Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6043 E. 2024/6523 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6043
- Karar No
- 2024/6523
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/478 E., 2024/640 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E., 2023/221 K. Taraflar arasındaki boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kocası olan ... ile evli olduğu dönemde yaşamış olduğu bir takım büyük sorunlar nedeniyle Malatya 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2022/278 Esas 2002/184 Karar sayılı kararı ile 30.04.2002 tarihinde boşandığı, boşanmadan sonra SGK'ya başvuru üzerine vefat eden babasından kaynaklı ölüm aylığı almaya başladığı, davacının 2002 yılında boşandığı eşi ile yeniden evlendiği, 2017 yılına kadar aylık aldığı, 2017 yılı Kasım ayında boşandığı eşi ... ile yeniden evlendiği, bu durumu Kuruma bildirdiği, ölüm aylığının sonlandığı, davacıya SGK tarafından yersiz ödemeler yapıldığı gerekçesi ile borç tahakkuk ettirildiği, gerekçe olarak davacının boşandığı sürede eski eşi ile birlikte yaşamasının gösterildiği, ancak böyle bir şey mümkün olmadığı, Kurum işlemenin hatalı olduğu, davacının boşandığı süre ile yeniden evlendiği süre içerisinde kesinlikle muvazaalı bir boşanma yapmadığı, bu nedenle davacının davalı Kuruma itiraz için müracaat ettiği, ancak Kurumun bu başvuruyu reddettiği, davacının boşandığı sürede kızı ile birlikte yaşadığı, kızının hemşire olması nedeniyle hamilelik ve doğum süreçlerinde yardımcı olduğu, boşandığı eşinin ise kendi evinde yaşadığı iddiasıyla davalı Kurum tarafından düzenlenen 12.11.2018 tarih MGK/194 sayılı denetim raporuna göre yapılan Kurum işlemenin iptali ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: sigortalı müteveffanın hak sahibi kızı ...'na ölüm aylığı bağlandığı, davacı ...''un boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı ve babasından ölüm aylığı aldığı iddiasını içeren şikayet mektubu üzerine SGK Antalya İl Müdürlüğü kontrol memurlarına şikayet dilekçesi intikal ettirildiği ve kontrol memuru tarafından mahallinde inceleme ve soruşturma yapıldığı, bu soruşturma kapsamında şikayet edilenin adresine gidildiği, ...'nun komşuları ile görüşüldüğü, konu ile ilgili bilgilerinin alındığı, görüşme yapılan kişilerin davacının yıllardır eşiyle beraber yaşadıklarını beyan ettikleri, Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü denetmeni tarafından mahallinde yapılan inceleme ve soruşturma neticesi düzenlenen 12.11.2018 tarih MGK/194 sayılı İnceleme Raporu ile eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiği, bu nedenle ödenen aylıkların tahsili için borç tahakkuk ettirildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; her ne kadar davacı tarafından boşandıktan sonra boşandığı eşi ... ile birlikte yaşamadığı belirtilerek Kurum işlemenin iptali ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş ise de davalı Kurum denetmeni tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucu tanzim edilen denetmen raporu içeriği, yargılama sırasında davacının ve ...'nun adres kayıt sistemindeki adreslerinden tespit edilen komşu kamu tanıkları ...'in ''...ben davacı ve ... amcanın boşandıklarını hiç duymadım. Evli olarak biliyordum. Evlerine gelip gitmişliğim yoktur. Ancak ben bahçede ... amca ile davacıyı konuşlarken, torunlarını severlerken gelip giderken görüyordum...'' şeklindeki beyanları ile davacının ikametgah adresi olarak bildirdiği ve aynı zamanda kızı ... Sungurtekin'in de ikametgah adresi olarak bildirdiği adreslere ilişkin olarak tespit edilen kamu tanıkları ..., ..., ...'ın beyanlarından, yine davacının adres olarak bildirdiği ve aynı zamanda kızı ...'ın da ikametgah adresi olarak bildirdiği adreslere (bildirilen adresin kapıcı dairesi olduğu anlaşılan) ilişkin olarak tespit edilen kamu tanıkları Kerem Akdoğan, ...'ın beyanlarından, davacı tarafın boşanılan dönemin bir kısmında ...'nun oğlu ...'nun yanına gelip gittiği şeklindeki beyanlarına istinaden ...'nun Antalya'daki adres kayıt sistemindeki adresinden tespit edilen kamu tanığı ..., ...'ün beyanlarından ve özellikle 29 Mart 2009 mahalli idareler genel seçiminde davacının ve ...'nun aynı sandık 1195 ve birbirini takip eden sıra numarası (davacı 201, ... 202 sıra no) ile oy kullandıkları, kolluk kuvvetlerinin yaptığı araştırma sonucu tanzim edilen tutanaklar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı ve ...'nun boşandıktan sonra ikinci kez evleninceye kadar fiilen birlikte yaşadıkları kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eşinden boşandıktan sonra Antalya'da yaşayan kızının yanına geldiği, bir süre kızlarının yanında kaldığı, torunlarının bakımını üstelendiği, davacının eski eşinin aynı apartmanda başka dairede ikamet ettiği, davacı ile eşinin hiç birlikte yaşamadıkları, davacının yaşadığı sağlık sorunları ve 2017 yılında geçirdiği kalp krizi ve devamında ameliyat sürecinde eşin desteği ve tarafların araya girmesi ile evlendikleri, denetim raporunun aylık alınan ve evlendikten sonraki süreçte tanzim edildiği, fiili birlikteliği doğrulayan hiç bir delil bulunmadığı, lehe tanık beyanlarının nazara alınmadığı, aynı sandıkta oy kullanmadığı aleyhe değerlendirilemeyeceği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve boşandığı eşinin 20.11.2017 tarihinde yeniden evlendiği, bu tarihten önce boşanılan eşin aynı apartmanda bitişik daireyi kiralayarak kaldığı bir dönemde işlettiği büfede kaldığı savunulduğu, iş yerinde kalma olayı mevzuata aykırı olduğu gibi inandırıcı olmaktan da uzak olduğu, bitişik dairede ev kiralanması ise Türk toplumunun yapısı ve örf ve adetleri gözetildiğinde hayatın olağan akışına aykırı olduğu, AKS adresi olarak bildirilen adreslerde tarafların oturmadığı ve tanınmadıklarına ilişkin kolluk tespitleri ve tanık beyanları mevcut olduğu, bir dönemde aynı sandıkta ardışık numaralarla oy kullanıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.