Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5452 E. 2024/5195 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5452
- Karar No
- 2024/5195
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/424 E., 2024/571 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi SAYISI : 2021/103 E., 2023/4 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 08.01.1980 - 04.03.1982 tarihleri arasında davalıya ait ... - Türkmenoğlu İnşaat ve Tercüme Bürosu isimli işyerinde, işyerinin Giresunda bulunan inşaatında, kalıp ve tuğla-briket ustası olarak çalıştığı, davalı tarafından işe giriş bildirgesinin 07.09.1982 tarihinde verildiği, işe giriş tarihi olarak bildirilen 07.09.1982 tarihinde davacının askerliğini yaptığı, bu nedenle işveren tarafından bildirilen tarihin doğruyu yansıtmadığı iddiasıyla davacının 08.01.1980 - 04.03.1982 tarihleri arasında davalıya ait ...-Türkmenoğlu İnşaat ve Tercüme Bürosu isimli işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı, Kurum tarafından işlemlerin resmi kayıt ve belgeler nazara alınarak yapıldığı ve usulüne uygun olduğu, davacının aksi yönde iddiasını her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı deliller ile ispat etmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacının 04.03.1982 tarihinde askere gittiği, işe giriş bildirgesinin ise 31.03.1982 tarihinde Kuruma verildiği, askere giden kişinin askere gittikten sonra işe giriş bildirgesinin verilmesinin mümkün olmadığı, işe giriş bildirgesindeki tarihte oynama yapıldığı, geçersiz olan belgeye dayalı olarak dava açıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; iş yerinin dava konusu tarihlerde Kanun kapsamında olduğu, davacının uzun vade hizmet döküm cetveline göre ilk hizmet bildiriminin 02/1984 döneminde yapıldığı, dava konusu dönemde başka iş yerinden bildirim olmadığı, işveren tarafından verilen belgede davacının 15.09.1981 - 20.02.1982 tarihleri arasında davalı işyerinde tuğla ve pirket ustası olarak çalıştığının belirtildiği, davacının 04.03.1982 - 04.11.1983 tarihleri arasında askerde olduğu, davacının isticvap beyanında kendisiyle çalıştığını beyan ettiği ve dönem bordro tanıkları arasından re'sen tespit edilen ... tarafından davacının yaptığı işin ve yaptığı işe bağlı olarak inşaatta çalıştığı aşamanın tanımlandığı, davacının askere gidene kadar 8-9 ay davalı işyerinde çalıştığının beyan edildiği, yine 01/1982 döneminde hizmet bildirimi yapılan bordro tanığı ... tarafından davacıyla birlikte çalışıldığının, davacının da kendisiyle aynı işi yaptığının beyan edildiği, kendisi 1981 yılında Mart/Nisan aylarında işe başladığında davacının çalışmadığını, davacıyla 7-8 ay çalıştıklarını beyan ettiği, davacıyı tanımadığını beyan eden tanıkların yapılan işin inşaat işi olması ve inşaatın farklı kademelerinde çalışmış olmaları nedeniyle davacıyı tanımadıklarını beyan etmelerinin makul gerekçeye dayandığı, SGK tarafından davacının sicil numarasının 1982 yılının serilerinden olduğu bildirilmişse de bildirgenin Kurum kayıtlarına intikal tarihi nedeniyle 1982 yılının serisine ait olduğu, davalı tarafından verilen çalışma tarihlerini gösterir belge, tanık beyanları, davacının bildirgede yazılı tarihte askerde olması ve yukarıda açıklanan giriş bildirgesine dair çelişkili hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının askere gidene kadarki süreçte 8 ay davalı işyerinde çalıştığının ispat edildiği, talep tarihi askere sevk tarihi olan 04.03.1982 tarihi ise de askere gitmeden önce davacının işten ayrılmış olacağı, bu nedenle işveren tarafından verilen belgede yazılı 20.02.1982 tarihinin 04.03.1982 askere sevk tarihine göre kabul edilebilir olduğu, bu tarihten geriye doğru tanık beyanlarına göre 8 aylık süre hesaplandığında 20.06.1981 tarihine ulaşıldığı dikkate alınarak davacının 20.06.1981 - 20.02.1982 tarihleri arasında çalıştığının ispat edilebildiği değerlendiriliği, davacının doğum tarihi 12.04.1962 olup kabulüne karar verilen tarihlerde 18 yaşını ikmal etmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2801012748443 sigorta sicil numaralı davacının davalı adına kayıtlı 0006361 028 sicil sayılı iş yerinde 20.06.1981 - 20.02.1982 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak, sürekli ve kesintisiz şekilde, ayda 30 gün üzerinden, asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır. B.İstinaf Sebepleri: 1.