Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6640 E. 2024/12235 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6640
- Karar No
- 2024/12235
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/325 E., 2024/613 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/212 E., 2022/311 K.
Taraflar arasındaki asıl davada yersiz aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı ile birleşen davada aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davanın davacısı- birleşen davanın davalısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davanın davalısı - birleşen davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA 1.Asıl davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Kurumdan 2205701119 tahsis numarasıyla aylık almaktayken, Kurum denetmen raporuna istinaden sahte işyerinde çalışmalarının bulunması nedeniyle günlerinin iptal olduğu, aldığı emekli aylığı iptal edilerek 01.12.2011 - 16.07.2016 dönemi yersiz ödenen aylıklar ve sağlık giderlerinin adına borç olarak kaydedildiği, bu borcun tahsili amacıyla İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2017/9977 Esas sayılı icra dosyasıyla izlenmesine geçildiği, ancak borca yasal süresinde itiraz edildiğinden takibin durduğu iddiasıyla borçlunun itirazının iptaline, icra takibinin sürdürülmesine ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...’ın 14.11.2011 tarihinde Kuruma başvurarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, bu talebi sonucunda kendisine bağlanan yaşlılık aylığının, Temmuz 2016 tarihinde “hizmet günlerinin dolmadığı (30 gün), sehven yaşlılık aylığı bağlandığı” gerekçesiyle davalı Kurum tarafından kesildiği, davacının cahil ve mevzuattan habersiz olması nedeniyle eksik olduğu iddia edilen sigortalı günlerini yeniden sigortalı işe girip çalışmaya başlayarak tamamladığı, akabinde 2017 yılında yaptığı 2. başvurusuna istinaden kendisine yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak davalı Kurumun davacıya iptal öncesi ödenen yaşlılık aylıklarının tamamının Kuruma geri ödenmesi için İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2017/9977 sayılı dosyasından 61.363,52 TL miktarlı ödeme emri gönderdiği, takibe yasal süresi içinde itiraz edildiğinden İzmir 12. İş Mahkemesinin 2018/212 Esas sayılı dosyasında davalı Kurum tarafından itirazın iptali talebiyle dava açıldığı, anılan iptal işlemi nedeniyle davacının davalı Kurumda bulunan sicil dosyasında yaptıkları inceleme sonucunda davacının nizasız ve fasılasız ödediği İBS primlerinin davacının sigortalı hizmet dosyasında dikkate alınmayarak 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 döneminde yatırılan prim ödemelerinin 506 sayılı Kanun kapsamında SSK kayıtlarına geçerek (emanete alınmış olabilir) Bağ-Kur hesabına mahsup edilmediği, yatırılan İBS primlerinin girdi-çıktılar halinde eksik hesaplandığı, davacının 2009 ve 2011 yapılandırma yasalarından faydalanmasına rağmen bu toplu hesapların dikkate alınmadığı gibi eksik prim ödemelerinin yapılandırma sırasında tamamlatılmaması (Kurum görevlisinin görevi ihmali) sonucunda kendisine bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiğinin görüldüğü, İzmir 12. İş Mahkemesinin 2018/212 Esas sayılı dosyasından gönderilen duruşma günü ve tensip tutanağı üzerine idari işlem ve hesaplama hatalarından haberdar olan davacının, sigortalı hizmet durumundaki aksaklıkların giderilmesi için ve hizmet tablosunda düzenleme yapılması için 16.10.2018 tarih ve 13701231 sayılı dilekçe ile davalı Kuruma yapılan başvurunun davalı Kurumun 23.10.2018 tarih ve 91715428-20502.01-E.141105283 sayılı cevabi yazısı ile reddedildiği, davacının davalı Kurumda bulunan sigortalı hizmet ve İBS dosyasının yeniden incelenmesi sonucu kendisinin 506-5510 sayılı Kanunlar kapsamında nizasız ve fasılasız olarak İBS primlerini ve 2009-2011 yapılandırma yasalarından faydalanarak eksik kalan toplu primlerini ödediği dikkate alınarak davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebine dair davalı Kuruma verdiği 14.11.2011 tarihli dilekçe tarihine kadar sigortalı hizmet günlerini, sigortalılık süresini, yaşını tamamlamasından dolayı 01.12.2011 tarihinden itibaren davacıya bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Kuruma herhangi bir borcunun olmadığı, dava konusunun zamanaşımına uğradığı, davalının davacı ... oyalaması, yasa dışı olarak yaşlılık aylığı almaya yönelik bir davranış ve tutum içine girmediği, kötüniyetli bir eylemde bulunmadığı, davacının Kuruma verdiği 14.11.2011 tarihli dilekçeyle yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum görevlilerinin aradan geçen uzun süreden sonra, davalının hizmetlerini eksik olarak hesaplayıp dava konusu döneme ilişkin borç çıkardıkları, Kurum görevlilerinin 31 günlük prim günü çıktığını beyan ederek yaşlılık aylığının iptal edildiği ancak, davacının çalışmalarının tam olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile ...’ın 15.09.1980 ilk işe giriş tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında ... sigorta sicil numarası ile tescilli olduğu, 15.09.1980 - 09.10.2006 tarihleri arasında muhtelif işyerlerinde sigortalı çalışmasının bulunduğu, 01.11.2006-31.05.2007 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu, 02.06.2007 - 13.11.2007 tarihleri arasında sigortalı çalıştığı, 01.01.2008 - 30.09.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğu, 01.10.2008 - 07.09.2010 tarihleri arasında da 6693441621 Bağ-Kur sicil numarası ile isteğe bağlı sigortalı olduğu, 13.09.2011 - 17.10.2011 tarihleri arasında sigortalı çalıştığı, 25.07.1987 - 25.07.1989 tarihleri arası için toplam 720 gün doğum borçlanması yaptığı, Kurum kayıtlarına 14.11.2011 tarihinde intikal eden tahsis talep dilekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, kendisine 01.12.2011 tarihinden itibaren 2205701119 tahsis numarası ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, düzenlenen mükteza tablosundan; 720 gün doğum borçlanması, 2014 gün sigortalı hizmeti ve 870 gün Bağ-Kur hizmeti nazara alınarak kendisine 3604 gün üzerinden aylık bağlandığı anlaşılmıştır. Sonrasında Sosyal Güvenlik Denetmeni Gürol Yebrem tarafından düzenlenen 22.01.2016 tarih, 2016/GY-07 sayılı rapor gereğince, ...’ın 13.09.2011 - 17.10.2011 tarihleri arasında toplam 35 gün çalışmasının bildirildiği Kurumda 1312431.035 sicil sayılı dosyada işlem Zarit İnş. Nak. Rek. Med. Klim. San. Tic. Ltd. Şti unvanlı işyerinin sahte işyeri olduğu belirlendiğinden, ...’ın bu işyerinde geçen 35 günlük hizmetinin iptali sonucu prim ödeme gün sayısı 3569 güne düştüğünden yaşlılık aylığının iptal edildiği ve 01.12.2011 - 16.07.2016 süresi için yersiz ödenen aylıklarının adına borç kaydedildiği, davacı tarafından 10.08.2016 tarih, 10871906 varide sayılı dilekçe ile 11.10.1995 - 11.10.1997 devresi için 30 gün doğum borçlanması yapıldığı, 01.08.2016 - 16.08.2016 tarihleri arasında Kurumda [TCKN] sicil numarası ile tescilli işyerinde ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışma kapsamında 16 gün çalışıltığı ve ... tarafından Kurum kayıtlarına 18.08.2016 tarih, 11.251.913 varide sayısı ile intikal eden tahsis talep dilekçesi ile yeniden yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulduğu, 1995 gün sigortalı hizmeti, 870 gün Bağ-kur hizmeti ve 750 gün doğum borçlanması toplamı 3615 gün üzerinden kendisine yeniden 01.09.2016 tarihinden itibaren 2205701119 tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı Bağ-Kur hizmetinin 2 yıl 5 ay değil 2 yıl 6 ay olduğunu ileri sürdüğü. Karabağlar Sosyal Güvenlik Merkezi 24.01.2019 tarihli yazısında; ...’ın yalnızca 25.04.2011 tarihindeki başvurusuna istinaden 6111 sayılı Kanun'dan yararlandığı ve çıkan tutarı 27.06.2011 tarihinde ödediğinin anlaşıldığı, yazı ekindeki 1479 sigortalı bilgilerinden ...’ın 01.10.2008 tarihi itibariyle 6693441621 Bağ-Kur numarası ile tescilli olduğu, 27.06.