Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6672 E. 2024/9430 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6672
Karar No
2024/9430
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3672 E., 2024/822 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/64 E., 2023/344 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkete ait işyerinde 10.06.2008 tarihinde işe başladığını, işten ayrıldığı 13.07.2009 tarihine kadar plastik enjeksiyon operatörü olarak kesintisiz ve aralıksız çalıştığını, buna rağmen davalı şirket tarafından müvekkilin sigortasının tam olarak gösterilmediğini, çalışmaya başladığı ilk günden uzunca bir süre Kuruma bildirilmediğini, davalı işyerindeki çalışmalarının yalnızca son 27 günlük sigorta kaydının uygun biçimde yapıldığını, fiilen çalışmaya başladığı tarihten itibaren işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildiriminin gerçeğe ve usulüne uygun yapılmadığını belirterek davacının Kuruma bildirilmeyen 10.06.2008 - 17.06.2009 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının 17.06.2009 - 13.07.2009 tarihleri arasında müvekkil şirkette çalıştığını, bundan başka bir çalışması bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi 10.06.2008 tarihinde işe başlamasının söz konusu olmadığını, davacının 10.06.2008 - 17.06.2009 tarihleri arasındaki çalışma iddiasına ilişkin davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerekeceğini, müvekkilinin, yükümlülüklerini usulünce yerine getiren, sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, daha evvel böyle bir davanın da muhatabı da olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin müvekkilinin davalı nezdinde 10.06.2008-13.07.2009 döneminde sigortalı olarak çalıştığını iddia ettiğini, hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde davacının 17.06.2009 tarihi öncesi işe girişinin bulunmadığının görüldüğünü, davacının 10.06.2008-17.06.2009 dönemine yönelik talebinin hak düşürücü sürenin dolmuş bulunması nedeniyle reddinin gerekeceğini, bu tür davalarda çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğunun özel bir duyarlılıkla araştırılması gerektiğini, çalışma olgusunun hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı iledavanın açıldığı tarih itibari ile 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçmediğini, eksik inceleme ile sonuca gidildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin isabetli olduğunu, ancak davalı lehine AAÜT’nin 6 ncı maddesi gerekçe gösterilerek vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, AAÜT’nin 6 ncı maddesinde; anlaşmazlığın giderilmesinden bahsettiğini, eldeki davada ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra bir celse daha yapılıp 2. celsede karar verildiğini, bu durumda AAÜT’nin 6 ncı maddesi gereğince karar verilemeyeceğini, her ne kadar ilk derece Mahkemesince AAÜT’nin 6 ncı maddesinin uygulanmasına davalı Kurum tarafından gönderilen belgelerin eksik olması gösterilmişse de ön inceleme tutanağında davalı Kuruma yazılan müzekkereye cevap verildiğinin geçtiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı şirket vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İzmir 1. İş Mahkemesince verilen 05.10.2023 tarih, 2023/64 Esas ve 2023/344 Karar sayılı kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 10.06.2008 - 17.06.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6672, K. 2024/9430, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6672-e-2024-9430-k-2a8df3802787