Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6545 E. 2024/11003 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6545
- Karar No
- 2024/11003
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/176 E., 2024/47 K. Taraflar arasındaki görülen rücuan tazminat istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sigortalı ...'ın 15.09.2009 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda vefat ettiğini, sigortalıya tedavi olduğu dönemde 1.273,59 TL hastane masrafı yapıldığını, vefatı nedeniyle hak sahiplerine 84.820,68 TL tutarında peşin değerli gelir bağlandığını, olay üzerine açılan Çorum 4. Asliye ceza mahkemesinin 2009/456 sayılı dosyasında sanık ...'in olayda asli kusurlu bulunduğunu, sigortalının olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığına yönelik karar verildiğini, olay nedeniyle SGK rehberlik ve teftiş Başkanlığı müfettişi tarafından düzenlenen 27.04.2010 tarih 208286/İNC/20 sayılı raporda iş kazasının meydana gelmesinde davalı ...'in asli kusurlu olduğunu, davalı işverenin şirketin ise işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma vermediğinden 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi gereğince sorumlu olduğunun belirtildiğini, 550 sayılı Kanun'un 23. maddesinde işe giriş verilmemesi durumunda iş verenin sorumluluğunun düzenlendiğini, ilgili madde gereğince sigortalının işe giriş bildirgesini süresinde vermeyen davalı işveren şirketin tedavi giderleri ve bağlanan gelirlen nedeniyle tazminle yükümlü olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi halinde sigortalıya hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı zararına sebep olan üçüncü kişilere kusurlu olması halinde çalıştıranlara rücu edildiğini, ilgili madde gereğince kusurlu davranışı ile sigortalının vefatına neden olan davalı ... 'e bağlanan gelirlerin yarısında tekabül eden miktarını tazminle yükümlü olduğunu, davalılara yüklenecek kusur durumunun belirli olmaması halinde bu aşamada 10.000,00 TL 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen iddiaları kabul etmediğini, söz konusu trafik kazasında kusurunun olmamasına rağmen ceza davasında asli kusurlu olduğuna karar verildiğini, kazanın davalının kusurundan kaynaklı olduğunu, kaza sırasında kullanılan aracın kasko ve zorunlu trafik sigortasının bulunduğunu, tazminattan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. 2.Davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: müvekkili olan şirketin iş kanuna ve iş sağlığı yönetmeliğine uygun olarak işçilerin güvenli ortamda çalışmalarını sağlayan kurallara riayet eden bir şirket olduğunu, söz konusu kazanın müvekkili olan işverenin sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuata aykırı hareketi sonucunda ne de işverenin kastı sonucunda meydana gelmediğini, müvekkili olan şirketin 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin sorumlu olması için sigorta giriş bildirisinden önce iş kazasının gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, ancak söz konusu olayda iş kazası ...'ın sigorta giriş bildirisinden önce gerçekleşmediğini, davalı ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkili olan şirketinin herhangi bir ihmali veya kastının olmadığını, bu nedenle açılan davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemece özetle; “ Davanın kısmen kabulüne,” dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece özetle; “... Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Dosya içerisinde 22.09.2010, 13.06.2018 ve 21.01.2020 tarihli Kurum yazıları ile peşin sermaye değerli gelir tabloları bulunduğu ve her birinde peşin sermaye değerli gelir miktarının farklı bildirildiği anlaşılmakla, davacı Kurumdan hangi peşin sermaye değerli gelir tablosunun esas alınması gerektiği sorularak, geçerli olan tabloya göre değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekmektedir. Ayrıca, “davalı ...’in sorumluluğunun 5510 sayılı Kanun'un 21/4. fıkrası kapsamında olduğu, ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığından, tedavi giderlerinin tamamının kusur karşılığı miktarı kadar sorumluluğunun bulunduğu” belirtilmesine rağmen, anılan davalının tedavi giderlerinin yarısından sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. ” dair karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle davanın kısmen kabulüne” dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi için kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi, 438. maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439. maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı Kurum vekili ile davalı şirket vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.