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; süresi dahilinde açılmayan işbu davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından ve davalı tarafın cevap dilekçesinden de görüldüğü üzere davacının davalı iş yerinde ücret karşılığı çalışmasının bulunmadığı, ayrıca Kurum kayıtlarında da böyle bir çalışmanın olmadığı, iş yerinin gerçekten var olup olmadığının kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığının belirlenmesi, çalışma olgusunun şüphe yaratmayacak şekilde nitelikli delil ve belgelere dayandırılması gerektiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi dikkatle incelendiğinde, sigortalının işe alındığı tarihi üzerinde oynama yapılmış olduğu ve yazılı tarihin 07.09.1981 - 07.09.1982 - 07.02.1980 tarihleri ile benzerlik gösterdiği, belirtilen belge düzenlendiği yıl gereği el yazısı ile düzenlendiğinden tahrifata müsait olup tarihlerin sonradan değiştirildiğinin açık olduğu, dolayısıyla belirtilen işe giriş bildirgesinin karara gerekçe olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, davacının 1980 tarihinde davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığı, davalı tarafından durumun SGK'ya bildirilmediği, sonrasında yapılan bildirgedeki işe giriş tarihi olan 07.09.1982 tarihinde davacının askerde olduğu, davalı işverenin davacıya bonservis verdiği, bonserviste yazılı işe giriş tarihinin 15.09.1981, işten ayrılış tarihinin 20.02.1982 olduğu, davacının 08.01.1980 tarihinden askere gitme tarihi olan 04.03.1982 tarihine kadar bilfiil davalı işverenin inşaatlarında çalıştığı, bu durumun tanık ...'in beyanlarından ve dosyaya ibraz ettiği 18.08.1982 tarihli bordrodan da anlaşılacağı, tanık ...'nın belirtmiş olduğu tarihler arası 1982 yılından bir sene sonra 1983 tarihinde davacının işe başladığı iddiası gerçeğe aykırı olduğu, davacının bahsi geçen tarihte askerde bulunduğu, davacının, davalı işverene ait inşaatlarda çalıştığı, inşaatların gerekçeli kararda belirtilen 8 aylık sürede tamamlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir başka işçi tarafından aynı davalı işveren aleyhine açılan ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen davadaki kayıtlar gereğince, davalı işyerinin uyuşmazlık konusu dönemde Kanun kapsamında olduğuna ve davacı hakkında düzenlenen işe giriş bildirgesinde tahrifat yapıldığına dair Yerel Mahkemece yapılan tespitin yerinde olduğu , dinlenen bordro tanıkları ... ve ...'nun, davacının askere gitmeden önceki dönemde 7- 8 ay çalıştığına dair beyanları ile davacının çalışmasının ve hizmet ilişkisinin doğrulandığı, tespitine karar verilen hizmet başlangıç tarihinin, davacının askerlik yaptığı süreler , tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillerle uyumlu olduğu, davacının tespitine karar verilen dönemde başka işyerinde çalışmasının bulunmadığı dikkate alındığında kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 08.01.1980 - 04.03.1982 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1. 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Dava şartları" başlıklı 114 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." 2. 6100 sayılı Kanunu'nun "Dava şartlarının incelenmesi" başlıklı 115 inci maddesinin ilgili ilk iki fıkrası şöyledir: "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." 3. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un mülga 2, 6 ve 79 uncu maddeleridir. 4. 506 sayılı Kanun'un mülga 2 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir: "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar." 5. 506 sayılı Kanun'un mülga 6 inci maddesi şöyledir: "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.." 6. 506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir: "...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01/06/1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..." 3. Değerlendirme 1. 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 2. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkını kanunda belirtilen sürede kullanmaması halinde hakkın sona ermesine neden olur. Hak düşürücü süre dava şartı olup 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca hâkim tarafından re’sen gözetilir. Bir başka deyişle Mahkeme davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. 3. 506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 4. Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 5. Somut olayda, dava 20.04.2021 tarihinde açılmıştır. Davacının davalıya ait bina inşaatı iş yerinden işe giriş bildirgesinin fer'i müdahil Kurum kayıtlarına intikal tarihi 31.03.1982 olup düzeltilmiş işe giriş tarihi 07.09.1982'dir. Ne var ki davacı 04.03.1982 tarihinde askerlik için sevk edilmiş ve 04.11.1983 tarihinde terhis edilmiş olduğundan askerde olduğu 07.09.1982 tarihinde fiilen çalışması mümkün değildir. İşe giriş bildirgesindeki kazıntı, silinti ve düzeltme öncesinde yazılı tarih okunamadığından anılan işe giriş bildirgesine hukuki değer verilemez. Davalı işverene ait işyerinden davacının herhangi bir sigortalı hizmet bildirimi de yapılmamıştır. Dolayısıyla talep sonu olan 04.03.1982 tarihi esas alındığında 31.12.1982 tarihinden başlayan hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 20.04.2021 tarihi itibariyle fazlasıyla geçtiği belirgindir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.