Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5809 E. 2025/4153 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5809
- Karar No
- 2025/4153
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya ait otelde 2013-2015 yılları arasında kasaphane şefi olarak çalıştığını, müvekkilinin çalışması esnasında aylık ücretinin 2.600,00 TL olduğunu, müvekkilinin 03.09.2013 tarihinde davacıya ait iş yerinde çalışmaktayken mola esnasında A blokta yer alan odalardan bir tanesinin balkon korkuluk camı üzerine düştüğünü, bununla ilgili olarak iş yerinde iş kazası tutanağı düzenlendiğini bu durumun SGK'ya bildirildiğini, meydana gelen iş kazasında cam tabakanın müvekkilinin sol dizine düştüğünü, bu bölgede çok ciddi kesi olduğunu ve müvekkilinin sol dizinde menüsküs yırtığı meydana geldiğini, olaydan sonra müvekkilinin iki aydan fazla bir süre çalışmadığını, kendisine farklı hastahanelerden iş göremezlik raporu verildiğini, açıklanan nedenlerle davalarının kabulü ile sürekli iş göremezlik ve efor kaybı nedeniyle 2.000,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 03.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline, müvekkilinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 03.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkette şahsi sicil dosyası içerisinde sunulan İş Sözleşmesi ile 29.08.2013 ile 10.03.2015 tarihleri arasında çalıştığını, müvekkili şirkette mutfak chef departy sıfatıyla çalıştığını, bu çalışması karşılığında almış olduğu son aylık net maaşının 2.200,00 TL olduğunu, Mahkemece davacının meydana geldiğini belirttiği iş kazası sonucu varsa Sosyal Sigortalar Kurumunca yapılan veya yapılacak tahkikatın sonucunun bekletilmesi talepleri bulunduğunu, iş kazası olduğu iddia edilen olayın 03.09.2013 günü saat 13:30 sıralarında meydana geldiğini, davacının yaralandığı olayın meydana geldiğini kendisine ilk müdahale yapılarak derhal hastahaneye sevk edildiğini ve gerekli tedavilerin yapıldıktan sonra rapor süreleri sonunda vekil eden iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, açıklanan nedenlerle davacının davasının reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle "...SGK kayıtları, işyeri şahsi sicil dosyası, tanık beyanları , ATK raporu ve sair deliller toplandıktan sonra dosya kusur incelemesi yönünden A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20.06.2019 tarihli bilirkişi raporu mahkememizce yeterli görülmeyerek itirazlar da değerlendirilerek dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 03.09.2013 tarihinde ...Tesisleri Titreyengöl Otelcilik A.Ş. - ... Otelde aşçı yardımcısı olarak çalışan ...'ın, mola esnasında A blokta yer alan swimm up odaların kullanım alanında otururken, odalardan bir tanesinin balkonunda bulunan ve korkuluk görevi gören camın düşmesi ve cam parçalarının kendisine isabet etmesi sonucu yaralandığı, ... Tur. Tes. ile Yüklenici ... Cam arasında 16.04.2013 tarihli sözleşme bulunduğu, Sözleşmenin 6. 5. maddesinde işin baştan sona anahtar teslim şeklinde ... Cam firmasına verildiği, söz konusu işte davalının herhangi bir çalışması ve çalışanı olmadığı, kazanın meydana gelmesinde ihbar olunan ...şirketinin tam kusurlu olduğu, 05.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda davalının kusurlu olmadığının tespit edildiği görülmüş, 05.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun ve kusur oranlarının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ayrıca olayın oluş şekli, işverenin alması gerekli işgüvenliği önlemleri ile davacının işin güvenli bir şekilde görülmesi yükümlülüklerine uymayışları birlikte değerlendirilerek oluşa uygun olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen olayda davacının hiçbir kusurunun olmadığını, mola tatilinde işçinin temiz hava almasını sağlayacak uygun ortam sağlamayan, gerekli gözetim ödevini yerine getirmeyen işverenin kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kararının yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı sigortalının davalı işveren nezdinde kasaphane şefi olarak çalışırken 03.09.2013 tarihinde mola esnasında A blokun duvar dibinde oturduğu sırada balkon korkuluk görevini gören camın düşmesi ve sigortalıya isabet etmesi sonucu meydana gelen iş kazasında sol bacakta 5 cm lik kesi meydana geldiği, olayın iş kazası olduğuna ilişkin SGK komisyon kararında kusur oranına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece iş kazasında kusur oran ve aidiyeti yönünden 05.05.2023 tarihli raporun alındığı, raporda olayın meydana gelmesinde davacının ve davalının kusurunun bulunmadığının tespiti ile dosyaya ibraz edilen davalı ve ...Kristal Cam ... Ltd. Şti. arasında davalı işverenin turizm tesisleri kompleksi alanı içerisinde yapılmakta olan ... Otelin balkon korkuluk, parapet korkuluk, balkan ara bölme cam - paslanmaz işlerinin yüklenici tarafından ekli listelere, resimlere uygun olarak malzeme ve işçilik olarak anahtar teslim 16.04.2013 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 9, 6.5 maddesine göre 5 yıllık garanti kapsamı bulunduğu, olay nedeniyle ...Kristal Cam ... Ltd. Şti.'nin tam kusurlu olduğunun tespitinin yapıldığı , Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan; kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçların Kanunu'nun 69. maddesinde "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. " cümleleri ile düzenlenmiştir. Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle olağan sebep sorumluluğu hallerindendir. Bir başka deyişle; söz konusu sorumluluğun söz konusu olabilmesi için, yapı eserinin, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden bir zarar doğması gereklidir. Somut olayda davacı davalı işverene ait iş yerinde mola esnasında bina önünde dinlendiği sırada balkon korkuluk camının dışarıdan müdahale olmaksızın düşmesi neticesinde yaralanmış olup Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin heyet raporlarında işverence yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri kapsamında uygun mola yerinin sağlanmaması hususunun değerlendirilmediği anlaşılmakla bu husus hatalı olmuştur. Ayrıca kabule göre de işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de kusursuz sorumluluk başlığı altında TBK 69 maddesinde düzenlenen yapı malikinin sorumluluğu kapsamında işverenin yapı maliki sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığının da araştırılmaması yine hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı taraf itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın alanında uzman A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek ve işverene kusur izafe edilememesi halinde ise yapı malikinin sorumluluğuna ilişkin kusursuz sorumluluk halinin şartlarının oluşup oluşmadığı ve işverenin sorumlu tutulup tutulamayacağına da değerlendirir mahiyette oluşacak sonuca göre dosya kapsamına uygun karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.