Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5997 E. 2024/5919 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5997
Karar No
2024/5919
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2534 E., 2024/460 K. KARAR : Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/402 E., 2022/361 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ile Fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 10.05.2010 - 17.02.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının hizmet akdinin davalıya iftira atmak suretiyle kendisinin feshettiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 02.05.2010 - 30.01.2013 tarihleri arasında 784 iş yeri sicil numaralı, 31.01.2013 - 17.02.2014 tarihleri arasında ise 1094222 iş yeri sicil numaralı ... unvanlı (OBA Restaurant) davalı iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işyerine adi ortaklık yoluyla ... ve ...'ın da ortak olduğunu, sadece davalının kendisine karşı dava açtığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının 17.02.2014 tarihinde çalışmaya başlayıp tüm primlerinin ödendiğini, tanıkların davacı ile birlikte sadece 2-3 yıl çalıştıklarını söylediğini, yapılan araştırmada davacıyı tanıyan olmadığının bildirildiğini ve aşamalardaki itirazlarını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin gözetilmesini ve eksik araştırma yapıldığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına davalı işyerinden düzenlenen ilk işe giriş bildirgesinin 17.02.2014 tarihlidir, bu tarihten 28.01.2016 tarihine kadar prim ödenmiştir. Davacı, 26.11.2020 tarihinde açtığı işbu davada 10.05.2010 - 17.02.2014 arasındaki sigortalılığının tespitini istemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi uyarınca sigortalılığın tespitine dair davalar 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunması halinde belgenin düzenlendiği tarihten sonraki dönem için hak düşürücü süre işlemez ise de önceki dönem için hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, 16.02.2014 tarihi ve öncesi için bu tarihi takip eden yılbaşı olan 01.01.2015 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde (en geç 31.12.2019) davanın açılmış olması gerekirken davanın 26.11.2020 tarihinde açılması sebebiyle davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla davalının ve Fer'i müdahil Kurumun istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; alacak davasında verilen kararın istinaf incelemesinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince hizmet tespiti davası açılması istenildiği, hizmet tespiti davası iş bu dava ile açılması ile sonuçta bir başka Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalarının reddedildiğini, davacının davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığının ihtilafsız olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalı iş yerinde 10.05.2010 - 17.02.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2. 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 27.05.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar, sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Hizmet tespiti davalarının işveren ve ... aleyhine açılması gerektiği de açıktır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davada taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı ve davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktalarından kaynaklanmaktadır. Davada davacıyı çalıştıran işveren adi ortaklığın davada taraf olarak yer alması gerekir. Davacı davalı olarak sadece bir ortağa dava açmıştır. Bu haliyle davanın görülmesi mümkün olmadığından zorunlu dava arkadaşlarının davaya dahil edilmek suretiyle davanın görülmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olmuştur. Diğer taraftan kabule göre hak düşürücü süre kabulü de isabetsizdir. Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir. 506 sayılı Kanunun 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır. Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir Somut olayda da, davacıya çalıştıran adi ortakların davalı olarak tamamına davanın yöneltilmesi taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği bir kısım çalışmalarının 17.2.2014 tarihinden itibaren kuruma bildirildiği blok halinde geçen işe giriş tarihi öncesindeki dönemin hak düşürücü süreye uğramadığı kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5997, K. 2024/5919, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5997-e-2024-5919-k-5bccc6892a4a