Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5873 E. 2024/8317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5873
Karar No
2024/8317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/668 E., 2024/141 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında Mahkemesince görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... nezdinde direksiyon usta öğreticisi olarak 01.01.1991 - 01.02.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1991 tarihi olduğuna karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... duruşmadaki beyanında; "Bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak için süre verilsin, ayrıca davacı bizim her işimize koşturan emektar çalışanımızdır. Davacı bizim çalışanımızdı. Ben sigortasının olmamasına da çok şaşırdım. Benim o dönemde çok işim olduğu için işi muhasebe müdürüme devretmiştim. O dönemden sonra yangın çıkmıştı. Belgelerin çoğu yanmıştı. Nasıl olur da davacı görünmüyor kayıtlarda anlamıyorum. ... Turizm AŞ. de bizim şirketimizdi. Ben davacının her türlü hizmet tespitinden kaynaklanacak külfetine razıyım, çok fena üzüldüm büyük bir haksızlık olacaktır. Davacı 1990 yılından itibaren bizde çalıştı. Davacı hangi tarihleri veriyorsa o doğrudur. Onun dürüstlüğüne çok güvenirim. Davacı iyi niyetli ve çalışkan olduğu için herhangi bir sevkte almadı, hastaneye de gitmeden çalıştı. Hakkını da aramadığı için bu duruma düştü. Yaklaşık 10 yıla yakın davacı bizde çalışmıştır. Belki daha fazlada olabilir. Bizim çok sayıda şirketimiz olduğundan ben takip edemedim" şeklinde ifade vermiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2012 tarih ve 2011/729 E. - 2012/1207 K. sayılı kararıyla; hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 10.09.2013 tarih ve 2013/372 E. - 2013/15885 K. sayılı kararı ile somut olayda, davacı tarafından Özel ... Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursundaki 01.01.1991 ilâ 01.02.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitinin talep edildiği, Mahkemece, Kuruma resmi bir bildirim yapılmadığından ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının hizmet cetvelinde, talep dönemi içinde çalışmasının olduğu ... Tur. Tic. A.Ş isimli işyeri bulunduğu, tanık beyanlarında ... şirketinin bünyesinde sürücü kursu açıldığına yönelik beyanlar bulunduğu gözetildiğinde, davalı işveren ilgili Milli Eğitim Müdürlüğünden tespit edilmeden, işyeri sicil dosyası ve davacının şahsi sicil dosyası Kurumdan celbedilip, davacının çalışmalarına ilişkin Kuruma bildirim yapılıp yapılmadığı şüphe uyandırmayacak şekilde tespit edilmeden, hak düşürücü sürenin irdelenmesini eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu belirtilerek, davacının çalışma iddiasına konu sürücü kursunun kime ait olduğu Milli Eğitim Müdürlüğünden tespit edilmeli; davalılar dışında bir işveren tespit edilmesi halinde HMK. 124 üncü maddesi uyarınca yöntemince husumet yöneltilmeli; işverene ait işyeri sicil dosyası ve davacıya ait şahsi sicil dosyası davalı Kurumdan celbedilerek, sigortalı hakkında düzenlenen ise giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı, yasal hak düşürücü süre içinde Kuruma intikal ettirilip ettirilmediği veya işyerinde davacının çalışmalarına ilişkin olarak Kurum yoklama memuru veya müfettiş tespiti olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre hak düşürücü süre irdelenmeli, şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2016 tarih ve 2013/591 E.- 2016/220 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...'ın sahibi olduğu ve aynı grup içindeki işyerlerinde eğitmen ve idari personel olarak çalıştığı, çalışmasının fiili ve gerçek olduğu, ... Turizm şirketinde sigorta kaydının bulunduğu, gelen yazı cevapları, tanık beyanları ve davalının bizzat kendi beyanından anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1991 yılında sigortasız olarak dava dosyasında geçen şirketlerde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.02.2018 tarih ve 2017/5656E.-2018/1201 K. sayılı kararı ile somut olayda, davalı ... Turizm Tic. ve San. A.Ş.'nin ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde re’sen terkin edildiği, bu durumda, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2019 tarih ve 2018/112 E. - 2019/373 K. sayılı kararı ile usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bozma kararı doğrultusunda İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/531 E. -2018/1254 K. sayılı dosyasında şirketin ihyasına ilişkin kararın ve kesinleşme şerhinin dosyaya sunulduğu, araştırılacak başka hususun kalmadığı görüldüğünden, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1991 yılında sigortasız olarak dava dosyasında geçen şirketlerde çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. E. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.03.2023 tarih ve 2022/1885 E. - 2023/2092 K. sayılı kararı ile inceleme konusu eldeki davada, davacının, davalılar nezdinde direksiyon usta öğreticisi olarak 01.01.1991 - 01.02.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1991 tarihi olduğunun tespitini istediği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1991 yılında sigortasız olarak dava dosyasında geçen şirketlerde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, tespiti istenen dönem bakımından, işverenlerin ve işyeri sicil numaralarının hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, davacının hangi işveren yanında ne kadar süre çalıştığı net olarak tespit edilmeden, her bir işveren nezdinde geçen çalışmalar ayrıştırılmadan, infaza elverişli olmayan şekilde hüküm kurulmasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2024 tarih ve 2023/668 E. - 2024/141 K. sayılı kararı ile; usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama, toplanan deliller, Özel ... Motorlu Taşıt. Sürücü Kursunun 20/02/1990 tarih ve 5552 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı yazısı ile faaliyete geçtiği ve kurucusunun ... olduğu, davacı ile davalı ...'a ait Özel ... Motorlu Taşıt. Sürücü kursu arasında yapılan sözleşmeler ile davacının 01.01.1991-20.03.1998 tarihleri arasında ve 30.09.1998-01.02.2002 tarihleri arasında bu sürücü kursunda çalıştığı, 20.03.1998 ile 30.09.1998 tarihleri arasındaki çalışmalarına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile davacının davalı ... yanında, ...'