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında 1.471,43 TL ödemesinin bulunduğu (8,72.TL fazla ödeme), 27.10.2011 tarihinde ise 6.429,00 TL doğum borçlanması ödemesinin olduğu, toplam gününün 1620 gün (2 yıl 6 ay) olduğu, bunun 720 gününün doğum borçlanması olduğu, yine dosya içeriğinde mevcut belgelerden, davacının 01.10.2008 sonrası isteğe bağlı sigortalılık seyrinin incelenmesinde isteğe bağlı gün sayısının 900 gün olduğu, buna göre davacının tahsis talep tarihi olan 14.11.2011 tarihinde iptal edilen hizmeti sonucu (2014-35) 1979 gün 4/a kapsamında hizmeti, 900 gün Bağ-Kur kapsamında isteğe bağlı sigortalılığı ve 720 gün doğum borçlanması toplamı 3599 günün bulunduğu, bu haliyle davacının prim ödeme gün sayısı şartı olan 3600 günü tamamlayamadığı, 1 gün eksiğinin bulunduğu, fazla ödeme olarak görülen 9,86.TL'nin bu bir güne sayılmasını talep ettiği, davacının tahsis talep tarihinde, doğum borçlanması ile ilgili hüküm yürürlükte olup, davacının üç çocuğu nedeniyle 2160 gün doğum borçlanması yapması ve yaşlılık aylığı için gün eksiğini tamamlaması mümkün iken tahsis için gün koşulunu tamamladığını düşünerek, 720 gün doğum borçlanma talebinde bulunması nedeniyle, Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanıp, 5 yıl süreyle yaşlılık aylığı ödemesi yapıldıktan sonra, 35 günlük sigortalılığının denetmen raporu ile iptali üzerine, tahsis için gerekli olan ( 870 gün Bağ-Kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 31 gün ), 900 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alındığında; 1 gün eksiklik nedeniyle beş yıldır ödenen aylığın yersiz ödeme kabul edilerek aylığının kesilmesi ve borç tahakkuku yapılması, Kurumun aylık bağladığı tarih itibarıyla eksik doğum borçlanma bedelini yasal faiziyle birlikte tahsil etmesinin mümkün olması karşısında, primin zamanında ödenmemesinden dolayı bir zararının bulunmadığı hususu da gözetilerek, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla doğum borçlanması yoluyla edineceği günler eklendiğinde, aylık bağlama koşullarına sahip olduğu kayıtlarla sabit ve çekişmesiz bulunan davacıya, doğum borçlanması yerine, fiilen çalışmasına karşın, sahte olduğu belirlenen başka bir işyerinden sigortalılık süresinin maledilmesi suretiyle aylık bağlanmasındaki yanlışlığın, aylık iptalini gerektirmediği, davacının başlangıç itibarıyla yaşlılık aylığı koşullarına sahip olduğu, davacıya aylık bağladıktan yaklaşık 5 yıl sonra; 870 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 31 gün / 900 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 1 gün eksiklik nedeniyle aylık iptali işleminin, sosyal güvenlik hakkının özünü zedeleyecek nitelikte bulunduğu, yeniden yapılan ve ödenen doğum borçlanması işlemiyle prim ödeme gün sayısındaki eksikliğin giderildiği aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ile davacının 14.11.2011 tarihli dilekçesine istinaden 01.12.2011 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğu, 1 gün eksiklik nedeniyle, aylık iptali işleminin sosyal güvenlik hukukunun özünü zedeleyecek nitelikte bulunduğu, yeniden yapılan ve ödenen doğum borçlanması işlemiyle prim ödeme gün sayısındaki eksikliğin giderildiği, aksi yöndeki kurum işleminin iptaliyle davacının 14.11.2021 tarihli dilekçesine istinaden 01.12.2021 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğu ve davalının borcunun bulunmadığı davacı kurumun itirazın iptali isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının davanın reddine, Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir 14. İş Mahkemesinin 2018/520 Esas sayılı dosyasındaki davacının davasının kabulüne, Kurum işleminin iptali ile davacının 2205701119 tahsis, ... sigorta sicil numaralı davacı ...’ın; 14.11.2011 tarihli dilekçesine istinaden 01.12.2011 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Sebepleri Asıl davanın davacısı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yorum yoluyla yasa maddesindeki maddi olguların değiştirilerek aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Mahkemece davacının Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılık süresi 900 gün kabul edilmek suretiyle toplam prim gün sayısının 3599 gün olduğu, yeniden yapılan ve ödenen doğum borçlanması işlemiyle prim ödeme gün sayısındaki eksikliğin giderildiği gerekçesiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, davacının 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılık süresi 870 gün olduğu, Mahkemenin tespitinin doğru olduğu varsayılsa bile prim gün sayısı 1 gün bile eksik olsa aylık bağlama şartları oluşmayacağından davacıya ilk tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanmasına olanak bulunmadığı, davacı tarafın, iptal edilen sigortalılığı hakkında da çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olduğu yönünde bir iddia ve talep de ileri sürülmediğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığı, ...'