında düzenlenen ikale yoluyla iş akdinin sonlandığı 31.01.2020 tarihine kadar çalıştığını, tekniker olarak göreve başladığını, 657 sayılı Kanun'un ek I sayılı cetvelinin II. Teknik Hizmetler Sınıfının c bendi uyarınca tekniker olarak 1 dereceden 2200 ek gösterge ile aylık, diğer hak ve istihkaklarını aldığını, 2017 yılında mühendislik fakültesinden mezun olduğunu, davalı işyerine başvurarak mühendislik ünvanı verilmesini intibakının yapılmasını ve ek göstergesinin 3600 olarak düzeltilmesini istediğini, Tunceli İl Telekom Müdürlüğü tarafından talep doğrultusunda yapılan idari işlem ile birlikte davacının ek göstergesi Temmuz 2017 tarihinden itibaren 3600'e çıktığını, davalı şirket tarafından davacının kabul edilen kanun ve hukuka uygun talebi uyarınca Temmuz 2017 tarihinde 3600'e yükseltilen ek göstergesinin, Temmuz 2019 tarihinde hiçbir gerekçeye dayandırılmadan, yazılı bildirim dahi yapılmadan 2200'e geri çekildiğini belirterek, davalının usul ve kanuna aykırı işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, husumet yöneltilemeyeceğini, davanın SGK aleyhine idari yargıda açılması gerektiğini, davacının müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı hiçbir dönemde mühendis kadrosunda çalışmadığını ve kendi talebi doğrultusunda ikale sözleşmesi yapılarak iş akdinin sonlandığını, davacının talebinin usul ve kanuna da aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili özetle; müvekkilinin 16.10.1992 tarihinde Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü bünyesinde işe girdiğini, 31.01.2020 tarihinde ikale yolu ile iş akdinin sona erdiğini, müvekkilinin tekniker unvanı ile işe başladığını, 657 sayılı Kanun'un ek 1 sayılı cetvelinin II/c bendi uyarınca tekniker olarak 1. dereceden 2200 ek gösterge ile tüm aylık diğer hak ve istihkaklarını aldığını, 2017 yılında endüstri mühendisliği bölümünü bitirerek mühendis unvanını aldığını ek göstergesinin 1 sayılı cetvelin II/a bendi uyarınca 3600'e çıkarılmasını talep ettiğini, Tunceli İl Telekom Müdürlüğü tarafından talebi doğrultusunda yapılan idari işlem ile birlikte müvekkilinin ek göstergesinin Temmuz 2017 tarihinden itibaren 3600'e çıkarıldığını, ancak Temmuz 2019 tarihinde hiç bir gerekçeye dayandırılmadan yazılı bildirim dahi yapılmadan ek göstergesinin 2200'e geri çekildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmiş İdare Mahkemesi kararları nazara alınarak İş Mahkemesinin görevli olduğunun göz önünde bulundurularak esasa ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Davacının özelleştirme öncesinde davalı nezdinde çalışmaya başladığı, özelleştirme sonrasında önceki hukuki hakları da korunmak üzere davalı nezdinde işçi olarak çalışmaya devam etttiği, dava konusunun ise davacının 2200 olan ek göstergesinin 3600 olarak düzenlenmesi talebinden ibaret olduğu, iş hukukunda ek gösterge kurumunun bulunmadığı, davacının sahip olduğu ek gösterge hakkının ise davalı işverenin özelleştirme öncesinde kamuya ait olması sebebiyle doğmuş olduğu, bu nedenle davanın idari yargıda çözülmesi gerektiği yönündeki Mahkeme tespit ve gerekçesinde bir hatanın bulunmadığı anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, İdare Mahkemesinin yönlendirmesi üzerine işbu davayı açtıklarını, iş mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, görevli Mahkemenin tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesi, 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri, 5434 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri, 5510 sayılı Kanun'un 101 ve Geçici 4. maddeleri. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık, ek gösterge rakamının değiştirilmesi işleminin iptali davasında görevli Mahkemenin neresi olduğuna ilişkindir. 1-01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'a göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanun'un 32, 34 ve 37. maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür. 2-Öte yandan, “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 134. maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasından ... uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 10. maddesinde de, bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır. 3-İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na dayanılarak kurulmuştur. Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir. 4-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde: “a) (Değişik: 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden ... uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir. 4-Dosya kapsamı incelendiğinde, 13.10.1992 tarihinden 31.01.2020 tarihine kadar özelleştirme öncesi ve sonrası olmak üzere davalı bünyesinde çalışan davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı aldığı, Temmuz 2019 tarihinde ek göstergesinin düşürülmesi işleminin iptali için İdare Mahkemesince açılan davanın görev yönünden reddine karar verildikten sonra, İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmaması gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 5-Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 28.09.2015 tarih ve 2015/665 E. 2015/666 sayılı kararında da belirtildiği üzere, iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve dava açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevi belirgindir. 6-Belirtilen açıklamalar nazarında somut olaya gelindiğinde, davacının talebi nazarında, uyuşmazlığın genel mahkemelerin görev alanında olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6735, K. 2024/12326, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6735-e-2024-12326-k-dd60e101398e