ın kurucusu olduğu Özel ... Motorlu Taşıtlar Sürücüleri Kursu adlı işyerinde 01.01.1991-20.03.1998 ile 30.09.1998-01.02.2002 tarihleri arasında asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, aksinin aynı nitelikteki yazılı delillerle ispatının gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, dava açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalılar nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.01.1991 – 01.02.2002 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1991 olduğunun tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Çekişmeli yargıda kural olarak, “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan Kurum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ila 312 nci maddelerinde (mülga 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 91 ila 94 üncü maddelerinde) düzenlenmiştir. 3. Değerlendirme 1.506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 7 nci ve 8 inci maddelerinde çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönünde düzenleme yapılmış olmakla, buna göre sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir ve kişiler ile sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü de, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından 6100 sayılı Kanun hükümleri kapsamında feragat olanaksız olduğu gibi sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da feragat edilemez. Ancak, anılan Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen hak kullanılabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkı saklı tutularak, davalının açık rızası ile dava geri alınabilir veya 150 inci maddede öngörülen hak ve olanaktan yararlanılarak dava takip edilmeyip yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucu elde edilebilir. 2.İnceleme konusu eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra dosya temyiz aşamasında iken davacı vekili tarafından 20.08.2024 tarihinde verilen dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği anlaşılmakla, Mahkemece, davadan feragat edilemeyeceği davacıya bildirilmeli, feragat beyanının HMK. 123 veya 150 inci maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 123 veya 150 inci maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise elde edilecek sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 10.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, temyiz aşamasında davadan feragat halinde 6100 sayılı HMK'nın 123 üncü maddesi uyarınca davayı geri alma ve aynı Kanun'un 150 inci maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesi için kararın bozulması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince davacının hizmet tespiti istemli açtığı davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz aşamasında davacının davasından feragat ettiğine dair dilekçe gönderilmiştir. 3. Çoğunluk görüşü ile her ne kadar sigortalının sosyal güvenlik hakkından feragat edemeyeceği, bu nedenle feragat olanaklı değilse de sigortalının 6100 sayılı HMK'nın 123 üncü maddesi uyarınca davayı geri alabileceği, ayrıca takip etmeyerek aynı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca açılamamış sayılmasını sağlayabileceği gerekçesi ile kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. II. KARŞI OY GEREKÇELERİ 4. Anayasasının 12 inci maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60 ıncı maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 5. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 92 nci maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz. 6. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. 7. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır. 8. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri; a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları Kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir. 9. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür. (Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır. III. SONUÇ: 10. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 307 nci maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil Kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. 11. Diğer taraftan yargılaması sonuçlanmış davanın temyiz aşamasında feragat ve kabulü gibi bir durumu sözkonusu olduğunda dosyanın bu konuda karar verilmek üzere geri gönderilmesine karar verilmelidir. Yargılaması sona eren bir karar artık esasa yönelik incelenmelidir. İlk Derece Mahkemesice tahkikat aşamasına kadar değerlendirilecek davayı geri alma veya takipsiz bırakma usulü işlemlerinin karar verildikten sonra esasa yönelik bozma kararı verilmediği sürece bozma nedeni yapılması olanağı usulde yer almamaktadır. Kararın esasa yönelik temyiz incelemesinin yapılması gerekirken, feragat olanaklı olmadığından, davacının bozma sonrası davranışına bırakacak şekilde geri alma veya takipsiz bırakma yönünde değerlendirilmesi için bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5873, K. 2024/8317, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5873-e-2024-8317-k-45f9f85002bc