ın yaşlılık aylığı iptal edildiğine ve Kurum tarafında yapılan aylık ödemeleri ile sağlık yardımları yersiz olduğuna göre 5510 sayılı Kanunun 96/1-a.maddesi kapsamında söz konusu yersiz ödemelerin ilgilisinden tahsilini istemekte haklı olduğu, bu itibarla, asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair karar verilmesi de yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava davacısı - birleşen dava davalısı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; İzmir 12. İş Mahkemesince verilen 01.12.2022 tarih, 2018/212 Esas ve 2022/311 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, asın davanın kabulüne, İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2017/9977 Esas sayılı takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tahsilsiz ve yasal mevzuattan haberdar olmayan bir kişi olması, sosyal güvenlik mevzuatını bilmemesi nedeniyle, eksik olduğu iddia edilen sigortalı günlerini, yeniden sigortalı işe girip, çalışmaya başlayarak tamamladığı, akabinde 2017 yılında yaptığı 2.başvurusuna istinaden kendisine yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının tahsis talep tarihinde, doğum borçlanması ile ilgili hüküm yürürlükte olup, davacının üç çocuğu nedeniyle 2160 gün doğum borçlanması yapması ve yaşlılık aylığı için gün eksiğini tamamlaması mümkün iken tahsis için gün koşulunu tamamladığını düşünerek, 720 gün doğum borçlanma talebinde bulunması nedeniyle, Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanıp, 5 yıl süreyle yaşlılık aylığı ödemesi yapıldıktan sonra, 35 günlük sigortalılığının denetmen raporu ile iptali üzerine, tahsis için gerekli olan (870 gün Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 31 gün), 900 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alındığında 1 gün eksiklik nedeniyle beş yıldır ödenen aylığın yersiz ödeme kabul edilerek aylığının kesilmesi ve borç tahakkuku yapılması, Kurumun aylık bağladığı tarih itibarıyla eksik doğum borçlanma bedelini yasal faiziyle birlikte tahsil etmesinin mümkün olması karşısında, primin zamanında ödenmemesinden dolayı bir zararının bulunmadığı hususu da gözetilerek, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla doğum borçlanması yoluyla edineceği günler eklendiğinde, aylık bağlama koşullarına sahip olduğu kayıtlarla sabit ve çekişmesiz bulunan davacıya, doğum borçlanması yerine, fiilen çalışmasına karşın, sahte olduğu belirlenen başka bir işyerinden sigortalılık süresinin mal edilmesi suretiyle aylık bağlanmasındaki yanlışlığın, aylık iptalini gerektirmediği, davacının başlangıç itibarıyla yaşlılık aylığı koşullarına sahip olduğu değerlendirildiği, davacıya aylık bağladıktan yaklaşık 5 yıl sonra; 870 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 31 gün / 900 gün isteğe bağlı Bağ-kur hizmeti olduğu nazara alınırsa 1 gün eksiklik nedeniyle aylık iptali işleminin, sosyal güvenlik hakkının özünü zedeleyecek nitelikte bulunduğu, yeniden yapılan ve ödenen doğum borçlanması işlemiyle prim ödeme gün sayısındaki eksikliğin giderildiği aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ile davacının 14.11.2011 tarihli dilekçesine istinaden 01.12.2011 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğu anlaşılmış, 1 gün eksiklik nedeniyle aylık iptali işleminin sosyal güvenlik hukukunun özünü zedeleyecek nitelikte bulunduğu, yeniden yapılan ve ödenen doğum borçlanması işlemiyle prim ödeme gün sayısındaki eksikliğin giderildiği, aksi yöndeki kurum işleminin iptaliyle davacının 14.11.2021 tarihli dilekçesine istinaden 01.12.2021 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğu ve davalının borcunun bulunmadığı, dava dosyasına gelen tüm deliller ve bilirkişi raporuyla tespit edildiği, Kurum kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada yersiz aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı ile birleşen davada aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla asıl davanın davalısı-birleşen davanın davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.